Remarks by Federica Mogherini at the Valletta Joint Action Plan 2017 Senior Officials MeetingValletta Ortak Eylem Planı 2017 Üst Düzey Toplantısında Federica Mogherini tarafından yapılan açıklama

Valletta Ortak Eylem Planı 2017 Üst Düzey Toplantısında Federica Mogherini tarafından yapılan açıklama

Brüksel, 08/02/2017

Valletta Ortak Eylem Planı 2017 Üst Düzey Toplantısında Federica Mogherini tarafından yapılan açıklama 

Teşekkürler, George [Vella, Malta Dışişleri Bakanı],

Her şeyden önce sana sadece resmi değil, içten bir teşekkür etmek istiyorum. Bugün burada bulunmamız yalnızca, bundan bir sene önce yine Valletta’da düzenlediğimiz bir diğer çok önemli zirve toplantısının teknik devamı olmayıp aynı zamanda, Malta dönem başkanlığı ve Avrupa Birliği kurumlarının --ve sanırım hepimizin-- [birlikte verdiği] siyasi bir mesaj anlamına da gelmektedir. Senin de ifade ettiğin üzere bu aynı zamanda Malta dönem başkanlığının göç konusuna olan yaklaşımıyla da --sadece öncelikli konu olarak değil-- bağlantılı. Bu dönemde bu hususu hem Avrupa hem de ötesi için büyük önem arz ediyor. Bu itibarla, Cuma günü düzenlenen Devlet ve Hükümet Başkanları zirvesinin ardından yeniden Malta’da olmaktan gerçekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bugün [Malta] Başbakanı Joseph Muscat, dostum Carmelo Abela [Malta İçişleri ve Ulusal Güvenlik Bakanı] ve İtalya Savunma Bakanı [Roberta Pinotti] ile birlikte amiral gemisi niteliğindeki Sophia Operasyonumuz kapsamında eğitim verdiğimiz Libya Sahil Güvenlik muhafızlarına ilk diplomaları vermek maksadıyla burada olmak büyük bir memnuniyet kaynağı…

Göç yönetiminde farklı bir yolun olduğunu tüm dünyaya, Avrupalılara ve Afrika’ya göstermek doğrultusunda Malta tarafından sadece birkaç gün zarfında sergilenen kararlılığın bu üç unsuru, içinden geçmekte olduğumuz bu zor dönemde Avrupalılar olarak taşıdığımız sorumluluğun da bir parçasını teşkil ediyor.

Söylediğim gibi bugünkü toplantımız, bundan bir yıl önce yine Malta’da mutabık kaldığımız Eylem Planının uygulanması bağlamında yalnızca önemli bir adım teşkil etmekle kalmıyor; aynı zamanda burada bulunmamız siyasi bir mesaj da veriyor: burada bir araya gelerek göçün, sadece işbirliği ve ortaklık yoluyla etkin bir şekilde yönetilebileceğini bir defa daha vurgulamış oluyoruz. Dünyanın dört bir tarafında tamamıyla farklı yaklaşımları zorlayan güçler de bulunuyor: işbirliği yerine karşı karşıya kalmaya dayalı yaklaşımlar; ortaklık inşa etmek yerine duvarlar örmeyi yeğleyen yaklaşımlar; diyalog yerine [kapıların] kapatılmasını ve yasaklar konulmasını destekleyen yaklaşımlar… Ama bu Avrupa’nın tarzı değil; inanıyorum ki bu Afrika’nın da tarzı değil. Bu masanın etrafında paylaştığımız tarz da bu değil… Avrupa ve Afrika’daki siyasi koşullar, işleri sıklıkla daha karmaşık kılıyor; çünkü çok iyi biliyoruz ki kolay yanılsamaları, söylemleri satma ve kısa vadeli ve kırılgan uzlaşılar arama eğilimi, bazen gerçek cevaplar ve sonuçların aranmasına duyulan ihtiyacın önüne geçebilmektedir. George’un da ifade ettiği gibi çözümlerimiz insan odaklı olmalıdır. Bu da --bazen zor da olsa-- her iki tarafta da bizleri farklı kılandan çok bizleri bir araya getiren ortak unsurların güçlendirilmesi anlamına gelmektedir. 

Şunu daha en başından, net bir şekilde ifade etmek isterim: Avrupa kapılarını kapatmak istemiyor ve kapatmayacak da. Bu masanın etrafındaki hepimiz, hem ortağımız olan ülkeler, hem de uluslararası örgütlerle birlikte çalışmayı sürdürerek göç olgusunu adil, insani ve etkin bir şekilde yönetmek için birlikte çalışacağız.  Göç konusunda Avrupa’nın çalışma tarzı işte budur. Bunun yanında sanıyorum bir İtalyan olarak da bunu yüksek sesle ifade edebilirim: biz Avrupalılar bundan birkaç yıl öncesine kadar kendimiz de göçmendik.

Bununla birlikte hatırdan çıkarmamalıyız ki göç ve göçmen akışı, yalnızca Avrupa’ya özgü bir olgu değildir. Geçen sene Afrika’da da bunu söylemiştik: Afrika’da sizler, kendi içinizde, dünya mültecilerinin büyük bir kısmına ev sahipliği yapıyorsunuz. Afrika kıtasının kendi içinde süregelen göç hareketi, Afrika’dan Avrupa’ya yönelik göç hareketlerinde çok daha yoğun… Bu itibarla da her şeyi doğru bakış açısına oturtmakta fayda var: Afrika’dan yola çıkarak tüm dünyaya örnek teşkil etmek... Şimdi Uganda’daki durumu düşünüyorum. Bu itibarla da işbirliği ve ortaklığa dayalı ortak yaklaşımımızın doğru yaklaşım olduğuna inanıyorum. Bunun tek nedeni, bu yaklaşımın yalnızca daha adil bir yaklaşım olması değil; aynı zamanda da daha etkin bir yaklaşım olması. Bu ilintisiz de değil; çünkü Avrupa’da bizim için en ön planda olan unsur, insan unsurudur. İlk neticeleri de almaya başladık. Bir sonraki oturumda ele alacağımız dokümanlarda bu durum net bir şekilde ortaya konuluyor. George’un da ifade ettiği gibi üzerimize düşen bir görev var ve ben inanıyorum ki daha fazlasını yapmamız için, ortak bir sorumluluk da taşıyoruz. Geride bıraktığımız yıl içinde Orta Akdeniz güzergâhında 4500 can kaybı yaşandı. Bunun yanında birçok hayattı kurtarabildik de: Sadece Sophia Operasyonu tek başına 33000 kişiyi denizden kurtarmayı başardı. Bunların çoğu çocuk, bir kısmı da küçük bebeklerdi.

Ne var ki bu sayılar en aza indirgenmedikçe veya sıfırlanmadıkça yürüttüğümüz ortak çabalar başarıya ulaşmış sayılmaz; çünkü muhteşem kıtanızın her bir çocuğunun önünde, daha emniyetli ve daha iyi bir seçenek olmadıkça, görevimiz tamamlanmış sayılmaz. George çok güzel ifade etti: karşımızda duran sadece sayılar değil. Bunların her biri gerçek hikâyeler, gerçek aileler, akrabalar, dostlar: ve onlar sevdiklerinin başına neler geldiğini çoğu zaman öğrenemiyorlar bile.  

İnsanların başka yerlerde, daha iyi yaşam koşulları aramalarına engel olmamalıyız; ancak denizde, çölde meydana gelen felaketlere bir dur demeliyiz. Bu da üzerimize düşen ortak mesuliyettir: ortak sorumluluğa dayalı, iyi yönetilen hareketlilik için küresel bir sistemle birlikte yeni bir döneme girmek. Bu sadece Avrupa’nın menfaati ve sorumluluğu değildir; hem Avrupalıların, hem Afrikalıların, hükümetlerin, kurumların, bölgesel ve uluslararası örgütlerin, STÖ’lerin menfaati ve sorumluluğudur ve bu, hem milliyetin hem de siyasi ideolojilerin ötesinde bir konudur. Çünkü en önemli olan şey, insan ve insan yaşamıdır.

Bir yıl önce burada Valetta'da, sorumluluk alma ve üzerinde mutabık kaldığımız Eylem Planı çerçevesinde üzerimize düşeni yapma kararı almıştık.  Ve uygulamaya koymayı kararlaştırdığımız beş ayağın tamamında ilerleme kaydettiğimiz ve bunları tam olarak uyguladığımız takdirde ortak hedeflerimize ulaşabileceğimize gerçekten inanıyorum. Bugünkü toplantı her şeyden önce burada Malta'da bir yıl önce üzerinde mutabık kaldığımız beş ayağın uygulanmasını yeniden taahhüt etmek için bir fırsattır.   

Göçün temelinde yatan nedenlerin ortadan kaldırılmasına yapılan yatırım, hem kaçakçılarla mücadele hem de geri göndermeler vasıtasıyla düzensiz göçün durdurulması çalışmalarıyla birlikte yürütülmelidir. Ancak diğer yandan George'un da söz ettiği gibi, düzenli göç akınlarına imkân vermeli ve kriterlere uygun olanlara iltica hakkı tanımalıyız.

Bu beş eylemden hiç birisi tek başına uygulanamaz uygulanmamalıdır ve hiç biri bir diğerinden daha az ya da daha çok önemli değildir. Verilere baktığınızda Eylem Planı kapsamsındaki ikili ya da çok yönlü fonların %60'dan fazlası göçün temelinde yatan nedenlerin ortadan kaldırılmasına yatırılmıştır.   

Uzun vadeli etmenlere ilişkin bu çalışma bizim için elzemdir zira sorunun gerçek çözümünün bu olduğunu ve bunun daha da güçlendirilmesi gerektiğini biliyoruz. Bu amaçla Avrupa Birliği, yatırımların daha fazla ihtiyaç duyulduğu daha zorlu alanlarda başka bir deyişle hassas durumlarda daha fazla devreye girmesi gereken, yatırımların en çok ihtiyaç duyulan alanlara yönlendirilmesini sağlayacak özel sektörün harekete geçirilmesi amacıyla kısa süre önce [Avrupa] Dış Yatırım Planı'nı oluşturmuştur.   

Ancak bir an evvel gerçekleştirmemiz gereken hedefleri de unutmamalıyız zira her geçen gün bu güzergâhta insanlar hayatlarını kaybediyor; denizde hayatını kaybettiğini gördüklerimiz ve bizim görmediğimiz ancak çölde hayatını kaybedenler… Bu hayatların her biri çok kıymetlidir ve onları kurtarabiliriz, onları koruyabiliriz; bu tehlikeli seyahatleri önleyebiliriz eğer süreci birlikte yönetebilirsek.  

Bu nedenle faaliyetlerimizin özellikle göç üzerinde derhal etkili olabilmesini sağlamak durumundayız. Dolayısıyla beş ayak üzerindeki çalışmaların paralel bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Taslak ortak kararlarımızda benimsediğimiz yaklaşım budur ve burada özellikle Mali, Etiyopya ve Malta'ya herkesin önceliklerini dikkate alan çalışmalarından dolayı teşekkür etmek isterim. Taslak ortak kararlar, istihdam yaratılmasından düzenli göç kanallarının desteklenmesine, insan kaçakçılığından insan mobilitesi için daha iyi bir sistem yaratılmasına kadar beş ayağın tamamında kapsamlı eylemler önermektedir. Ortak çalışmamızın ilk yılında yapmayı başardığımız gibi artık  bunları gerçek eylemlere dönüştürmek zorundayız.      

Şüphesiz bir yıl içerisinde ihtiyacımız olan ve istediğimiz tüm tedbirleri uygulamaya geçiremedik ancak çalışmalarımızın yalnızca ikili düzeyde değil bölgesel düzeyde de devam ettiğini ve olumlu biçimde devam ettiğini görmek benim için cesaret vericidir.   

Rabat ve Hartum sürecinde yer alan tüm ülkelere ve Afrika Birliği'ne, işbirliğine hazır oldukları için teşekkür etmek isterim. Ayrıca Afrika Birliği Komisyonu Başkanının sevgili dostum [Nkosazana Dlamini ] Zuma'dan bir başka sevgili dostum Moussa Faki'ye [Afrika Birliği Başkanı] geçmesinden memnuniyet duyduğumu da kişisel bir not olarak ifade etmek isterim.

Görüşmelerimiz ve müzakerelerimiz devam ederken zaman zaman menfaatlerimizin örtüşmediğini ve verdiğimiz mesajların farklı yönlere gittiğini hissedebiliriz.

Fakat bunu ciddi bir şekilde düşündüğümüz takdirde bunun gerçekte böyle olmadığını anlarız. Ortak bir menfaatimiz var: göç akınlarının daha iyi yönetilmesi hususunda ortak bir sorumluluğu paylaşıyoruz. Hepimiz Akdeniz'de insanların ölmesine engel olmayı, Akdeniz'de insanların ölmemesini istiyoruz. Bu güzergahta yaşam standartlarının iyileştirilmesini istiyoruz ve Avrupalılar birbirimize yardım edebileceğimizi bilir. Avrupa Afrika'nın bazı şeyleri anlamasında yardımcı olabileceği gibi Afrika da Avrupa'ya bazı şeyleri anlamasında yardımcı olabilir. Bir örnek vereyim: Avrupalıların ekonomilerimiz ve refah sistemlerimizi için göçe ihtiyacımız olduğunu anlamaları gerekir zira mevcut demografik trendleri dikkate aldığımızda sürdürülebilirliği sağlamak durumundayız. Öte yandan Afrikalıların insan ticareti, insan hayatının yok olmasının nelere mal olacağını ve beyin göçünün kıta için ne derece tehlike arz edebileceğimi dikkate almalıdır. İşbirliği ve ortaklık ruhuyla sorunlarla pragmatik biçimde yüzleşmede birbirimize yardımcı olabiliriz. İşbirliğine dayalı çözümler üretmek birim ortak menfaatimizedir.     

Bir yıl önce Valletta'da bu güçlüğü paylaşmaya ve bunu tam bir ortaklık ve karşılıklı saygı çerçevesinde yapmaya karar verdik. Geçen Eylül ayında BM'de aynı ilkelerin ileride yapılacak Göç ve Mülteciler Küresel Sözleşmelerinin temelini oluşturduğunu görmekten onur duydum, ve IOM [Uluslararası Göç Örgütü] ile UNHCR ile bunu gerçekleştirmek için el ele vermiş bulunuyoruz.

Bugün hep birlikte inanıyorum ki tüm dünyaya örnek olduk. Göç ortaklık, işbirliği ve saygı temelinde birlikte yönetilebilir. Bu her ne kadar son günlerde pek de kendinden menkul bir mesaj olmasa da bizim ortak Avrupa, Afrika ve uluslararası yolumuz budur ve bunun sonuç vermeye başladığını görüyoruz. Taahhütleri eyleme geçirme konusunda artık iddialı olmak zorundayız. Ve bunu birlikte yaparsak insan mobilitesiyle baş edebilmenin başka bir yolu olduğunu tüm dünyaya gösterebileceğimize inanıyorum.       

Sizlere çok teşekkür ederim ve verimli bir toplantı olmasını dilerim. Daha önce de söylediğim gibi sadece teknik bir toplantı değil aynı zamanda oldukça siyasi ve sadece Avrupa ve Afrika için değil uluslararası camia için gayet güncel bir toplantı. Çok teşekkür ederim.

Video bağlantısı http://ec.europa.eu/avservices/video/player.cfm?ref=I133382