Çevre ve İklim Değişikliği: AB’nin En Önemli ve Zorlu Politika Alanları

Çevre ve İklim Değişikliği

Çevre ve iklim değişikliği, insanların yaşam kalitesiyle doğrudan ilişkili olduğu için AB’nin en önemli ve zorlu politika alanları arasında yer almaktadır. Sürdürülebilirlik, gelecek nesillerin doğal kaynakları kullanabilmeleri ve bunlardan yararlanabilmelerini sağlamak açısından önem arz etmektedir.

Birçok çevresel sorun halen çözümlenmeyi beklemektedir. Bu sorunlardan bazıları ise daha da akut hale gelmektedir.  Kaynaklara olan talebin artması, gittikçe artan biyolojik bozulmaya ve biyoçeşitliliğin azalmasına neden olmuştur. Su kaynaklarının tükenmesi ve kirlenmesi, ciddi problemlere neden olmaktadır. Su kıtlığı, 2025 yılına kadar dünya nüfusunun üçte birini etkileyecek duruma gelebilir.

Su, enerji, toprak ve orman gibi kaynaklar, ekonominin temellerini oluşturmaktadır. Ülkemizde ve tüm dünyada birçok insanın geçimi, bu kaynaklara bağlıdır.

Türkiye’deki sera gazı emisyonları, son on yılda iki kat artış göstermiştir. Aynı zamanda, Türkiye, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine en çok maruz kalan hassas bölgelerden birinde yer almaktadır. Bu yüzden, diğer bölgelerle karşılaştırıldığında Türkiye için yerinde ve iddialı iklim eylemi, rekabetçi, kaynaklarını verimli kullanan ve düşük karbonlu bir ekonomi ve dirençli bir toplum oluşturmak açısından gereklilik arz etmektedir.

AB Katılım Müzakereleri

Türkiye’nin 27. Fasıla ilişkin katılım müzakereleri, Aralık 2009 tarihinden bu yana devam etmektedir.

Çevre konusu, AB uyum sürecinde belki de en kompleks ve maliyetli alanı temsil etmektedir. 200’ü aşkın mevzuatın tamamının uygulanması,yaklaşık 70 milyar Euro değerinde yatırım gerektirmektedir. Çevre, AB mevzuatının sürekli gelişmekte olduğu ve hareketli bir hedefi temsil eden bir alandır.

Tüm bu zorluklara rağmen, Türkiye önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Ancak, bu konuya ilişkin hala yapılacak çok şey vardır.  AB, Türkiye’nin AB müktesebatına uyumlu hale gelmesini , daha da önemlisi, katılım öncesi mali yardım programı yardımıyla müktesebatı etkin bir şekilde uygulamaya koymasını desteklemektedir.

Katılım Öncesi Yardım Aracı Programı

AB, Türkiye’yi cesaretlendirmenin yanında, aynı zamanda katılım öncesi program aracılığıyla Türkiye’nin kurum ve politikalarını AB müktesebatı ile uyumlaştırma çabalarına da destek vermektedir. 2002 yılından bu yana Türkiye’ye, 6 milyar Euro değerinde katılım öncesi mali yardım ödeneği ayrılmıştır. Bu ödeneğin % 15’i (yaklaşık olarak 1 milyar Euro) ise Çevre sektörüne ayrılmıştır.

Yaklaşık 650 milyon Euro değerindeki bir diğer mali yardım desteği ise, 2014-2020 Çevre ve İklim Eylem programı kapsamında verilecektir. Bu yeni program; su, atık, kimyasallar, hava kalitesi ve tabii kaynakların yönetimi için kapasitenin geliştirilmesinin yanında, iklim değişikliğinin zorluklarına, sürdürülebilir kalkınma için çevre yönetimine ve afet yönetimine vurgu yaparak çevresel korumanın artırılmasını amaçlamaktadır.

Katılım öncesi mali yardımın büyük bir kısmı çevresel altyapıya (su arıtma ve tedariği, atıksu toplama ve arıtma, katı atık yönetimi, yağmur suyu toplama ve boşaltma gibi) ayrılmıştır. Bu durumun, fonlamanın bir sonraki döngüsünde de aynı şekilde devam etmesi beklenmektedir.