Taşımacılık Politikası ve Altyapı

Taşımacılık hizmetleri, AB - Türkiye işbirliğinin önemli oranda gelişme gösterdiği en somut alanlardan biridir. AB katılım süreci demiryolu, denizcilik, havacılık ve karayolu sektörlerinde birçok reform girişimini başlatmış ve desteklemiştir. Türk ulaştırma hizmetlerinin emniyet, güvenlik ile kalite standartları ve öncelikli olarak demiryolu altyapısı AB mevzuatı ile uyumlaştırılmaktadır. Milyonlarca AB ve Türkiye vatandaşı ile işletmeler, taşımacılık politikası alanındaki bu ortak girişimden doğrudan fayda sağlamaktadır.

Taşımacılık sektörü, lojistiğin bel kemiği olarak Türk ekonomisinin rekabet gücünü tanımlamada önemli bir rol oynamaktadır. Taşımacılık, bölgesel bütünleşme ve ticaretin kolaylaştırılmasında kilit rol oynamaktadır. AB taşımacılık politikasının Türkiye ile uyumlaştırılmasının amaçları, Türkiye’nin sosyo-ekonomik kalkınma ve  büyüme hedeflerini yansıtmaktadır.

AB havacılık, mesleki yeterlilik ve eğitim, erişim, yol güvenliği, ulusal seviyede master plan hazırlama, kentsel ulaşım planlaması, motorsuz ulaşım, intermodal taşımacılığı teşvik etme, demiryolları reformları , lojistik merkezlerin oluşturulması, denizcilik alanında alan planlaması, filo yenileme projeleri ve emisyonlar ve düşük karbonlu ulaşımı artırma stratejileri gibi alanları kapsayan büyük altyapı projelerinin yanında birçok fizikî yatırımı gerektirmeyen projelerle  taşımacılık alanında Türkiye’ye destek vermektedir.

Projelerden ayrı olarak, taşımacılık alanında Türkiye ve AB arasındaki ilişkiler oldukça sağlam ve canlıdır. Son zamanlarda, AB ve Türkiye, havacılık sektörünü tamamen serbestleştirmek amacıyla kapsamlı havacılık müzakerelerine başlama kararı almıştır. Söz konusu müzakerelerin 2016 sonbaharında başlaması beklenmektedir. Haziran 2016’da Türkiye, AB tarafından kabul edilen ve yayınlanan Trans-Avrupa Ulaştırma Ağı (TEN-T)’nın tanımını kesinleştirmiştir. Mevcut durumda, TEN-T ağı, AB kurumları tarafından finanse edilmeye elverişli bir konumdadır. Türkiye ve AB, demiryolu sektörünün serbestleştirilmesi ve altyapı kalitesinin artırılması için yakın çalışmalar içerisindedir. AB, şu ana kadar Türkiye’de yaklaşık 1000 km uzunluğunda demiryolu üzerinde rehabilitasyon gerçekleştirmiştir ve 580 milyon Euro değerinde hibe sağlamıştır.

AB, gelecek dönemlerde dünyanın başka yerlerinde de olduğu gibi, Türkiye’deki taşımacılık sistemleri hakkında planlanan kararlara ilişkin önemli sosyal ve çevresel riskler olacağını tahmin etmektedir. Kentsel ve ulusal bağlamlarda, taşımacılık; gürültü, toplumsal bozulma, açık alanların tüketilmesi ve hava kalitesinin azalması gibi birçok sonuca büyük ölçüde neden olmaktadır. Taşımacılık, en hızlı büyüyen CO2 emisyon kaynağı olup, özel araç kullanımın artmaya devam etmesi ve karayolu trafiği, özellikle kent merkezlerinde yaşayan kesimler için ciddi solunum rahatsızlıklarının yanında diğer sağlığa olumsuz etkilerle birlikte, atmosferin yüksek yoğunlukta hava kirleticilere maruz kalmasına neden olmaktadır. AB, 2014-2020 dönemlerini kapsayan yeni mali yardım programları aracılığıyla, özellikle taşımacılık sektöründe sürdürülebilirliği sağlama hedefinde Türkiye’ye destek sağlamaya devam edecektir.