HoD Ambassador Berger spoke in PSO theatre on the occasion of Europe Day

AB Delegasyon Başkanı Büyükelçi Berger'in, Avrupa Günü vesilesiyle CSO salonunda yaptığı konuşma

İyi akşamlar diliyorum,

Saygıdeğer Müsteşar Vekili Sayın Selim Yenel, saygıdeğer misafirler, hanımefendiler, beyefendiler, sevgili meslektaşlarım ve sevgili dostlarım,

İzninizle sözlerime böylesine alicenap bir ev sahipliği ile bizleri ağırlayan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ve Kültür Bakanlığı’na teşekkür ederek başlamak istiyorum. Bu vesileyle böylesi tarihi bir binada Avrupa Günü'nü kutlayabildiğimiz için ne kadar onur duyduğumuzu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Her yıl Avrupa Günü'nü 9 Mayıs’ta kutluyoruz ve 9 Mayıs’ta her seferinde Fransız Dışişleri Bakanı Robert Schuman’ın 1950 yılında ortaya koymuş olduğu vizyonu bir kere daha hatırlıyoruz. 1000 yıl boyunca Avrupa’daki halkların savaşına sebep olan çelik ve kömürü kontrol edecek milletler üstü bir organ yaratma fikriyle yola çıkmıştı ve verdiği mücadele hep barış için oldu. Fikirlerinin merkezinde bu anlayış yatıyordu.

Bugün ortaya atmış olduğu fikirlerin esasında Avrupa için savaşı düşünülmez kılan bir   siyasi işbirliğini amaçladığını daha iyi anlıyoruz. Bugün Avrupa Birliği’ne baktığımızda 4 milyon km²’lik bir alanı kapladığını, Çin ve Hindistan’dan sonra üçüncü büyük nüfusla, 508 milyon kişiyi barındırdığını görüyoruz.

Her ne kadar Avrupa milletleri arasındaki savaşlar geride kalmış olsa da, görüyoruz ki günümüz itibariyle pek çok krizle mücadele etmemiz gerekiyor. Avrupa Birliği’nin kendi mevcudiyetinin bile sorgulandığı, ekonominin son derece zor bir dönemden geçtiği ve Avrupa Birliği’nin özünü teşkil eden değerler olan dayanışma ve insani değerlerin teste tabi tutulduğu günlerden geçiyoruz. Yabancı düşmanlığı, ırkçılık, farklı olandan korkma ve diğer kültürleri yok sayma halen üzerine büyük bir güçle gitmemiz ve ilgilenmemiz gereken konuların başında geliyor.

Ve görmekteyiz ki sadece zor durumdaki ekonomi  Euro-Zone’daki gelişmelerle toparlanmakla kalmıyor, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde son dönemde yaşadığımız seçimler, Avrupa Birliği halkının son derece net bir şekilde tercihini ortaya koyduğunu da gösteriyor. Yani birlik halkı olumsuz tüm eğilimlere karşı seçimini Avrupa Birliği yönünde kullanarak birliğin geleceğini de tayin ediyor.

Avrupa Birliği’ndeki her bir vatandaşa ait olan bu tercihler  aynı zamanda bütün dünyayı da etkilemekte.

Ve esasında Türkiye de Avrupa Birliği’ne girme kararıyla son derece stratejik bir tercihi ortaya koymuş bulunuyor. Avrupa Birliği için Türkiye son derece önemli bir partner ve pek çok konuda birlikte hareket edebileceği son derece önemli bir oyuncu. Türkiye’nin istikrarlı, güvenli, ekonomik olarak başarılı ve demokratik bir Türkiye olması Avrupa Birliği’nin açık ve net arzusudur. Bu çerçevede ilişkilerimiz sadece ileriye doğru gidebilir.  Sayın Moggherini’nin sözlerinde de bunu görüyoruz; “Avrupa Birliği Türkiye’deki muhattaplarıyla sadece ileriye dönük meseleleri tartışabilir. Bizim açımızdan bu oldukça açık, dürüst, yapıcı, ciddi ve sükunet içersinde yürüteceğimiz görüşmeler olacaktır. Bu görüşmeler vatandaşlarımızın  karşılıklı faydasını gözetecek şekilde, hem Türk vatandaşlarının hem de Avrupa Birliği vatandaşlarının faydasını gözetecek şekilde yürütülecek görüşmeler olacaktır.” 

Ve bu vesileyle Sayın Bakan’a ve Avrupa Birliği Bakanlığı’nın bütün çalışanlarına, burada kendilerini temsil eden sayın Müsteşarımız nezdinde teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Aynı zamanda Türk idaresindeki pek çok muhattabımıza, burada bulunan uluslararası örgütlere ve sivil toplum kuruluşlarına, üye ülkelerin büyükelçiliklerine ve Avrupa Birliği Delegasyonu’nda son derece sıkı çalışarak bugünleri görmemizi sağlayan, geçtiğimiz yıl içerisinde desteklerini, teşviklerini esirgemeyen ve aynı zamanda son derece kararlı bir iyimserlik ve ümitle Türkiye - Avrupa Birliği ilişkilerini ileriye götürecek desteği ve imkanları bizlere amade kılan bütün herkese, ikili ilişilerimize katkı sağladıkları için bir kere daha teşekkür etmek istiyorum.

Aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’na, direktörüne ve şeflerine ve daha sonra sahne alacak olan sanatçılar, Sayın Sandra Pires’e, Ayhan Uştuk’a ve katkı sağlamış olan bütün herkese teşekkürlerimi sunmak istiyorum.