Address by Ambassador Christian Berger on the occasion of International Day of Mine Awareness and Assistance in Mine Action during a Visit to the Turkish-Iranian border near Iğdır

Dünya Mayın Tehlikelerine Karşı Korunma Günü münasebetiyle Büyükelçi Christian Berger tarafından yapılan konuşma

“Türkiye’nin Doğu Sınırlarında Mayın Temizlenmesi ve Sınır Gözetleme Kapasitesinin Arttırılması Yoluyla Sosyo-Ekonomik Gelişmenin Sağlanması” başlıklı proje kapsamında

Türkiye-İran sınırının Iğdır’a yakın kesimine gerçekleştirdiği ziyaret sırasında

Dünya Mayın Tehlikelerine Karşı Korunma Günü münasebetiyle

Büyükelçi Christian Berger tarafından yapılan konuşma

4 Nisan 2017

Aralık, Iğdır

 

3ncü Ordunun Saygıdeğer Komutanı,

Milli Savunma Bakanlığının Saygıdeğer Müsteşarı,

Türkiye Mayın Eylem Merkezinin Sayın Direktörü,

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programının Saygıdeğer Ülke Direktör Yardımcısı,

Saygıdeğer katılımcılar, çalışma arkadaşlarım,

Hanımefendiler ve Beyefendiler,

 

Tüm dünyanın kutlamakta olduğu "Dünya Mayın Tehlikelerine Karşı Korunma Günü" olan bugün, sizlerle birlikte burada bulunmaktan büyük bir onur duyuyorum.

 

Her yıl, aralarında ne yazık ki birçok çocuğun da bulunduğu yüzlerce masum insan, kara mayınlarına basarak yaralanmakta ve hatta hayatını kaybetmekte... Bundan 30 yıl kadar önce, Suriye’de BM Barış Gücü’nde görev yaparken, Golan Tepelerinde bu tür birçok olaya ne yazık ki şahsen tanıklık ettim… 

 

Kurban almanın yanı sıra kara mayınları, kalkınmayı da engelleyecek şekilde ciddi, olumsuz sosyal ve ekonomik etkiler yaratmaktadır. Mayın eyleminin amacı, mayınların temizlenmesinden mağdurlara yardıma kadar uzanan bir yelpazede mayınların yarattığı etkileri azaltmaktır.

 

Kara mayınlarına karşı yürütülen uluslararası kampanya 1997’de, taraf ülkelerin anti-personel kara mayın üretimini, transferini, depolanmasını ve kullanımını durdurmasını zorunlu kılan [bir] Mayın Yasağı Antlaşması [niteliğindeki] Ottawa Sözleşmesiyle neticelenmiştir.

 

AB, dünyanın dört bir köşesinde mayınların ortadan kaldırılması ve mayından zarar gören ülkelerin ve toplumların üzerindeki etkilerin azaltılması amacıyla, çok yoğun bir çaba sarf etmiştir. Mayınların temizlenmesi ve patlamamış mühimmatın çıkartılması, imar ve kalkınma için bir ön koşuldur. AB, 2009 ve 2014’te Gazze’de meydana gelen çatışmalardan sonra bu doğrultuda atılan adımları desteklemiştir. Birlik, Balkanlar’da, Güneydoğu Asya’da, dünyanın birçok bölgesinde ve II. Dünya Savaşı döneminden kalan mayınların temizlenmesi maksadıyla Kuzey Afrika’da yürütülen geniş çaplı mayın temizleme operasyonunun da bir parçasıdır. 

 

Antipersonel kara mayınlarının temizlenmesi, AB için en büyük önceliktir. Ne var ki bu çabalar, mayınların çıkartılıp imha edilmesinden ötesinde bir şey olup aynı zamanda sivillerin korunmasını ve mayından etkilenen topluluklara yardım edilmesini de bünyesinde barındırmaktadır. 

 

AB tarafından üçüncü ülkelere sağlanan destek ile Birlik üyesi devletler tarafından ikili düzeyde yapılan yardımlar bir arada düşünüldüğünde, 1997’den bu yana sarf edilen 1.5 milyar Avroyu aşkın kaynakla Avrupa Birliği, kara mayınlarıyla mücadelede dünyanın en büyük donörü konumundadır. AB işbirliği ve kalkınma politikaları bağlamında ulusal düzeyde sergilenecek sahiplenme, temel bir ilkedir. Bu nedenle net bir Ulusal Mayın Eylem Planı ve işleyen bir Mayın Eylem Merkezi bulunan ülkelere öncelik verilmektedir.

 

Türkiye, AB ve BM 20 yıldan uzun bir süre önce döşenmiş olan mayınların temizlenmesi; aynı zamanda modern, insani ve daha güçlü bir sınır güvenliği sağlamak amacıyla, birlikte çalışmaktadır. Türkiye’de Mayın Eyleminden sorumlu yetkili bir makamın kurulmuş olmasını memnuniyetle karşılıyoruz ve çok büyük önem arz eden Ulusal Mayın Eylem Stratejisinin kabul edilmesini de dikkatle ve sabırsızlıkla bekliyoruz.

 

Sınır yönetimi AB ile Türkiye’nin göç alanında varolan işbirliğinin de temel bir unsurudur. AB, göç akışının yönetilmesi ve etkin ve verimli bir sınır yönetimi sistemi kurulması doğrultusunda Türkiye tarafından sarf edilen çabaları desteklemektedir.

 

AB, 10 yıldan uzun bir zamandır mali destele birlikte teknik uzmanlık desteği de sağlamaktadır. Başarılı bir AB-Türkiye işbirliği temelinde, dönemin Başbakanı Sayın Erdoğan tarafından imzalanan Entegre Sınır Yönetimi Ulusal Eylem Planı başlıklı belge, temel politika belgesi olarak tasarlanmış olup bugün atılmakta olan somut adımların çerçevesini de oluşturmuştur.

 

O günden bu yana göç ve sınır yönetimi alanı, hem AB hem de Türkiye için ortak öncelikli alan halini almıştır.

 

Bu projeyle ortak bir hedefimiz var: Türkiye sınırlarındaki kara mayınlarının temizlenmesi ve onların yerine, daha emniyetli sınırlar için, çok daha iyi ve çok daha etkin sınır gözetleme araçlarının getirilmesi… Bu sayede, insanlarımızın maruz kaldığı acıları azaltabilecek; sosyo-ekonomik kalkınmayı hızlandıracak ve Türkiye’ye yönelik düzensiz göçü ve her türlü yasadışı sınır geçişini engelleyerek, sınır yönetimini kuvvetlendirmiş olacağız.

 

Ortak menfaatlerimiz doğrultusunda, iki aşamalı bu proje kapsamında, hem kara mayınlarını temizliyor hem de Türkiye Mayın Eylem Merkezinin kapasitesini destekliyoruz. Aynı zamanda risk-temelli sınır gözetimi konusunda personele eğitimler de veriyoruz. Ayrıca, Kara Kuvvetlerinin mobil gözetim kapasitesini arttırmak maksadıyla da 82 devriye aracı tedarik ediyoruz. Bu yıl içinde şu ana kadar Hatay, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin, Van, Şırnak, Ağrı ve Iğdır illerinde olmak üzere 32 aracın teslimi yapılmış durumdadır. Geri kalan araçların teslimi ise Ağustos ayı ortalarında gerçekleşecektir.

 

Tüm bu proje faaliyetleri için 80 milyon Avroluk AB katkısıyla birlikte sağlanan toplam fon tutarı, 106 milyon Avrodur.

 

AB tarafından mayın eylemleri için Türkiye’ye sağlanan destek, yalnızca bu projeyle sınırlı değildir. İnsan hakları aracımız kapsamında yürütülen ve Türkiye’nin doğu sınırlarında, mayından etkilenen bölgelerde yaşayan çocuklara odaklanan farkındalık çalışmaları yoluyla da 2014’ten bu yana mağdurlara destek vermekteyiz.

 

Son olarak AB’nin, Türkiye’de yapılan mayından arındırma çalışmalarına katkı sağlamaktan gurur duyduğunu; bununla birlikte, Türk ordusu ve resmi makamlarıyla ve ortağımız olan UNDP ve MECEM ile varolan üst düzey profesyonellik gösteren işbirliğini takdir ettiğini de ifade etmek isterim.

 

AB, her türlü sınır ötesi suçun önlenmesi ve düzensiz göçün daha iyi yönetilmesi doğrultusunda sınır yönetimi kapasitesini güçlendirme çabalarında Türkiye’yi desteklemeye devam edecektir.

 

Çok teşekkür ederim.