Küresel iklim eyleminde tam yol ileri

Küresel iklim eyleminde tam yol ileri

Paris Anlaşması ile dünyamız bugünü ve geleceği için sorumluluk üstlenmeye karar vererek, yaşam kaynağını; yani gezegenimizi ve çevremizi, korumayı taahhüt etti. Yaklaşık 200 ülke arasında yapılan ve hepimizi tehdit eden bir sorunu çözmeyi amaçlayan benzersiz çok-taraflı bir ortaklık şeklindeki iklim değişikliği anlaşması, dünya çapında şirketler ve toplumlar tarafından desteklenmektedir. Bu sorunla ancak birlikte hareket ederek baş edebiliriz,  zaten Avrupa Birliği de başından beri bu ortak çabanın ön safhasında yer almaktadır.

Birlikte hareket etmekten başka yol olmadığı konusunda artan bir mutabakat söz konusudur. Bugün Avrupa, bu çığır açan anlaşmayı her zamankinden daha fazla savunmakta ve güçlü ortaklıkların kurulması için etkin iklim politikaları ve güçlendirilmiş işbirliği yoluyla anlaşmanın uygulanması sürecinde yol göstermektedir. Ayrıca en yoksul ve kırılgan gruplara sürekli yardım yoluyla da desteğini sürdürmektedir: zira iklim değişikliğine bağlı kuraklık ve sel nedeniyle artan sayıda insanın yollara döküldüğünü ya da aşırı yoksulluğa maruz kaldığını görmekteyiz. Avrupa için iklim değişikliği ile mücadele bir siyasi sorumluluk ve çok-taraflı yükümlülük, bir güvenlik meselesi ve çatışmaları hatta radikalleşmeyi önlemenin bir yoludur. 
  
Zaten bu sebepten dolayı Avrupa Birliği Paris Anlaşmasını yeniden müzakere etmeyecektir. Müzakerelere 20 yıl harcadık. Artık harekete geçme zamanıdır, dünyanın önceliği bu anlaşmanın uygulanmasıdır. 
İklim değişikliğini geleceği gözeterek ele aldığımızda; üretim, tüketim, yatırım ve ticaretin yanı sıra insanların, varlıkların ve geçinme imkânlarının korunması için yeni ve daha iyi yöntemler geliştirerek içinde bulunduğumuz dönem, insanlığın ve gezegenin iyiliği için sayısız fırsat yaratıyoruz.  

Dünya genelinde düşük emisyona ve iklim değişikliğine dirençli bir geleceğe geçişin hızlandırılabilmesi için mevcut ortaklıklarımızı güçlendirmeye ve dünyanın en büyük ekonomilerinden en kırılgan durumdaki ada devletlere uzanan bir yelpazede, yeni ittifaklar aramaya başladık. Zira iklim değişikliği artık geleceği ilgilendiren uzak bir kavram olmaktan çıktı ve Kuzey Kutbundan Sahel'e, günümüzün bir realitesi haline geldi. 
Tüm ülkelerin Paris Anlaşmasını desteklemesini ve zaman içerisinde ulusal iklim planlarını uygulayarak ve çabalarını güçlendirerek, söylemden eyleme geçmelerini bekliyoruz. Planlar somut, uygulanabilir politikalara ve önlemlere dönüştürülmelidir – hem de şimdi.

2030 yılına kadar emisyonların 1990'a nazaran en az %40 azaltılmasını öngören Paris hedefimizin gerçekleştirilmesi için Avrupa Birliği şimdiden gerekli yasal ve düzenleyici çerçevenin tamamlanması üzerinde çalışmaktadır. Yasama faaliyetlerimiz ekonominin tüm sektörlerini kapsamaktadır; bu çerçevede enerji verimliliğine öncelik tanıyarak birlik genelinde yenilenebilir enerji kullanımını artırıyoruz.

İklim değişikliği alanındaki çalışmalar ekonomik büyüme ile bir arada yürütülebilmektedir. AB'nin durumunu ele alalım: 1990 yılından bu yana emisyonlarımız %22 oranında düşmüşken, AB'nin toplam GSYİH'si %50 oranında artmıştır. Bu dönemde yeni iş, işletme ve teknolojiler yarattık. Ekonomilerimizi geleceğe hazırlıyor, aynı zamanda mevcut ve gelecekteki riskleri azaltmak amacıyla toplumlarımızı iklim değişikliğine karşı daha dirençli kılacak yatırımlar yapıyoruz.

İddialı iklim politikaları geliştirilmesi ve uygulanması konusunda sahip olduğumuz yirmi yılı aşkın deneyimimizi ve bu süreçte öğrendiklerimizi paylaşmaya hazırız. Dünya genelindeki başlıca ortaklarla iklim politikası alanında yoğun bir işbirliği yürütmemiz tesadüf değildir. Ortak ülkelerde iklim eylemine destek amaçlı önemli ölçekte finansman sağlamaya da devam edeceğiz. AB, yalnız 2015 yılında toplam 17.6 milyar Avro destek sağlamıştır.        
 
Birkaç ay sonra, Kasım ayında, ülkeler bir sonraki BM iklim konferansı – COP 23 – için Bonn'da bir araya gelerek Paris Anlaşmasının uygulamaya geçirilmesine dönük çalışma programının detayları üzerinde çalışmaya devam edecektir. Önümüzdeki yıl, BM iklim sürecinin bir parçası olarak yürütülecek kolaylaştırıcı diyalog, küresel ısınmanın sınırlandırılmasına dönük ortak çabalarımızı ve verilen taahhütlerin yerine getirilmesi için somut olarak neler yaptığımızı değerlendirmek için Paris'ten bu yana ilk fırsat olacaktır. Bunlar Paris'te varılan siyasi anlaşmasının gerçeğe dönüştürülmesi için önemli adımlardır.  

Öte yandan bu ancak sivil toplum, iş dünyası, yerel toplumlar, şehirler ve bölgelerin mümkün olan en büyük katılımıyla üstesinden gelinebilecek bir güçlüktür. Nitekim bu aktörlerin tümünün benzeri görülmemiş kapsam ve ölçekte faaliyette olduklarını görüyoruz. Kurumlar olarak çevremizi korumak için gereken stratejileri planlayarak destekleyebiliriz ancak politikaları eyleme dönüştürecek ve sahada sonuç alacak olanlar bu aktörlerdir. Yeni AB Kalkınma Mutabakatı bu rolü aktif biçimde pekiştirmektedir. Tüm paydaşlar arasında işbirliği ve koordinasyonun geliştirilmesi burada anahtar öneme sahiptir. Zira, düşük emisyonlar, enerji güvenliği ve verimliliğinin arttırılması, inovasyona dönük büyüme, istihdam yaratma, dayanıklı toplumlar ve daha iyi bir çevre gibi belirlediğimiz hedeflerimize ulaşmak ve ortak hareket etmenin meyvelerini toplamak ancak birlikte çalışarak mümkün olabilir.   

Paris, şimdiki ve gelecek nesiller için gezegenin korunması küresel hedefi bakımından belirleyici olmuştur. AB, yalnızca Paris Anlaşmasını uygulamak değil aynı zamanda, diplomasi ve çok taraflılığın insanlarımız için gerçek ve somut sonuçlar doğurmasını sağlamak üzere güçlü küresel ortaklıklar kurmaya kararlıdır. Dünyamız, gezegenimiz Avrupa Birliğine güvenebilir.   


Federica Mogherini
Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi / Komisyon Başkan Yardımcısı 

Miguel Arias Cañete
İklim Eylemi ve Enerjiden sorumlu Komisyon Üyesi