portrait of Mogherini

Avrupa Parlamentosunun Rohingya halkının durumuna ilişkin özel oturumunda Federica Mogherini'nin yaptığı konuşma

Strazburg, 12 Aralık 2017


Çok teşekkürler Sayın Başkan.

Geçen ay, Avrupa Birliği kurumları ve üye ülkeler arasındaki ekip çalışmasının ve ortak eylemin başka bir örneği olarak, iki üye devlet olan Almanya ve İsveç'in Dışişleri Bakanları’yla Bangladeş'e, Rohingya'lı mültecilerin barındığı en büyük kamplardan birine gittim.

Kampları kendi gözlerinizle gördüğünüzde, oradaki insanlarla konuştuğunuzda, hikayelerini dinlediğinizde, sahadaki gerçekliği gördüğünüzde, iş biraz farklılaşıyor.

Beni en çok etkileyen, çok sayıda küçük çocuğun (benim küçük kızımın yaşındaki, 6, 7 yaşındaki çocukların) 2 veya 3 yaşındaki daha da küçük çocuklara bakmalarıydı. Bu çocuklar birlikte seyahat ediyorlar, daha büyük olanlar küçük olanları yetiştiriyor. Ama burada çok ama çok küçük çocuklardan söz ediyoruz. Bunun nasıl bir duygu olduğunu hayal etmek güç. Bu çocuklar büyümeye zorlanıyorlar, çocukluk haklarından mahrum bırakılıyorlar ve bu durum yaşamlarının kalanında onlara eşlik edecek.

Ayrıca bir grup kadınla tanıştım, kendilerinin ve çocuklarının maruz kaldıkları şiddetle ilgili anlattıklarını dinledim. Bunlar öyle hikayeler ki, bir kez işittikten sonra asla unutamazsınız. Ve bu hikayeleri duyduğunuzda, eylem artık politik bir öncelik olmaktan çıkıp ahlaki bir zorunluluk haline geliyor.

Size bunu anlatıyorum çünkü bazen siyasi dinamiklerin hikayeler, yüzler ve insanlar ile bağlantısını kurmanız gerekir.

Aynı gece, yalnızca Avrupa Birliği'nin ülkeye verdiği desteği ifade etmek için değil, aynı zamanda her şeyden önemlisi krizin olası çözümlerini görüşmek için Bangladeş Başbakanı ile buluştum. Ayrıca kamp öyle bir alanda ki, yağmur sezonu başladığında durumu yönetmek imkansız hale gelecek. Ve burası sadece tek bir yerde 650.000'den fazla kişinin barındığı bir kamp.

Bu ziyaretten sonra, Bangladeş Başbakanı ile konuştuktan bir gün sonra, Asya-Avrupa toplantısı için Myanmar'daydım. Ve tam Zirveden önce, Aung San Suu Kyi de dahil olmak üzere orada bulunan tüm bakanlar ile Rohingya'daki durumu görüşmek ve ileriye dönük yol açmak için özel bir toplantı düzenlemek istedik.

Sakin bir toplantıydı: Kameralar yoktu, tanıtım yapılmadı, ama çok önemli bir toplantıydı. Toplantıda krizle yüzleşmeye başlamak için ortak bir perspektif üzerinde anlaştık. Adım adım ama kararlılıkla ve bölgesel ve uluslararası aktörlerin güçlü bir katılımıyla hareket etme konusunda anlaştık.

Sadece üç gün sonra, Myanmar ile Bangladeş arasında bir anlaşma duyurulup imzalandı. O toplantıda bu anlaşmayı görüşmüş, iki tarafı atılabilecek ilk adımları birlikte konuşmaya teşvik etmiştik.

Hepimiz bunun hala son derece zor bir durum olduğunu biliyoruz. Uluslararası topluluğun anlaşmanın uygulanmasını son derece dikkatli bir şekilde izlemesi gerektiğini çok iyi biliyoruz. Ama sonunda, ataletle ve hatta daha da kötüsü bazı durumlarda tamamen konuyu görmezden gelerek geçirilen yıllar veya on yıllar değilse bile aylar sonra bu doğrultuda bir adım atıldı.

Bu, Bangladeş ile Myanmar arasında çift taraflı bir bakış açısıyla ve başta Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği [UNHCR olmak üzere kuruluşların katılımıyla. krizi ele almanın başlangıç noktası olabilir.

Bizim için bu, aylar süren yoğun çabaların ardından geldi. Eylül ayında son kararını aldığınızda buradaydım. Bir ay sonra, Dışişleri Konseyinde krize ilişkin varılan sonuçları kabul ettik.

Ordunun orantısız güç kullanımı ışığında ayrıca Myanmar silahlı kuvvetlerinin Genelkurmay Başkanı’na ve diğer üst düzey askeri yetkililere davet göndermeyi durdurma ve pratikte devam eden savunma işbirliğimizi gözden geçirme kararı aldık.

Bu arada BM İnsan Hakları Konseyi'ni harekete geçirdik: İlk olarak, Olgu Tespit Misyonunun görev süresinin uzatılmasını destekledik, ikinci olarak geçen hafta Myanmar'a ilişkin yapılan Özel Oturumu ve Bangladeş tarafından önerilen çözümü destekledik. Ayrıca BM Genel Kurulunun Üçüncü Komitesinde alınan bir kararı destekledik.

Kamuoyuna yapılan duyuruların, bu aylar içinde yürüttüğümüz siyasi ve diplomatik çalışmaların ötesinde, insani yardım çabalarımızı artırdık ve Ekim ayında Cenevre'de BM Yardım Konferansı'nı düzenleyenlerden biri olduk.

Alışıldığı üzere, Avrupa Birliği diğer herkesten daha fazla yardım yaptı. Ve AB'ye ve üye ülkelere birlikte bakarsanız, dünyanın kalanının toplamından daha fazla yardımda bulunduk. Şunu da eklememe izin verin, bizim yardımlarımız her zaman gerçek paraya, gerçek insanlara yardım edecek gerçek projelere dönüşür ve yardımlarımız her zaman işe yarar.

Ama yalnızca insani çabalar yeterli değil; sorunu çözmemiz gerekiyor.

Arakan Eyaleti'ndeki durumu düzeltip herkesin güven içinde ve saygınlığını koruyarak evlerine dönebilmesini sağlamak, artık Myanmar'ın sorumluluğu. İlk adım olarak hukukun egemenliği tesis edilmeli ve insani yardımlara tam erişim sağlanmalıdır. Hükümet şimdiye kadar Arakan Eyaleti'nde Kızıl Haç'a ve Dünya Gıda Programı'na erişim verdi ama diğer BM kuruluşlarının ve sivil toplum örgütlerinin de erişim sağlayabilmesi için baskı yapmayı sürdüreceğiz.

Aynı zamanda Arakan halkına eğitim hakkı ve temel sosyal hizmetler garanti edilmeli ve zor bir konu olan vatandaşlık konusu, tamamen Annan Planı doğrultusunda ele alınmalıdır.

Şunu söylememe izin verin, burası belki de benim için en önemli siyasi nokta. Myanmar yetkili makamları, Annan Planı'nı tam olarak uygulama yönündeki niyetlerini beyan ettiler.

Aung San Suu Kyi, yalnızca özel toplantılarımızda değil, ayrıca ortak basın toplantılarımızda ve kamuoyu önünde birkaç kez bunu yapma yönündeki istekliliğini ve kararlılığını ifade etti.

Kendisinin ülkede son derece karmaşık bir durum ile karşı karşıya olduğunu çok iyi biliyoruz.

Myanmar'ın demokrasisi çok genç. Ülke hala bir demokratik geçiş sürecinde ve özellikle bu kadar yıl süren askeri yönetimin ardından herkesi içine alan çoğulcu bir demokrasiye giden yol hiç kolay değil.

Ben, Aung San Suu Kyi'nin Annan planını tam olarak uygulayabilmek, siyasi kararlılığı gerçek eyleme tercüme etmek ve bunu adım adım ama kararlılıkla ve bölgesel ve uluslararası aktörlerin güçlü katılımıyla gerçekleştirmek için desteğimize ihtiyaç duyduğuna ve desteğimizi istediğine inanıyorum.

Gelecek günlerde ve haftalarda, Bangladeş ile Myanmar arasındaki iki taraflı anlaşmaya dayalı olarak, insanların gönüllü bir şekilde ve saygınlıklarını koruyarak evlerine dönebilmeleri için çalışmaya devam edeceğiz. Hükümetin açtığı ilk kanallardan hareket ederek, Arakan Eyaleti'nde insani yardıma erişim için baskı yapacağız. Ayrıca krizin kökenlerini ele almaya çalışacak ve Annan raporunun tam olarak uygulanması için bastıracağız.

Çok kısa bir süre içinde değil belki ama, umuyorum ki nihayetinde sonuç verecek böylesi bir çabaya Avrupa Parlamentosunun katkı vermeye devam edeceğinden eminim. Ancak, önümüzdeki aylarda karşılaşacağımız tüm sınırlılıkları, güçlükleri ve eksiklikleri gizlemesem de, en sonunda doğru yönde ilk adımların atıldığına inanıyorum. İşte bu yüzden bu yönde birlikte çalışmaya devam etmemiz gerekiyor.

Teşekkür ederim.

 

Kapanış konuşmaları

Çok teşekkürler Sayın Başkan. Öncelikle şunu söylememe izin verin, sahadaki çalışmalarımızın devamlılığı ve sahip olduğumuz tüm araçları kullanmayı sürdürme açısından sizin [Avrupa Parlamentosu Üyelerinin] görüşlerini dinlemek her zaman yararlı.

Birçoğunuzun belirttiği gibi, yapabileceğimiz işlerin bir sınırı var; gücümüz dahilinde olmayan veya çözemeyeceğimiz başka şeyler var ama insani yardım konusunda uzak ara birinci sırada oluşumuz ve gerçekten de insanların çok zor koşullarda hayatta kalmasını sağlamamız, halihazırda çalışmalarımızın çok önemli bir bileşeni.

İstikrar ve kalkınma yardımı ile ilgili yaptığımız çalışmalar; siyasi diyalog ile ilgili yaptığımız çalışmalar - burada yine şunu vurgulamak isterim: Çift taraflı anlaşma, bizim bastırmamız sayesinde ve hem Bangladeş hem de Myanmar tarafı ile yaptığımız toplantıların sonucunda sağlandı.

İnsan haklarına ve demokrasiye spesifik bir vurgu yaparak, bu anlaşmanın uygulanmasını izlemeye devam edeceğiz; ve - birinizin dile getirdiği ve bence son derece önemli olan konuya değinmek isterim - hesap verebilirlik ile ilgili çalışmalarımız ve dokunulmazlık ile mücadelemiz. Bunun Myanmar yetkili makamlarının verdiği taahhütlerin bir parçası olması gerektiği açık.

Başta da dediğim ve hepinizin de son derece farkında olduğunuz üzere, Myanmar henüz genç bir demokrasi bile değil; ülke hala geçiş sürecinde.

Aynı anda iki zor işi becermemiz gerektiğinin farkında olmalıyız: Bir tarafta, Arakan meselesine bir çözüm bulmamız, sürdürülebilir olan, Arakan halkının tüm haklarına tam saygı gösteren ve Aung San Suu Kyi'nin kendisinin desteklediği Annan Raporunun tam olarak uygulanmasıyla ulaşılabilir olan bir çözüm bulmamız gerekiyor; diğer tarafta ise, ülkede siyasi bir mücadele olduğunu ve işlerin en hafif tabiriyle karmaşık olduğunu çok iyi bilerek, Myanmar'da demokratik süreçleri güçlendirmemiz gerekiyor.

Ayrıca Myanmar'da işlerin tersine dönmesini engellemeliyiz. Bu kadar yıl süren askeri yönetimin ardından bu her zaman bir risk.

Avrupa Birliği tarafında güçlü bir kararlılık ve sorumluluk ile yaptığımız çalışmalar bunlar. Buna devam edeceğiz.

Son iki nokta. İlki, dönüşlerin elbette insanların saygınlıklarını korudukları ve güvende oldukları bir şekilde, haklarına tam saygı gösterilerek ve uluslararası uygun olarak gerçekleştirilmesi gerekir. Bu hiç de kolay çözülecek bir konu değil. Ama yine, son derece sınırlı ama cesaret verici olan o ilk küçük adımın atıldığına inanıyorum.

Bu elbette Myanmar ile Bangladeş arasında çift taraflı bir mesele değil ancak o çift taraflı ilk adım olmazsa, sorunun çözümüne yönelik uluslararası çabaların da sonuç vermesi mümkün olmaz. Bu süreçte uluslararası topluluğun ve dediğim gibi özellikle UNHCR'nin ve uluslararası sivil toplum örgütlerinin eksiksiz bir rol oynaması için bastırmaya devam edeceğiz.

Bu yine de bizden tam bir siyasi kararlılık talep edecek uzun bir süreç olacak. Konsey [Avrupa Birliği Konseyi] kesinlikle bu noktaya dönecek: Ekim ayında Konsey Sonuçlarını kabul etti; bir çözüm için bastırmaya ve yardım etmeye devam etmek adına, ben bu meseleyi herhangi bir zamanda yeniden gündeme getirmeye hazırım.

Bu konuya gündemde öncelik vermeye devam ettiğiniz için çok teşekkürler. Bunun yararlı olduğuna inanıyorum ve bu konuda yaptığımız çalışmalarımızın devamı için size güvenim tam.

Teşekkür ederim.
 

Videonun linki: http://ec.europa.eu/avservices/video/player.cfm?ref=I148126

Ayrıca bkz.

Video

 

Maja KOCIJANCIC

Dış İşleri ve Güvenlik Politikası/Avrupa Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakereleri Sözcüsü

+32 (0)2 29 86570

+32 (0)498 984 425

Adam KAZNOWSKI

Dış İşleri ve Güvenlik Politikası Basın Sözcüsü

+32 (0) 2 29 89359

+32 (0)460 768 088