Flag

Barış ve Güvenlikte Kadınların ve Gençlerin Rolü konulu Üst Düzey Etkinlikte Yüksek Temsilci/Başkan Yardımcısı Federica Mogherini tarafından yapılan konuşma

22.11.2019 Cu - 17:04

Tokyo, 22/11/2019 - 13:01

Burada bulunduğunuz için hepinize teşekkürler. Bu etkinliği düzenlediğiniz için teşekkürler.Bu etkinliği, bir ay içinde Japonya’ya düzenlediğim ikinci ziyaretim ve G20 Dışişleri Bakanları toplantısı sırasında düzenleme fikri, gerçekten de bir aydan kısa bir süre önce yaptığımız bir konuşma sırasında gündeme geldi. Avrupa Birliği ile Japonya arasında var olan mükemmel ikili ilişkilerin, çok önemli bir konu olan küresel düzeyde barış ve güvenlik çalışmalarında kadınların ve gençlerin rolü konusunda da gösterilebilip derinleştirilebileceğini düşündük. Avrupa Birliği ve Japonya olarak ticarette birbirimizin ortağıyız, siyasi meselelerde de öyle; bunun yanında toplumsal olarak da birbirimizin ortağıyız; barış ve güvenlik gündeminin geliştirilmesi bağlamında küresel düzeyde yürüttüğümüz ve gençlerin ve kadınların da içine katılmasıyla gerçek anlamda içermeci ve sürdürülebilir olabilecek çalışmalarda da aynı şekilde ortağız.


Hepinize burada olduğunuz ve bunu mümkün kıldığınız için teşekkür etmek istiyorum; çünkü, bugün burada yalnızca belirli bir politika veya programı tartışmak için bulunmuyoruz –ancak elbette ki doğru politika ve programlara da ihtiyacımız var. İşte bu nedenle bugün, Japonya’nın önemli karar alıcılarından bazılarının bizlerle birlikte olmasından büyük bir onur ve mutluluk duyuyorum: parlamentonun sayın üyeleri ve birkaç dakika sonra bizlere katılacak olan Sayın Bakan Tarō Kōno [Japonya Dışişleri Bakanı]… Burada bulunuyoruz; çünkü Avrupa Birliği’nin dışişleri ve güvenlik politikasının kalbinde yer alan --ve eminim ki Japonya için de aynı durum geçerlidir-- BM Güvenlik Konseyi’nin iki kararında vücut bulan, genel düşünme biçimi değişimini ele alacağız.

 

Gerçekten düşünce biçimimizde radikal bir değişim:sonunda uluslararası toplum hep birlikte, kadınların ve gençlerin, yaptığımız politikaların sadece birer nesnesi, başkaları --ki bunlar genellikle 60 yaş üstü ve erkekler -- tarafından alınan kararların alıcı tarafı olmadığını kabul etmiş bulunuyor. Kadınlar ve gençler kendi hayatlarında, ilişkilerinde, dostluklarında, ailelerinde, toplumlarında, ülkelerine ve dünyanın her yerinde değişimin ana unsurlardır. Şayet bu gerçeğin farkına varmaz ve bu gerçeği kabul etmezsek,politikalarımız ve eylemlerimizi etkisizliğe mahkûm etmiş oluruz. İşte, bu kadar basit…

 

Her şeyden önce burada bulunuyoruz çünkü 21inci yüzyılda toplumlarımız ve ülkelerimizdeki bir gerçeğin farkındayız. Hepimize ilham veren bazı görüntüler izlediniz. Arabanın tepesinde ülkesinde demokrasi isteyen Sudanlı genç bir kadının fotoğraflarını gördünüz. Ona Sudanlı Özgürlük Anıtı adını verdiler. Birkaç hafta önce Brüksel’de Sudan’ın yeni Başbakanıyla [Hassam Ali Khayre] bir araya geldim –kendileri, bizi bu ziyaretleriyle onurlandırdılar. İşte o değişiklik orada, genç bir kadının katılımı--aktif katılımıyla başladı.

 

Küresel iklim eylem hareketinde çocuklarımızın üstlendiği liderlik rolünü hepimiz biliyoruz. Onlar olmasaydı, büyük bir ihtimalle bu kilit politik konu, küresel ölçekte siyasi manzaranın ön sıralarında yer almayacaktı. Dünyanın dört bir yanında birçok toplumda gençler çoğunlukta; elbette ki kadınlar da küresel nüfusun yarısını oluşturmakta. Görev yaptığım bu yıllar içerisinde kadın, gençlik ve güvenlik ile gençlik barışı ve güvenlik konusunda öncü güç olan bu bireylerin büyük bir kısmıyla tanışma onuruna eriştim. Bunlardan sadece birkaçına değinmek isterim: ülkelerindeki savaş sona erdiğinde en sonunda eğitime erişebilen Kolombiyalı eski çocuk askerler;  Avrupa Birliği’nin desteğiyle Birleşmiş Milletlerle birlikte çalışan ve ülkelerinde barış ve uzlaşı sağlanması doğrultusunda gayret sarf eden ve onlarsız gerçek anlamda barış ve güvenlikten bahsedilemeyecek olan Suriyeli ve Yemenli kadınlar…
 

Barış anlaşmaları genellikle savaş halindeki iki tarafın lideri olan iki erkek tarafından imzalanır. Barış bu imzayla başlayabilir ve bu kilit bir başlangıçtır ancak o imza gerçekten barışın yerinde tesis edilmesi için asla yeterli değildir. Barış ancak çatışma halindeki toplumlarda derin kökleri varsa zamana direnebilir ve büyüyebilir. Bunun için de gençlere ve kadınlara ihtiyaç vardır. Onlar olmadan barış olmaz. Sessiz çoğunluğa ve bu sessiz çoğunluğun daha çok sesini duyurmasına, harekete geçmesine ihtiyaç vardır zira bu çoğunluk savaşın yalnızca mağduru ya da tutsağı değildir. Bu çoğunluk değişimin öznesi olabilir ve savaş, çatışma ve gerginlikten barışa ilerlemek ciddi değişimleri gerektirir.  Barış ve uzlaşının toplumlardaki en güçlü özneleri kadınlar ve gençlerdir.
 

Aynı şey çatışmaların ortaya çıkmadan önlenmesi için de geçerlidir. Bir ülkenin gençleri çalışacak düzgün işler bulamıyor ya da düşüncelerini özgürce ifade edemiyor ve toplumda kendilerine yer bulamıyorlarsa o ülke çok daha az istikrarlı olabilir. Örneğin bazı Arap ülkelerinde genç nesille konuştuğumda her zaman çok etkilenmişimdir. Sizin yaşlarınızda ya da sizin neslinizden insanlara başka bir ülkede yabancı savaşçı olmak neden cazip gelir sizce diye sorduğumda çoğunlukla bunun salt ekonomik ya da iş bulmakla ilgili olmadığını söylüyorlar. Toplumsal düzende bir yer edinebilmek, bir yere ait hissetmekle alakalı olduğunu söylüyorlar. Bu kapsayıcılık ve her birimize üstelenecek roller verilmesi meselesi, şiddet ve çatışmanın önlenmesinde kilit öneme sahiptir.
 

Aynı şekilde ekonomik adaletsizlikten, sosyal farklılıklara, adil sağlık hizmetlerinden özellikle kadın ve kız çocuklarına yönelik fiziksel, ruhsal ve duygusal şiddete kadar kadına yönelik şiddetin de farklı türleri vardır. Bir toplum adil değilse o zaman sürdürülebilir barış da olmaz. Bu dengesizliklerin ortadan kaldırılması için hayata geçirebileceğimiz politikalar vardır. Bu politikalar gençlere ve kadınlara hak ettikleri ve aynı zamanda toplumlarımızın ihtiyaç duydukları fırsatları sunacak ya da kadın ve gençlerin barış süreçlerine dahil edilmelerini sağlayabilir. Fakat politikalarda değişiklik yapmanın ötesinde – ki bu da gereklidir – kişisel çabayı da gerektiren davranış değişiklikleri gerçekleştirmemiz gereklidir. Kız ve erkek çocuklarına şiddetin her zaman yanlış olduğunu öğretmeliyiz. Şiddetin gücün değil aksine zafiyetin göstergesi olduğunu anlatmalıyız. Kadın ve kız çocuklarına karşı şiddete başvuranlar aslında kendi zafiyetlerini ortaya koyarlar. Bu hiç de "övünülecek" bir şey değildir. Özellikle erkek çocuklarımızın davranışlarıyla ve akranlarıyla ilişkilerinde vermeleri gerek mesaj budur.
 

Kadın ve gençlere karar-alma süreçlerimizi açarak onlara bir lütufta bulunduğumuzu düşünmekten vazgeçmeliyiz. Aslında hepimize ve demokrasilerimizi lütufta bulunuyoruz zira bir demokrasi nüfus yapısını yansıtmıyorsa ve seçmenler seçilenlerle kendilerini özdeşleştiremiyorlarsa bu demokratik sistemlerimizin bir zafiyetidir. Karar alma süreçlerini kapsayıcı ve aynı zamanda sürdürülebilir kılmanın yegane yolu budur. Ayrıca barışa gerçekten şans vermenin de tek yolu budur. Bireysel davranışlarımızdan başlayarak kolektif tutumumuzu değiştirmek ve bunu birlikte yapmak, ve kadın ve gençleri değişimin gerçek temel özneleri olarak kabul etmek, onlara sadece ihtiyaç duydukları için değil toplumun buna ihtiyacı olduğu için destek olmak üzere Japonya ile, hepinizle birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.

Çok teşekkür ederim.  

 

Video: https://audiovisual.ec.europa.eu/en/video/I-180486