Remarks by HR/VP Mogherini at the press conference following the Foreign Affairs Council

Dış İlişkiler Konseyi Toplantısının ardından düzenlenen basın toplantısında Yüksek Temsilci /Başkan Yardımcısı Mogherini tarafından yapılan açıklama

27.02.2018 Sa - 10:27

Brüksel, 26/02/2018

Ortadoğu Barış Sürecini yeniden başlatmayı amaçlayan ortak çalışmalarımızla ilgili olarak Arap Ligi Devletleri Dışişleri Bakanları ve Arap Ligi Genel Sekreteri [Ahmet Abdül Gheit] ile uzun, oldukça yapıcı ve olumlu bir toplantı gerçekleştirmiş bulunuyoruz.
Amaçlarımızı tam anlamıyla birbirine yakınlaştırmış durumdayız. AB ve üyesi olan devletler ile Arap Ligi ve üyesi olan devletler her şeyden önce Kudüs’ün, hem İsrail hem de Filistin devletinin başkenti olduğu iki devlet anlayışının tek yaşatılabilir anlayış olarak korunması ve kutsal mekânların statüsünün muhafaza edilmesi gerektiği konusunda aynı görüşü paylaşmaktadır. Tutum ve davranışlarımızda eşgüdüm sağlamak hususunda karar aldık ve hem analiz hem de bakış açıcı olarak, söylediğim gibi, çok net bir ortak [yaklaşımımız] söz konusu...

Resmi gündemimizde olmayan bir konuyu da bu sabah bakanlarla ele aldık; bu konu Suriye idi. Gün başlarken de ifade ettiğim üzere, iki gün önce New York’ta kabul edilen BM Güvenlik Konseyi Kararının eksiksiz bir şekilde ve derhal uygulanmasını bekliyoruz. Konsey Başkanlığı görevini üstlenen Kuveyt’e ve başta İsveç olmak üzere, şu anda BMGK üyesi olup bizim için çok önemli olan bir Karar üzerinde uzlaşıya varılabilmesini teminen gece gündüz demeden çalışan tüm AB ülkelerine teşekkür etmek istiyorum.

Astana sürecinin üç garantörü olan Rusya, Türkiye ve İran’ın dışişleri bakanlarına bugün bir mektup gönderecek ve kendilerinden, sürecin garantörleri olarak, BMGK Kararının uygulanması ve özellikle de Astana’da kararlaştırılan çatışmasızlık bölgeleriyle ilgili olarak üzerlerine düşen rol dolayısıyla da olmak üzere, çalışmalarını isteyeceğim.

Bugünkü Dışişleri Konsey toplantısı sırasında Moldova’ya ilişkin kararlar da almış bulunuyoruz. Kısa bir süre sonra [Moldova] Dışişleri Bakanı [Tudor Ulianovschi] ile görüşeceğim.

Dikkatinize sunmak istediğim bir diğer karar da iklim değişikliği ve iklim diplomasisiyle ilgili olan kararlarımız. Bu konu, Avrupa Birliği’nin lider rolü oynamaya devam ettiği bir konu ve güvenliğimizle ilintili; işte bu da gelecekteki adımlarımız bağlamında bize çerçeveyi sunmaktadır.
Üzerinde durduğumuz bir diğer husus da Venezuela’daki durum oldu. Kritik saatler yaşıyoruz. Seçimlerin serbest ve adil olmasını; Venezuelalı tüm siyasi partilerin, siyasi sürece katılımına izin verilmesini; hepsinin medyaya eşit erişim hakkına sahip olmasını; Ulusal Seçim Kurulunun da tüm siyasi aktörlerce kabul edilen, revize edilmiş ve dengeli bir yapıya kavuşmasını bekliyoruz. Şu anda eğilim sanki böyle değilmiş gibi görünüyor; ne var ki, resmi kararların alınması için halen vakit var. Bu itibarla [gelişmelerin] güvenilir seçimler için garanti veren bir yönde ilerleyeceğini umuyor ve bekliyoruz.  Başta Kapsayıcılık, adillik ve şeffaflık temel ilkelerinin ihlaline karşı [alınacak] kararlar olmak üzere, tepki göstermeye hazırız. Latin Amerika ve Karayipler başta olmak üzere, diğer bölgelerdeki ve bölgedeki tüm ortaklarımızla ve her hangi bir rol oynayabilecek tüm aktörlerle yakın irtibatta kalma yönünde de bir karar almış bulunuyoruz.

Üzerinde durduğumuz bir diğer konu da Venezuela’daki insani durum oldu. BM Mülteciler Üst Komiserliğine (UNHCR) göre, 1.5 milyondan fazla Venezuelalı ülkelerini terk etmiş durumda. Şu anda 600.000 Venezuelalının gittiği Kolombiya’da ortaya çıkabilecek durumla ilgili olarak özellikle endişe duyuyoruz ve bu itibarla da başta Kolombiya’ya, Brezilya’ya ve Karayip ülkelerine olmak üzere desteğimizi arttırmaya karar verdik. Bu desteğimiz, gıda güvenliği ve insan haklarıyla ilgili olarak hali hazırda Venezuela’daki nüfusa yönelik yürütmekte olduğumuz 15 milyon Avroluk çalışmaların üzerine eklenmektedir.
Venezuela ile ilgili olarak şunu da ifade etmek isterim: Venezuela makamlarının İspanya Büyükelçisini istenmeyen kişi ilanından sonra, hepimiz İspanya’yla ilgili güçlü dayanışma duruşumuzu ifade ettik. Venezuela’daki durumla ilgili olarak atılacak adımları yakından takip ederek ve tüm iletişim kanallarını açık tutarak, birlik içinde, sadece muhalefetle ve hükümetle ve daha önce de söylediğim gibi bölgedeki ana oyuncularla yakın çalışmayı sürdürme kararı aldık.

Video için link: 
https://ec.europa.eu/avservices/video/player.cfm?ref=I151403


Soru Cevap

S:Bu sabah Suriye’deki ateşkesle ilgili olarak izleme mekanizmalarına duyulan ihtiyaçtan bahsettiniz. Bundan kastınız yeni bir takım [mekanizmaların] oluşturulmasına ihtiyaç olduğu mu yoksa mevut mekanizmaların yeterli olduğu kanaatinde misiniz?

Her şeyden önce, ateşkesin devreye sokulduğunu görmemiz gerekiyor; çünkü sizin de bildiğiniz gibi, kabul edilen Birleşmiş Milletler [BM] Güvenlik Konseyi Kararının --ki biz bu kararı olumlu, cesaret verici ve çok ihtiyaç duyulan bir adım olarak niteliyoruz-- zayıf bir noktası var: başlangıç için bir takvim sunmuyor. Mesela dün basında ateşkesin zaten ihlal edildiğine dair bir takım haberler gördüm.

Hayır, aslında [ateşkes] henüz başlamadı bile… Bu itibarla Astana süreci garantörlerine bugün göndereceğim mektupta da olacağı üzere ilk mesaj şu olacak: her şeyden önce, acil olarak en kısa zamanda, ateşkes bir devreye girsin. Beklediğimiz her bir dakika ölen insanlar, çocuklar, kadınlar ve kötüleşen insani durum demek. Yapmamız gereken ilk şey,

BMGK Kararının derhal eksiksiz bir şekilde ve hemen uygulanmasını sağlamak, sahaya erişim sağlamak ve verimli olabilecek bir izleme sistemi [oluşturmak].
Bizim için önemli olan sorumluluk sahiplerinin bu sorumluluklarını yerine getirmeleridir. Üstlendiğiniz her rol, sorumluluğunu da beraberinde getirir. Çatışmasızlık bölgeleri, Astana Sürecinin memnuniyetle karşıladığımız sonucu oldu. Şimdi artık Astana Süreci garantörlerinin bu kararların uygulanması ve trendi yeniden tersine çevirmek için sorumluluk üstlenmesi gerekmektedir. [çatışmaların] Tırmanması yerine çatışmasızlığa geri dönülmesi.

Özellikle yarın BM Genel Sekreter Yardımcısı Mark Lowcock ile yapacağım görüşmede BM’nin insani yardımları ulaştırmasına ve sahaya etkin erişim sağlamasına yönelik olarak nasıl yararlı olabileceğimiz konusunu ele alacağım. Elbette izleme ve uygulama ile ilgili hususları da BM ile görüşeceğiz. Yeri gelmişken, bu konuyla ilgili olarak bugün ayrıca [BM Suriye Özel Temsilcisi] Staffan de Mistura ile de iletişim halindeydim; özel olarak insani erişim konusu değil ama sahada askeri faaliyetlerin azaltılmasına duyulan ihtiyaçla ilgili olarak ki böylelikle Cenevre Süreci yeniden başlatılabilsin. Nisan ayında Brüksel’de düzenlenecek olan Konferansı da hem siyasi yönde hem de insani erişim ve insani yardımların ulaştırılmasında itici bir güç olarak kullanacağız.

S: Venezuela ile ilgili olarak, anladığım kadarıyla bazı bakanlar, Nisan’da yapılacak seçimlerin adil ve serbest olmaması halinde müeyyidelerin hazırlaması olasılığıyla ilgili olarak istekte bulundu. Bu konuda bu müeyyideleri sunmanız için takviminiz nedir bilmiyorum; çünkü, anladığım kadarıyla her halükarda, bu müeyyideler seçimler olmadan onaylanamayacaktır; [doğru mu]? [Ülkedeki] endişe verici durumun hafifletilmesi doğrultusunda Komisyonun iki milyon [Avroluk] ek bir insani yardım desteği olacağına dair Komisyon Üyesi Stylianides bugün bir duyuruda bulundu mu?

Belirttiğim gibi, sahadaki gelişmelere bağlı olarak karar alıp tepki vermeye hazırız. Bunlar karar alınması ya da alınmaması beklenen kritik saatler, ve bu kararların nasıl ve hangi yönde alınacağı da bizim alacağımız kararları belirleyecek. Bugünden zamanlama ya da içeriğe ilişkin bir tahminde bulunamam. Benim ve hepimiz için önemli olan her şeyden önce Venezuela'da yaşanan krizdeki siyasi çıkmazın diyalogla, diyaloğa kararlılıkla bağlı kalmakla siyasi olarak çözülebileceğidir. Umarım önümüzdeki saatler içerisinde bunu görürüz zira uygun bir tabirle söylemek gerekirse geçtiğimiz günlerde bu tür bir yaklaşımı pek göremedik.
Şüphesiz muhalefetin birlik içerisinde kalmasını ve siyasi diyalog ve süreç içerisine girmesini istiyoruz. Ancak özgür, adil ve güvenilir seçimleri garanti altına almayacak her karar tabi ki ilave tedbirler almamızı gündeme getirecektir. Ve evet Komisyon mevcut insani fonların arttırılacağını duyurdu. Bu, başta ülkelerimize gelen Venezuelalılar olmak üzere yaptığımız planlamaların her zaman merkezinde yer alan Venezuela halkına verdiğimiz destek için de gereklidir.  Kolombiya'dan söz ettim zira Kolombiya, ülke, yönetim ve halk için bir takım güçlükleri beraberinde getiren bir barış anlaşmasının uygulanması sürecinde zorlu zamanlardan geçiyor. Bu şartlarda çok sayıda insanın ülkeye akın etmesi gibi bir yükü kaldırabilecek durumda değil. Dolayısıyla, başta sınır bölgeleri olmak üzere komşu ülkelere desteğimizi arttırma kararı aldık.

S: Arap Birliğiyle bugün yapılan toplantıda AB, körfez ülkelerinin Filistin sorununa bir çözüm bulunmasında daha etkili bir rol oynamaları çağrısında bulundu mu?

Her iki tarafın da, Filistin-İsrail anlaşmazlığı büyük önem verdiğini dolayısıyla aynı tarafta durduğumuzu gördük. Temsilcilerin, Genel Sekreter [Ahmed Aboul Gheit] ile birlikte Arap Birliği Ülkelerini temsil eden Bakanların ortak pozisyon sergilediklerini ve anlaşmazlığın çözüme kavuşturulması ya da çözümüne katkı sağlanması için çalışma kararlılığı içerisinde olduklarını görmekten memnuniyet duydum. Arap Barış Girişiminin ilerlemek için oldukça ilginç bir zemin teşkil edebileceğini düşündük. Bunu görüştük. Bu anı yalnızca İsrail-Filistin anlaşmazlığında değil aynı zamanda İsrail-Arap anlaşmazlığında da ilerleme kaydetmek için kullanmamız gerektiğini ele aldık. Böylece ilerleme sağlamak için ilginç bir teşvik ya da ortam yaratılabilir.

Öte yandan, birlikte gördüğümüz fırsatların ötesinde bölgedeki duruma ilişkin birçok endişemizi paylaştık. ABD yönetiminin büyükelçiliğini Kudüs'e taşıma kararı ve BM Filistinli Mülteciler için Yardım Kurumu (UNRWA) nun mevcut finansman durumu hem bizleri hem de aynı ölçüde Arap dostlarımızı endişelendiren gelişmelerdir. Gazze'dekilerin yanı
sıra Ürdün, Lübnan ya da Suriye'deki Filistinli mültecilerin UNRWA fonlarının kısılmasından etkilenmemesi konusunda ortak kararlılığımız bulunmaktadır. Bu konuda daha fazla adım atmak üzere ortak kararlılığımızı paylaştık. UNRWA'e bakanlar düzeyinde desteğin harekete geçirilmesi amacıyla Ürdün, Mısır, İsveç ve Avrupa Birliğiyle birlikte çalışmalar yürütülmektedir. Bu konuda birlikte çalışmaya kararlıyız.

Ayrıca Arap Birliği ülkeleri ve Avrupa Birliği Bakanları olarak hepimiz iyi biliyoruz ki, neyin kabul görüp neyin görmeyeceğini bilecek kadar uzun süre bu masanın etrafında çatışmalarla uğraştık. Masaya bir barış planını koymadan evvel bir önerinin kabul görüp görmeyeceğini dikkate almak ve yanlış bir adımı önlemek mantıklı bir harekettir zira bölgede atılacak tek bir yanlış adım büyük tehlike arz edebilir.

S: Erbil ile Bağdat arasında diyalogun başlamasından bu yana hiçbir şey değişmedi. Daha dün Irak Başbakanı [Haydar el-Abadi], uluslararası uçuş yasağını Kürdistan'ı kapsayacak şekilde genişletme kararı aldı. Bu konuda ne yapacaksınız? Konunun bugünkü gündeminizde olmadığını biliyorum. Ancak şu an durum bloke edildi ve tıkandı.

Bu konuda yorum yapmayacağım. Bildiğiniz üzere, daha bir hafta önce Irak'ın Yeniden Yapılanmasına Bağışta Bulunanlar Konferansı için Kuveyt'te bulunsam da, konu Konsey'de tartışılan meselelerden biri değildi. Bu meseleyi Bakanlarla hiç tartışmadığımız için konu hakkında yorum yapmayacağım çünkü gündemimizde yer almıyordu.

S: Ard arda üç toplantıda Orta Doğu konusunu görüştünüz. Bu konudaki düşüncenin ne olduğunu anlamak istiyorum. ABD'yi tek başına hareket etmeme konusunda uyardınız. Avrupalıları ve bölgedeki ortakları bu şekilde mi bir araya getiriyorsunuz, yani diplomatik bir güç gösterisi yapıp, sizin de biraz önce ifade ettiğiniz üzere,  Washington'a herhangi bir yanlış adım atmamasını söylemek?

Orta Doğu Barış Süreci konusunda Avrupa Birliği'nin bir araya getirici bir gücü bulunmaktadır. Taraflarla iyi ilişkilerimiz var. Birinci ticaret ortağı olarak İsrail'le çok güçlü ve derin siyasi, ekonomik ve sosyal münasebetlerimiz var. Ayrıca bölgedeki ortaklarla da iyi ve mükemmel ilişkilerimiz var. Suudi Arabistan'dan Ürdün, Mısır, Fas ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne kadar tüm Bakanların katılımı –ki bu oldukça istisnai bir durumdur- buna tanıklık etmektedir. Bunların yanı sıra en büyük mali katkıyı AB'nin sağladığı Filistin Yönetimi ile de pek tabii iyi ilişkilerimiz var.

Dolayısıyla, bizden her zaman bir rol üstlenmemiz isteniyor ve bu salt faturaların ödenmesi için de değil. Aslında bizim tam olarak yaptığımız iş tarafları –İsrail ve Filistin'i- bir araya getirmek. Bölgedeki ortaklarla koordinasyonu sağlıyoruz. ABD ile de koordinasyonu sağlıyoruz. Geçen Ocak Norveç'le birlikte ilk defa özel olarak Olağanüstü İrtibat Komisyonu'nu toplantıya çağırma kararı aldık, amacımız tam olarak Kudüs kararı sonrasında ABD, Filistin Yönetimi ve İsrail'i aynı masada bir araya getirmekti. Bir rol oynayabiliriz. Herhangi bir ortağımızla karşı karşıya kalmadan, hepsini dâhil eden ve aralarında konuşmalarını sağlamanın yolunu bulan bir rol oynamak istiyoruz. Çünkü bize göre Barış Süreci – özellikle bu kadar zor ve karmaşık olan bir süreç- kimseyi hariç bırakmadan tüm tarafların ve ortakların dâhil edilmesini ve dikkate alınmasını gerektirmektedir.

Demek istediğimiz, eğer herhangi bir taraftan kaynaklanabilecek yanlış adımların önüne geçmek istiyorsak, her şeyden önce olası yanlış adımların radikal pozisyonların daha da güçlenmesine yol açmasını önlemek istiyorsak, o zaman bu dosyayla ilgili yadsınamayacak ve gereken şekilde dikkate alınması gereken belli bir bilgi birikimi var, hem bölge hakkında hem de bölgede farklı oyuncu ve ortakların ilişkileri konusunda ve buna Avrupa'nın görüştüğü ortaklar ve aynı zamanda Arap ülkeleri de dahil. İnanıyorum ki bizi --yani Arap Devletler Ligi Bakanlarını ve AB Bakanlarını-- bir araya getiren husus, Orta Doğu Barış Süreci, özellikle de Kudüs konusunda atılacak yanlış bir adıma ilişkin endişelerdir.  Dini hususun hassasiyetini görüyorsunuz; radikallerin pozisyonunu güçlendirebilir, halen barış ve güvenlik içinde yan yana yaşamak isteyenlerin alanını ortadan kaldırabilir ve çatışmayı siyasi bir çatışmadan dini bir çatışmaya dönüştürebilir.  Bu olursa, hepimiz bugünkü sorundan çok daha vahim bir sorunla karşı karşıya kalırız. Dolayısıyla bu –önceden belirttiğim üzere- bir sinyal ya da tehdit göndermenin yolu değil. Bu katkıda bulunmanın ve ilerlenecek iyi bir yol bulmanın yolu. Biz kimseye karşı değiliz. Herkesle çalışıyoruz.

S: Rusya, Türkiye ve İran'a yönelik mektupta hangi hususları gündeme getirmeyi planladığınız konusunda bize daha fazla bilgi verebilir misiniz? Rusya bu kararı açıkça veto etmedi. Bu mektubu yazmanız, insanların [BM üyeleri] hafta sonu neyi imzalamış olursa olsun, Humus ve Doğu Halep'te olanların tam olarak aynısının olacağını düşünmelerinden mi kaynaklanıyor? Bir başka deyişle, asla hayat bulunmayan teorik bir ateşkes...

FM: Burada Brüksel'de hazırladığımız pek çok belgede olduğu gibi -sanırım gönderildikten sonra bu metne de bir göz atacaksınız. Asıl mesele şu: çatışmasızlık bölgeleri Astana Sürecinin bir sonucuydu. Astana Süreci her zaman sahadaki askeri dinamikler üzerine odaklanmıştır. Doğu Guta çatışmasız bölgelerden birinin parçasıdır. Dolayısıyla, ister Doğu Guta ister başka bir yer söz konusu olsun, bizim --ve temaslarımın söylediklerine dayanarak tahmin ediyorum ki BM'nin de-- Astana Sürecinin üç garantörüne sahada askeri açıdan etkin çatışmasızlığın sağlanması hususunda rollerini yerine getirmeleri çağrısında bulunmamız son derece doğal.

Avrupa Birliği'nin kendi başına sahada askeri bir oyuncu olmadığını her zaman söyledik. Biz siyasi ve insani bir aktörüz. BM Güvenlik Konseyi tarafından oybirliği ile kabul edilen bir kararın uygulanabilmesi için sahadaki askeri aktörlere çağrıda bulunuyor ve ellerinden gelen her şeyi yapmalarını bekliyoruz. Bu [karar], sahada çatışmasızlığın sağlanmasını öngören Astana Süreci sonuçları ile de tam olarak uyumludur. Astana çatışmasızlık bölgelerini yarattı. İnsani amaçlı erişimin sağlanabilmesi ve BM önderliğinde Cenevre'de Suriyeliler arasında yürütülen müzakereler için sağlam bir zemin oluşturulabilmesi için sahada çatışmasızlık bölgelerine ihtiyaç vardı. Biz de tam olarak bunun gerçekleşmesini umut ediyoruz.

Video için link: https://ec.europa.eu/avservices/video/player.cfm?ref=I151404