Remarks by High Representative/Vice-President Federica Mogherini following the Foreign Affairs Council

Dışişleri Konseyi sonrasında Yüksek Temsilci/Başkan Yardımcısı Mogherini tarafından yapılan açıklamalar

15.05.2019 Çar - 11:23

Brüksel, 13/05/2019 - 20:55

Donald Trump geçen hafta İran’ın onu aramasını istediğini söyleyerek, hatta bunun nükleer anlaşmayla ilgili olduğu işaretini verdi. [Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı] Mike Pompeo sizden İranlılara ulaşmanızı, onlara yapılan çağrının [Trump ile görüşmelerinde] telefonda desteklenmesini ve müzakere masasına geri dönülmesini istedi mi? Sizce İranlılar onu aramalı ve müzakerelerin yeniden başlamasını istemeli mi?

Toplantı sırasında böyle bir talep duymadım. Avrupa Birliği olarak, bildiğiniz üzere, biz her zaman diyalogu ve diplomatik ilişkileri teşvik ediyoruz. İrademiz her zaman bu yönde olmuştur ve İran da dâhil olmak üzere, yapmaya çalıştığımız şey budur. Müzakere imkânı varsa, her zaman müzakereden yanayız. Konuşmak her zaman konuşmamaktan daha iyidir. Özellikle gerilimler ortaya çıktığında bu iyi bir fikirdir.

Bununla birlikte, Mike Pompeo bugün bizden -sadece benden değil, aynı zamanda diğer AB Üye Devletlerinin Bakanlarından da- çok önemli ve hassas bir dönemden geçtiğimizi, bu dönemde kanaatimizce takınılması gereken en uygun ve sorumlu tutumun askeri alanda gerilimin tırmanmasının önüne geçerek azami itidal olduğunu çok net bir şekilde duydu.

Diğer taraftan, son günlerde ifade etme imkânım olduğu üzere, İran'ı halen tüm nükleer taahhütlerine uymaya davet ediyoruz ve nükleer anlaşmanın tam olarak uygulanmasının devam etmesi için kendi tarafımızda elimizden geleni yapacağız [Kapsamlı Ortak Eylem Planı, KOEP].

Bugün benim başkanlığımda Fransa, Almanya ve İngiltere Dışişleri Bakanları ile bir araya geldiğimizi biliyorsunuz. Bu toplantıda INSTEX’in işlevsel hale getirilmesi ve mümkünse önümüzdeki birkaç hafta içinde ilk işlemlerin yapılması gibi ilerleme kaydedebileceğimiz yolları tartıştık.

İran ile olan nükleer anlaşmanın tam olarak uygulanmasına devam edilmesi noktasında Avrupa Birliği tarafında tam bir kararlılık söz konusu - ve tüm Üye Devletler bunu bugün açıkça dile getirdi.

Doğu Ortaklığının 10. Yıldönümü ile ilgili kararlara bakıldığında, üç ülkeyle [Gürcistan, Moldova ve Ukrayna] yapılan ortaklık anlaşmalarından farklı olarak, Doğu'daki bu ortak ülkelerin Avrupa hedefinden söz edilmemektedir. Bunu, AB’nin bu ortaklığa “çok değer verdiği” yönündeki açıklamalarıyla nasıl bağdaştırıyorsunuz?

İlk soruyla ilgili olarak, Başkanlığın kararlarını, yapılan çalışmaların özetini, görmüşsünüz. Bu bir yıldönümüdür. Yıldönümü, attığımız tüm olumlu adımları ve son on yıldaki somut kazanımlarımızı vurgulamayı amaçlayan bir kutlamadır. Bu nedenle, gelecek perspektifinden ziyade şu ana kadarki başarılarımız ve ortaklığımızın halkımız için taşıdığı anlam ve önem üzerine odaklanıyor.

Bildiğiniz üzere, 2020 için halen gerçekleştirilmesi gereken 20 adım var. 2020'ye çok az kaldı, yani odak noktamız orada. Açıkçası, gelecekteki perspektiflere dair başka tartışmalar, muhtemelen Avrupa Birliği’nin gelecekteki kurumsal döngüsünde ele alınacak.

Ancak [başkanlığın sonuçlarında] buna atıfta bulunulmamasına şaşırmamanız gerektiğine inanıyorum. Doğu ortaklarımızdan üçü ile ortaklık anlaşmaları olduğu ancak diğer üçü ile olmadığı doğru. Saygılı bir şekilde davranarak, altı ortağın olduğu bu çerçeveyi bir arada tutmak bizim için son derece önemli.

Ortaklık anlaşmalarının dili ile Doğu ortaklığına dair yayınladığımız bildirilerin ve açıklamaların dili arasında görülen farklılık benim açımdan şaşırtıcı değil, zira bu açıklamalarda birbirinden çok farklı olan 6 ortağın bir arada ele alınması söz konusu.

Her biri Avrupa Birliği için son derece önemli birer ortak ve Avrupa Birliği ile ilişkilerinin doğasına ve farklı amaçlarına bağlı olarak her birine saygı gösterilmelidir ve gösterilmektedir de. Bu sebepten dolayı bu türden bir dil kullanımı söz konusu. Altı ortağın amaçlarına ilişkin yaklaşımlar çok farklı ve bizimle olan bu ortaklıkta kendilerini rahat hissetmelerini sağlamak istiyoruz. Ancak bu, bizimle ortaklık anlaşmaları ve serbest ticaret anlaşmaları olan üç [ülke] durumunda olduğu gibi, bazılarıyla daha derine gidemeyeceğimiz anlamına gelmiyor.

Bugün Rusya’nın Doğu Ukrayna’da Ukrayna vatandaşlarına pasaport vermesi konusunu görüşmüşsünüz. Ukrayna Dışişleri Bakanı [Pavlo] Klimkin bugün Ukrayna’nın Avrupa Birliğinin kendisini yalnızca resmi yaptırımlarla veya bireysel yaptırımlarla sınırlandırmaması gerektiğini düşündüğünü ifade etti; Ukrayna daha sağlam bir tepki bekliyor. Bu ne olabilir?

Konuyu sadece Doğu Ortakları ile değil Dışişleri Konseyi'nin başında da tartıştık ve önümüzdeki haftalarda bu konuyu takip edeceğimizden eminim.

Körfez bölgesindeki gerginlik dört ticari geminin Umman Denizi'nde henüz tespit edilemeyen failler tarafından vurulmasıyla birlikte son 24 saatte biraz daha tırmandı. Bugünkü toplantılarda bu mesele gündeme geldi mi? Sizin konuya ilişkin yorumunuz nedir?

Bu konuya ilişkin, özellikle gemilerin bayrağını taşıdığı ülkelere ilişkin halen bilgi topluyoruz. Halen durumu değerlendiriyoruz. Herhangi bir şeyden endişe duyuyor muyum ,diye soruyorsunuz bana çoğu zaman. Daha fazla istikrarsızlık ve gerginliğe nedene olabilecek gelişmeleri kesinlikle kaldırabilecek durumda olmayan bir bölgede gerginliğin tırmanması riskinden endişe duyduğumu buradan teyit ediyorum.

Toplantıda Venezuela'daki krizle ilgili olarak ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile görüşme fırsatınız oldu mu?Özellikle de ABD'nin Venezuela'da askeri bir müdahale için süreci hızlandırmaya çalıştığını ya da daha ağırdan aldığını hissediyor musunuz? Anladığım kadarıyla Uluslararası Temas Grubu'nun Costa Rica'da kararlaştırdığı siyasi misyonun haftaya Karakas'a gitme ihtimali söz konusu. Bu misyonda kimlerin yer alacağı ve her iki taraftan da hangi muhataplarla bir araya geleceklerine dair bilgi verebilir misiniz? 

Evet, Venezuela'daki durumu Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'yla birlikte ele aldık. Özellikle siyasi süreç olmak üzere Temas Grubu'nda elde edilen sonuçlara dair bilgi  verdim. San Jose'deki Temas Grubunda görüştüğümüz, ve bu siyasi misyonun yakında Karakas'ta yapacağı görüşmelerin da temelini teşkil edecek olan, krize barışçıl ve demokratik bir çözüm bulunmasına ilişkin somut fikirleri kendisiyle paylaştım. Misyonun tarihlerini ya da kimlerin yer alacağını bugün teyit etmem mümkün değil ancak Bakan Yardımcıları seviyesinde ve yakın bir zamanda yapılacak bir misyon olduğunu söyleyebilirim. Bu konuda çok yakında resmi bir duyuru yapılacaktır. Sizin adlandırdığınız şekliyle yalnızca her iki tarafla değil Karakas'taki diğer paydaşlarla da yapılacak farklı görüşmelerde ortaya konmak üzere hazırladığımız bir takım somut fikirler konusunda Mike Pompeo'yu bilgilendirdim. Ayrıca bu fikirlerin kendileriyle de paylaşılması noktasında oldukça ilgili olduğunu gördüm. Askeri bir müdahaleden hiç bir şekilde söz edilmedi.

Bugün çıkan haberlere göre İran günde asgari 1.5 milyon varil petrol ihraç edilmesi konusunda ısrar ediyor. Bu doğru mu? İran'ın pozisyonu size göre de bu mudur? Bu gerçekçi bir rakam mı yoksa bir tür müzakere pozisyonu mudur?

Bu hususta yorum yapması gereken kişi ben değilim. Bu soruyu İranlı yetkililere yöneltmelisiniz. 

Size ancak şunu söyleyebilirim; Avrupa Birliği olarak, Üye Devletler olarak, İran nükleer anlaşma çerçevesindeki taahhütlerine tam anlamıyla riayet ettiği sürece, bizler de anlaşmanın bizimle ilgili kısımlarını tüm vasıtalarla, eksiksiz uygulama konusunda elimizden geleni yapma hususunda tam kararlılık içerisindeyiz. Israrla belirtmek isterim ki Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) İran'ın taahhütlerine uygun hareket ettiğini belgelemiştir.  

Bunu vurgulamak istiyorum zira önemli olduğunu düşünüyorum. Avrupa Birliğine Üye 28 Ülkenin Dışişleri Bakanlarıyla birlikte bugün halen UAEK'nın, İran'ın nükleer taahhütlerine riayet edip etmediğini değerlendirmeye yetkili tek kurum olduğunu bir kez daha teyit ettik.   

Kıbrıs Dışişleri Bakanı [Nikos Christodoulides]'nın, Türkiye'nin Kıbrıs'ın münhasır ekonomik bölgesinde son günlerde yürüttüğü faaliyetlere ilişkin size bilgi verdiğini öğrendik. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Evet, Kıbrıs Dışişleri Bakanı [Nikos Christodoulides] duruma ilişkin bilgi verdi.Şahsen kendisine teşekkür etmek isterim aynı zamanda son günler ve haftalarda sürekli temas halinde olduğumuz [Kıbrıs] Cumhurbaşkanı [Nicos] Anastasiades'e, ve bu mesele hakkında görüşlerine başvurduğumuz Yunanlı yetkililere de bu konuda son derece samimi ve açık iletişim kanalları kurduğumuz için teşekkür ederim. 

Türkiye'nin Kıbrıs'ın münhasır ekonomik bölgesinde sondaj çalışmaları yapma niyetiyle ilgili olarak 4 Mayıs'ta yaptığım açıklamayı yineleyebilirim. Burada Türkiye'nin Kıbrıs'ın münhasır ekonomik bölgesinde sondaj çalışmaları yapma niyetiyle ilgili olarak Avrupa Birliği adına duyduğumuz ciddi endişeyi ifade etmiş ve geçen Mart ayında Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de devam eden yasadışı faaliyetlerini kuvvetli bir dille kınadığımızı yinelemiştim.

Bu bağlamda Türkiye’ye; itidalli davranması, Kıbrıs’ın kendi münhasır ekonomik bölgesindeki egemen haklarına saygı göstermesi ve Avrupa Birliği’nce Kıbrıs’la tam dayanışma gösterilerek uygun şekilde karşılık verilecek benzeri yasadışı adımlardan kaçınması hususunda acil çağrıda bulunuyoruz. Bu pozisyon geçen hafta Sibiu'da düzenlenen Devlet ve Hükümet başkanları zirvesinde bir kez daha, ayrıca bugün de Kıbrıs ile dayanışma içerisinde Bakanlar tarafından net biçimde ifade edilmiştir. 

Sudan konusunu ele aldınız mı? Sudan’ın bu çıkmazdan kurtulabilmesi adına bir takım kararlar alındı mı? Konsey Sudan’da devam eden açmaz konusunda endişe taşıyor mu?

Konsey toplantısı başında bu konuya --geçiş [dönemini] ve sivil hükümeti desteklemek anlamında çalışmalarımıza ve bu sürece eşlik etmek üzere, Afrika Birliği’nin takip ettiği yaklaşıma dönük tam desteğimize-- kısaca değindim. Umuyoruz ki başarıya ulaşılır.

Konsey, Libya konusunda tek ses mi?

Bugünkü Konsey toplantımızın önemli bir kısmında BM Genel Sekreteri’nin Libya Özel Temsilcisi Ghassan Salamé da bizlerle birlikteydi. Sadece katılımı dolayısıyla değil; aynı zamanda, sürekli bizle ve Arap Devletleri Ligi’nden Afrika Birliği’ne dek bölgedeki diğerleriyle koordinasyon halinde olduğu için kendisine teşekkür etmek isteriz. Sayın Salamé her zaman için bizlerle [irtibata ve iletişime] açık oldu. Ancak her şeyden önemlisi, bizim [açımızdan] doğru olduğunu düşündüğümüz bir yaklaşımla Trablus’ta sürdürdükleri muazzam çalışmalar için hem kendisine hem de ekibine teşekkür etmek isteriz.

Bugün Avrupa Birliği Libya konusunda, evet, tek ses… Bölgesel örgütlere bakarsanız bu örgütlerin kendi aralarında ve kendi içlerinde de [fikir] ayrılıklarını fark edeceksiniz; bugün Avrupa Birliği’nde bu tür bir ayrılık veya bölünmüşlük bulunmuyor. Libya etrafındaki bazı bölgesel örgütlerde bazı [görüş ayrılıkları] olabilir… Avrupa Birliği bugün net bir şekilde şunu ifade etmektedir: her şeyden önce Libya Ulusal Ordusu [LNA] tarafından Trablus’a yapılan askeri saldırı ve akabinde başkent içi ve etrafında tırmanan [gerilim], uluslararası barış ve güvenliğe karşı çok ciddi bir tehdit teşkil etmektedir. [Bu saldırı] terör faaliyetlerinin, uluslararası topluma ve elbette ki Libyalılara karşı daha fazla tehdit oluşturmasının da yolunu açmaktadır.

Avrupa Birliği ve Birlik üyesi devletlerin bir bütün olarak verdiği ikinci mesaj da tarafların derhal ateşkes yapmaları ve düşmanlıkların tam ve kapsamlı bir şekilde sona erdirilmesi için Birleşmiş Milletler ile birlikte çalışmaları gerektiği mesajıdır. 

Libya’daki krizin askeri bir çözümünün olmadığı; ne var ki, bu krize BM kolaylaştırıcılığında yürütülecek siyasi diyaloga yeniden geri dönüş yapılarak bir çözüm bulunabileceği hatırda tutularak, tüm taraflara, bundan birkaç hafta önce Trablus saldırısı öncesinde başlatılan siyasi diyaloga geri dönmeleri için çağrıda bulunuyoruz.

İletmek istediğim son mesaj ise tüm üye devletlerin ortak mesajı: önümüzdeki haftalar boyunca BM Genel Sekreteri’nin [Libya] Özel Temsilcisinin [GhassanSalamé] çalışmalarına dönük kararlılığımız ve tam desteğimiz…

Bugün ve geride bıraktığımız haftalar boyunca Libya konusunda, AB üyesi devletler arasında her hangi bir bölünmüşlük veya ayrılık belirtisine rastlamadım. Şimdi ve bugün AB, siyasi süreç için yeniden bir alan oluşturulması anlamında BM tarafından sarf edilen çabalara destek anlamında bir bütünlük ve birlik içinde…

Bu sabah Brüksel’i ziyaret eden [Ulusal Mutabakat Hükümeti] Başbakan [Fayez el] Sarraj ile de bu meseleyi görüştüm. Aynı mesajı kendisine de ilettim.

Şayet bugün Birleşmiş Milletlerin ve Libya’nın güvenebileceği tek bir muhatap, tek bir küresel oyuncu varsa, o da Avrupa Birliği’dir.

Video: https://audiovisual.ec.europa.eu/en/video/I-172096