Security and sustainable development: including a gender perspective

Güvenlik ve sürdürülebilir kalkınma: Toplumsal cinsiyet perspektifinin dahil edilmesi

13.06.2018 Çar - 11:18

12/06/2018 - 09:14

Güvenlik ve kalkınma bir madalyonun iki yüzüdür ve kadın örgütleri dahil edilmeden ve kadınların endişeleri dikkate alınmadan hiçbirisi gerçekleştirilemez. AB, dünya genelinde güvenlik ve istikrarı geliştirme kabiliyetini arttırmaya çalışırken, politika geliştirme ve uygulama yoluyla güçlü bir toplumsal cinsiyet perspektifinin sağlanması kritik öneme sahiptir.  Avrupa Kalkınma Günlerinde, Avrupa Dış Eylem Servisi, değişen güvenlik ve kalkınma işbirliği politika ve eylemlerine toplumsal cinsiyet dengesini gözeten sürdürülebilir bir yaklaşım kazandırmak üzere binlerce kalkınma ve toplumsal cinsiyet uzmanının Brüksel'de bulunmasını fırsat bilerek, tartışma ortamı yaratmış ve bu konuda sunulan önerileri bir araya getirmiştir.      

Güvenlik eksikliğini ilk tespit eden ve bundan zarar görenler çoğunlukla kadınlardır; aynı zamanda kadınlar güvenliğin tartışılması için masaya en son davet edilenlerdir. Güvenlik denilince yalnızca devletin güvenliğinden söz edilmediğini aynı zamanda ve öncelikle insan güvenliği, kadınların, erkeklerin ve bütün olarak toplumun güvenliğini ifade ettiğine ilişkin bir farkındalık eksikliği vardır. Bu da uluslararası güvenlik gündeminin etkililiği ve sürdürülebilirliğini sınırlamaktadır.      

Avrupa Kalkınma Günleri çerçevesinde 6 Haziran'da Brüksel'de EEAS tarafından Finlandiya Kriz Yönetimi Merkezinden Kirsi Henriksson'ın moderatörlüğünde düzenlenen oturumun katılımcıları şu sonuca vardılar;  AB ve ortaklarının, sürdürülebilir barış ve kalkınmanın desteklenmesi taahhütlerini yerine getirmeleri için kadınların barış müzakerelerine ve görüşmelerine dahil edilmesi, ve bütüncül ve toplumsal cinsiyete duyarlı bir güvenlik ve kalkınma yaklaşımı uygulanması, kritik öneme sahiptir.   

EEAS Toplumsal Cinsiyet ve BMGK 1325 Baş Danışmanı Mara Marinaki  “AB, kadınların katılımı olmaksızın barışın sürdürülebilir şekilde tesis edilmesinin mümkün olmadığını deneyimlerinden bilmektedir" dedi. AB, askeri ve sivil AB misyonlarında kadınların daha fazla yer alması, kadınların birebir katılımının sağlanması ve toplumsal cinsiyet bakış açısının yansıtılması konularında geçtiğimiz yıllarda ilerleme kaydetmiştir.  

AB aynı zamanda güvenlik ve kalkınmaya bütüncül bir yaklaşımın öncülüğünü yapmakta ve insan güvenliği konusunda son derece hassas hareket etmektedir. 

Öte yandan kadınların daha fazla katılımının ve kalkınma ve güvenlik işbirliğinin kendileri için anlam ifade etmesinin sağlanması için daha fazla adım atılması gerekmektedir.

Toplumsal Cinsiyet, Güvenlik ve İnsan Hakları Konsorsiyumu Direktörü Carol Cohn; “Seçenekleri işaretlemekten daha fazlasını yapmak zorundayız. Salt rakamları toplamak yeterli değildir ve birçok göstergeden yalnızca bir tanesi kadınların katılımına ilişkindir." dedi. İnsan hakları ve kriz yönetimi uzmanı Sari Kouvi de şunları ekledi; "Kadınların yalnızca geleneksel olarak kendileriyle ilişkilendirilen eğitim gibi meselelerde değil güvenlik konusunda da fikirleri dinlenmelidir." NATO'dan Clare Hutchinson da güvenlik konusunda kadın ve erkeklerin çoğu zaman oldukça farklı bakış açıları olduğunu belirterek "tank ve tüfekler kadınların daha güvenli hissetmesini sağlamaz" dedi.

AB'nin güvenlik kabiliyetlerinin güçlendirilmesine dönük devam eden gelişmelere ilişkin olarak panelde aşağıdaki konular öne çıkmıştır: 

  • Kadınlar güvenlik için kilit unsurlar olarak görülmelidir.  
  • Kadınların güvenliğini sağlamak için çatışmaların çözümünde devlet güvenliğinden çok insana odaklanılmalıdır. 
  • Güvenlik politikasına toplumsal cinsiyet perspektifinin yansıtılması ve bütüncül biçimde uygulanması hayati öneme sahiptir.  
  • Tüm kadınların toplumsal cinsiyete duyarlı bir bakış açısı sunmaları beklenemeyeceğinden kadınların salt temsiliyeti yeterli değildir.
  • AB ve NATO işbirliğini geliştirmeyi sürdürmeli ve buzları eritmek üzere diğer uluslararası ortaklarla birlikte çalışmalıdır.