The only way out of the crisis together is by investing in a ‘Europe United’ approach

Krizden birlikte çıkmanın tek yolu “Birlikte Avrupa” yaklaşımına yatırım yapmaktan geçer

15.05.2020 Cu - 21:34

25/05/2020 
Dostum Heiko Maas’ın yıllık Alman Büyükelçileri konferansının açılışında beni Başbakan Merkel’le birlikte konuşma yapmaya davet etmesinden memnuniyet duydum. Önümüzdeki Almanya Dönem Başkanlığından beklentilerin ne kadar yüksek olduğunu, Avrupa’ya kriz süresince rehberlik etmesi ve bu krizden daha güçlü çıkmamızı sağlamasının beklentiler arasında olduğunu vurgulamak için bir fırsat oldu.

 

Avrupa tarihinin çeşitli dönemlerinde Almanya birçok krizi aşmamızda bize destek olarak hayati rol oynamıştır. Örneğin 2007 yılındaki Almanya AB Dönem Başkanlığının, - ben de o zaman Avrupa Parlamentosu Başkanıydım – Fransa ve Hollanda’da yapılan referendumlarda Anayasa’nın reddedilmesinin ardından ne yönde adım atılması gerektiği konusunda siyasi bir uzlaşıya varılmasında Avrupa’ya nasıl yardım ettiğini bugün gibi hatırlıyorum. Sonuçta varılan metne Lizbon antlaşması adı verildi ancak Almanya bunda büyük rol oynamıştır.  

Oniki yılda üç Kriz

O zamandan bu yana finansal krizler, Avro krizi ve ardından göç krizini yaşadık. Oniki yılda üç kriz kırılgan bir Birlik için çok fazladır. Şu anda ise Avrupa çok daha büyük başka bir krizle, varoluş kriziyle karşı karşıyadır.   

Krizi her yönüyle, hem Birlik içerisinde hem de dışarıda ele almalıyız. Büyükelçilere Başbakan Merkel ve Başkan Macron’un toparlanmaya ilişkin tekliflerinin cesaret istediğini ve Avrupa’nın da buna ihtiyacı olduğunu vurguladım.

Devletlerin mali kapasitelerinin ciddi oranda farklılıklar arz etmesi nedeniyle kökeninde simetrik bir kriz olan pandemi, yarattığı neticeler itibariyleyse asimetrik bir özellik taşıyor. Bu itibarla hibelere dayalı olarak ortak çözümlere yatırım yapmamız ve dayanışma sergilememiz; geleceğin ekonomisine, yeşil devrime ve dijitalleşmeye yatırım yapmamız gerekiyor.

Bu türden bir Fransız-Alman girişimine duyulan gereksinim, hiç olmadığı kadar fazla… Ancak bu, tek başına da yeterli değil. Bize gereken, tüm Avrupa’yı bir araya getirebilmek…


Çok taraflı iş birliğine talep, hiç bu kadar yoğun olmamıştı

Hem benim konuşmamda, hem de Alman Dışişleri Bakanı Heiko Mass’ın konuşmasında Kovid-19’un temelde tarihi hızlandırarak ve önceleri varolan eğilimleri güçlendirerek dünyamızı nasıl değiştirdiği hususuna eğildik. Uzmanlar uzun bir süredir Amerika’nın başını çektiği sistemin sonuna geldiğini ve artık Asya asrının devreye girdiğini söylüyordu. Şimdi hepimizin gözleri önünde olan bu... 

İkimiz de çok taraflı iş birliğine olan talebin hiç bu kadar yoğun olmadığını; ancak, arzın bu talebe yetişemediğini vurguladık. Aslında bu kriz on yıllar sonra Birleşik Devletler’in, kriz karşısında atılan uluslararası adımların liderliğini yapmadığı ilk büyük kriz. Özellikle Birleşik Devletler ve Çin arasında olmak üzere, her yerde artan bir rekabete şahitlik ediyoruz.   

Avrupa olarak bizim çok taraflı platformlarda (bu hafta sonuna doğru AB’nin sarf ettiği çabalarla ilgili olarak BM Güvenlik Konseyi’nin bilgilendireceğim) ve komşuluk bölgemizde sorumluluklarımızı yerine getirmemiz gerekiyor.

Almanya Dönem Başkanlığı sırasında, AB-Afrika Zirvesi ya da AB 27-Çin Liderler toplantısı gibi, jeopolitik yaklaşım benimseme amacımızı somutlaştırmak üzere birlikte çalışmamızın gerekeceği bazı uygun vesileler olacak.


Team Europe (Avrupa Takımı) ve ‘Birlikte Avrupa’

Tüm bunlar için, Avrupa Takımı olarak ya da dostum Heiko’nun ifadesiyle ‘Birlikte Avrupa’ yaklaşımıyla, beraber harekete geçmemiz gerekmektedir. Bu da aramızda güven ve ortak bir zemin gerektirmektedir.  

Ancak pek çok sefer, mutabakata varamıyoruz zira Üye Devletler daha kapsamlı ortak çıkarımızı anlamak yerine ulusal bakış açılarına takılı kalıyorlar. AB tarafından verilecek yanıt – bazı Üye Devletlerin bakış açısıyla mükemmel olmasa bile- çoğu zaman sağır edici sessizlikten daha iyidir.

Bunun yanı sıra kaynakların etkin olmasını sağlamalıyız. Sonuç alan bir AB dış politikası istiyorsak, buna herkes yatırım yapmalıdır. Hem siyasi açıdan ama aynı zamanda mali olarak da. AB’nin bir sonraki bütçesinde uzlaşı sağlanması, Alman [Dönem] Başkanlığı zamanına kalacaktır.

Avrupa tarihinin kritik bir döneminde, iddialı bir Avrupa’ya yatırım yapmalıyız. Bir başka deyişle, halkını ve --dünyanın her yerinde siyasi özgürlük, ekonomik refah ve sosyal uyumun en iyi birleşimi olan-- modelini koruyan Avrupa’ya.