High-Representative/Vice-President Federica Mogherini at the joint press conference with Jens Stoltenberg

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile düzenlediği ortak basın toplantısında YT/BY Federica Mogherini tarafından yapılan açıklama

Brüksel, 05/12/2017

Okunan metin geçerlidir!

Teşekkürler Jens [Stoltenberg, NATO Genel Sekreteri].

Artık evimde hissediyorum kendimi. Hatırlıyorum da; aşağı yukarı bir yıl önce, AB-NATO işbirliğini, her iki örgütün de daha önce tanık olmadığı bir düzeye getirecek olan iddialı planımızı sunmak için yine buradaydık.

Herkesin aklında bir takım şüpheler vardı; çünkü pek çok defalar aynı şeye niyet edilmiş olsa da, bu hedef daha önce hiç gerçekleştirilememişti.

Şunu söylemem lazım: ekiplerimizin azmi ve kararlı çalışmaları; kişisel olarak gösterdiğin liderlik ve kararlılık; Üye Devletlerimiz ve Müttefiklerimizin sergilediği güçlü siyasi irade sayesinde, geçen yıl kararlaştırdığımız 42 tedbirin büyük bir bölümünü uygulamayı başardığımız için gurur duyuyorum.

Bugün birlikte bu 42 tedbirle ilgili ikinci ilerleme raporumuzu da bugün sunduk. Bunlardan sadece temel nitelik taşıyanları değil; aynı zamanda en önemli ve en görünür olanlardan biri olan ve açılışını birlikte gerçekleştirdiğimiz Melez Tehditlere Karşı Helsinki Avrupa Mükemmeliyet Merkezi’nin kurulmasına yönelik ortak çalışmalarımızdan; Akdeniz’de [EUNAVFOR MED] Operation Sophia ile NATO’nun Operation Sea Guardian arasındaki taktik ve operasyonel eşgüdümümüz ve işbirliğimizden ve AB-NATO arasındaki paralel ve koordineli ilk tatbikattan da bahsettin.

Bütün bu örnekler, bu yıl içinde sarf ettiğimiz yoğun çaba ve çalışmaların amiral gemisi niteliğindeki sadece 3 örneği…

Ortak eylemlerimize dair ikinci İlerleme Raporunu beraberce sunmanın yanı sıra hem AB, hem de NATO konseylerine uygulamadaki işbirliğimize odaklanan adımlarla ilişkili olarak bir dizi yeni teklifi de yine paralel bir süreçte sunduk. Bugün her iki Konsey de, geçen sene Varşova Deklarasyonu’nda tespit etmiş olduğumuz alanlardaki -- yani, melez tehditlerle mücadele, operasyonel işbirliği, siber savunma, savunma kabiliyetleri, savunma sanayileri, tatbikatlar, ortaklarımızın kapasitelerinin inşası ve AB-NATO diyalogunun her düzeyde güçlendirilmesi-- işbirliğimizi derinleştirecek 34 yeni eylem dizisini onayladı.

Ayrıca zaten belirlemiş olduğumuz önceliklere veya ortak eylem alanlarına, AB ve NATO için temel öncelikler olan ve her gün gördüğümüz üzere, dünya barışının inşasında kilit bir unsur olan terörle mücadele, askeri mobilite (ki bu alan NATO’nun geride kalan dönemde karşı karşıya kaldığı bazı engelleri aşmasında AB’nin kendilerine yardımcı olmakta kullanabileceği bir takım araçlarının bulunduğu bir alandır), kadın, barış ve güvenlik gibi yeni alanları da eklemeye karar verdik.

Bununla birlikte, sadece NATO Müttefik ülkeleri bakanlarıyla görüş alışverişinde bulunabilme değil; aynı zamanda hem kendilerini hem de şahsını Avrupa Birliğinin savunma ve güvenlik çalışmaları alanında kaydettiği ilerlemelerle ilgili olarak bilgilendirebilme fırsatına sahip olduğum için de ayrı bir gurur ve memnuniyet duyuyorum. Bildiğiniz gibi AB savunma ve güvenlik [politikası] açısından oldukça tarihi bir dönem yaşıyoruz: Daimi Yapılandırılmış İşbirliğini oluşturuyoruz – 23 Üye Devlet, katılım bildirilerini imzaladı ve birkaç hafta önce bana teslim ettiler. Jens [Stoltenberg] de o gün bizle beraberdi. Daimi Yapılandırılmış İşbirliğinin devreye girmesine ilişkin resmi kararın önümüzdeki hafta Pazartesi günü düzenlenecek olan ve başkanlığını yapacağım Dışişleri Konsey Toplantısında kabul edilmesi bekleniyor -- kabul edilmesini bekliyorum.

Ama çalışmalar devam ediyor ve Üye Devletlerin yaptığı çalışmaların nasıl bir netice vereceğini bugünden kestiremem; ne var ki, Pazartesi bir sonuca varılacağını ve beraberinde Daimi Yapılandırılmış İşbirliği’nin başlatılmasına ilişkin resmi karara eşlik edecek projelerle ilgili olarak bir kararın da çıkacağını düşünüyorum.

Jens’in [Stoltenberg, NATO Genel Sekreteri] de ifade ettiği ve her zaman inandığı üzere -- ve destek için sana teşekkür de etmek isterim -- savunma ve güvenlik alanında daha güçlü bir Avrupa Birliği, NATO’yu da daha kuvvetli kılacaktır; çünkü bu, Avrupa Birliği tarafında bölünmüşlüğün azaltılması; ölçek ekonomilerinin daha iyi kullanılması ve Avrupa savunma çıktılarının verimliliğini arttırmakla ilgilidir. Bu sürecin daha önce benzeri görülmeyen tarihi bir gelişim düzeyine gelmesi, NATO’nun da menfaatinedir.

Jens'in [NATO Genel Sekreteri Stoltenberg] belirttiği gibi, AB'nin bu yıl hayata geçirmekte olduğu Savunma Paketi'nin tek parçası bu değildir. Bunun yanın sıra Üye Devletlerin araştırma ve kabiliyet projelerini ortak şekilde destekleyecek Avrupa Savunma Fonumuz da vardır. Bu NATO'nun da yararına olacaktır zira AB'ye Üye Devletlerin kuvvetleri NATO ya da BM operasyonlarında ve şüphesiz NATO Müttefiki olan ülkeler için kullanılabilmektedir. Ayrıca bu alandaki bütçeyi koordine etmemize yardımcı olan Yıllık Savunma Gözden Geçirme Çalışması (CARD)nı da başlattık.

Son olarak belirtmek isterim ki bu süreci başlatmamızdan tam bir yıl sonra, bu alanda hiç bir zaman uygulanmamış olan Lizbon Antlaşmasının tam potansiyelini kullanarak Güvenlik ve Savunma alanlarında desteklenmiş bir AB'yi bugün hayata geçirmiş olmaktan büyük gurur duyuyorum. AB-NATO işbirliği daha önce hiç ulaşılmamış bir seviyeye çıkarılmış böylece bu iki yapının aynı zamanda birbirini tamamlayıcı özellikte olduğu gösterilmiştir. Bu da muazzam işbirliğimiz sayesinde olmuştur. Burada bir kez daha her iki tarafta da ekiplerimizin son derece yetkin ve özverili biçimde çalıştıklarını vurgulamak isterim. AB- NATO işbirliğinin birçok alanda günlük bazda devam etmesinin temelinde bu ekip çalışması da bulunmaktadır.

Teşekkürler Jens.

Soru&Cevap

S. İran Nükleer Anlaşmasıyla ilgili olarak Sayın Tillerson'dan duymak istediklerinizi duyabildiniz mi? Kendisinin anlaşmanın tam anlamıyla uygulanmasına dönük açıklamalarını ABD'nin anlaşmaya riayet edeceği yönünde bir işaret olarak mı yorumluyorsunuz? Cevabım çok kısa. Evet. Önümüzdeki günlerde göreceğiz.

S. Toplantıya katılan Alman Dış İşleri Bakanı'nın ABD yönetiminin dağılmakta olduğu, ABD'nin Avrupa'yı bazen bir ortak değil rakip olarak gördüğü zira yardımcı olmaktan çok zarar veren politikalar izlediği yönündeki yorumlarıyla ilgili neler söyleyeceksiniz? Avrupa Birliği olarak şüphesiz farklı pozisyonlarımız var zira 28 demokratik yapıdan oluşan siyasi bir birliğiz ve ABD ile bir güven değil ortaklık ve dostluk ilişkisi içerisindeyiz. Bu da yalnızca geçmişimizde değil gelecekte de dünyanın karşı karşıya kaldığı güçlüklerin üstesinden birlikte gelinmesi ve dünyanın sunduğu imkanlardan birlikte yararlanılması noktasında bizleri birleştiren bir unsurdur. Halen de AB ve ABD arasındaki Atlantik ötesi dostluk ve ortaklığın sağlam temelini oluşturmaktadır.

Bugün ABD Dış İşleri Bakanı Tillerson'ın buraya gelmeden, üç saatini ayırarak önce benimle ikili görüşmesi daha sonra da 28 Üye Devletin dış işleri bakanlarıyla bir araya gelmesi, ve ardından ABD Başkanı Trump ve Başkan Yardımcısı Pence'in bu yılın başında yaptıkları gibi AB kurumlarına resmi ziyarette bulunmasını özellikle takdirle karşıladığımı belirtmek isterim. Bu, ortaklığımızın yalnızca NATO çerçevesinde askeri bir ittifak olarak değil aynı zamanda ABD-AB ortaklığı olarak da tanındığının açık bir göstergesidir.

Bugün oldukça güzel bir toplantı yaptık. Üzerinde birlikte çalışmakta olduğumuz birçok konu var ve birlikte çalışmasaydık dünyanın büyük bir bölümünde durum şimdikinden çok daha kötü olurdu. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, Afganistan ve Suriye örneklerinde olduğu gibi, Libya, Afrika'daki bazı krizler, terörle mücadele, Daeş'le mücadele ve Ukrayna diyerek devam edebilirim. Liste gerçekten uzun.

İşbirliğimizin hayati önem taşıdığı ve sonuç vermekte olduğu bir takım meseleler var. Dış politikada AB ve ABD'nin farklı pozisyonlar benimsediği başka alanlar var ve bu hususta son derece açık ve netiz, bunu açık yüreklilikle söyleyebilirim. Bugün Brüksel'in diğer yanında AB kurumlarında masa başındayken bu konularda açıklıkla görüşlerimizi paylaştık. Dostların yaptığı gibi farklı argümanları dinlemek farklı pozisyonları kabul etmek birbirimizi daha iyi anlamamızı birbirimize saygı duymamızı sağlar. Aynı zamanda yanlış yapmamaya çalışmak ya da pozisyonlar farklı olsa da işbirliği yapmanın yollarını aramak da önemlidir.

Pozisyonlarımızın farklı olduğu meseleler listesini istediğinizi sanmıyorum - onları zaten biliyorsunuz. Bunlardan birisi İran'la nükleer anlaşma konusuydu [JCPOA-Ortak Kapsamlı Eylem Planı], Avrupa Birliği ve Üye Devletler bu meselenin güvenliğimiz açısından önemli bir stratejik öncelik olduğunu açıkça ifade ettiler. İşlemekte olan ve işlediği IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu) tarafından 9 kez teyit edilen bir nükleer anlaşma sadece daha da Doğuda başka bir [nükleer] çoğalma kriziyle karşı karşıya kaldığımız için değil, aynı zamanda uluslararası müzakereler ve anlaşmaların genel olarak güvenilirliği nedeniyle de korunmalıdır. Bence bu mesaj, Washington'da açık ve net olarak duyuldu. Anlaşmaya bağlı kalma iradesi ve birlikte İran'ın anlaşmaya bağlı kalmasını sağlama noktasında bence bugün daha iyi bir konumdayız, zaten birlikte gerçekleştirmemiz gereken en önemli iş de bu. Çok taraflılık ve özellikle BM sistemi konusunda görüş farklılığımız var. Avrupa Birliği olarak biz, BM sisteminin ve BM barış gücüne yapılacak yatırımları da içeren kurallara dayalı küresel düzenin en güçlü destekleyicisiyiz. Bu arada, bu yaklaşımımızı yakın dostumuz ve diğer bir transatlantik ortağımız olan Kanada da paylaşıyor – ancak bizim açımızdan bu bir alış verişi de içeriyor. Önümüzdeki hafta Arjantin'de yapılacak DTÖ bakanlar toplantısı uluslararası ilişkilere bakış açımız açısından da bir test olacak.

Bu, iklim değişikliği anlaşmasıyla açıkça görüldü. Ayrıca ABD'nin Göç ve Mülteciler konusundaki BM Küresel İlkeler Sözleşmesinden çekilme kararı almasına ben şahsen üzüldüm – aynı hissi diğer Avrupa Birliği Üyesi Devlet Bakanları da paylaştı. Biz çok taraflı mekanizmalara ve sistemlere inanıyor ve yatırım yapıyoruz ve bunu ABD ile daha fazla yapmak istiyoruz. Dış politika ve güvenlik politikasına da bu açıdan yaklaşıyoruz. Bugün, hatta basın varken, kısaca görüş farklılığından bahsetmiştik – bunu zamanla göreceğiz. Avrupa olarak, İsrail ve Filistin için yegâne barış ve güvenlik perspektifinin iki devletli çözüm olduğuna inanıyoruz, bu görüşümüz idealizme değil, tecrübeye dayanıyor. Bunun hem iki taraf hem de bölge için tek gerçekçi seçenek olduğuna inanıyoruz. Buna inanırken de iyi bir desteğimiz var. Halen Arap Barış Girişiminin krize ve çatışmaya çözüm noktasında yararlı bir çerçeve olduğuna inanıyoruz, zira müzakerelerin yeniden başlatılma ihtimalini sekteye uğratabilecek herhangi bir hamle, örneğin Kudüs'e ilişkin bir hamle, hem kısa vadede hem de Orta Doğu'da diplomatik sürecin yeniden başlatılması perspektifi bakımından sakıncalı olacaktır. Yani, farklılıklarımız var ancak işbirliği içerisinde çalıştığımız konular daha fazla. Hatta farklılıklarımızın olduğu konularda dahi açık, samimi ve içten bir görüşme olmasına öncelik veriyoruz. Gazetecilerin kastettiği şekilde içten ve yapıcı değil, ama insan olarak bizim kastettiğimiz şekilde, yani olumlu yaklaşmak, ortak zemin ve atılabilecek ortak adım bulmaya çalışmak – bunu son derece saygılı ve daima dostluk hissi içinde yapmak.

Soru: 28 Avrupa Birliği Üyesi Devletten 23'ü kısa süre önce, ortak askeri yatırım konusunda bir anlaşma imzaladı. Bugün bu konu görüşüldü mü? Ve bu Avrupa'da NATO'ya bir alternatif mi?

Askeri komuta mı demek istiyorsunuz? Hayır, kesinlikle değil, o büyük tabulardan birisiydi. Avrupa Birliği'nin hâlihazırda zaten devam etmekte olan 16 askeri ve sivil misyonu ve operasyonu var. Sadece Afrika'da AB bayrağı altında hizmet eden 10.000'den fazla kadın ve erkeğimiz var.

Tek bir komuta yapısı olması hem askeri hem de sivil açıdan mantıklı – ve bu konu burada, NATO'da çok iyi anlaşılıyor. Konu mevcut misyon ve operasyonlarımızdan en iyi şekilde yararlanma meselesi. Onların düzenlenmiş bir komuta zinciri ile daha iyi çalışmasının sağlanması. Bu kesinlikle SHAPE [NATO'nun Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Karargahı] türü bir yapıyı tesis etmenin yolu değil ve olmayacak da. Kopyalanmış bir yapıya bakmadığımız çok net. Avrupa Birliğini askeri bir ittifaka dönüştürmenin yollarını aramıyoruz. Ancak, savunma araçlarımızdan bazıları da dahil olmak üzere, sahip olduğumuz araçlardan en iyi şekilde yararlanmaya çalışıyoruz. Burada rekabet değil sadece [birbirini] tamamlama söz konusu, Avrupa Birliği'ni askeri bir ittifaka dönüştürmek gibi bir amacımız yok. En iyi şekilde kullanmaya çalıştığımız bazı savunma araçları ile siyasi bir birlik olarak devam ediyoruz.

Teşekkürler.