Remarks by HR/VP Mogherini at the Days of Dialogue at the Third Brussels Conference on "Supporting the future of Syria and the region"

"Suriye ve Bölgenin geleceğine Destek" Üçüncü Brüksel Konferansındaki Diyalog Günlerinde YT/BY Mogherini'nin konuşması

14.03.2019 Per - 16:18

Brüksel 13/03/2019

"Suriye ve Bölgenin geleceğine Destek" Üçüncü Brüksel Konferansındaki Diyalog Günlerinde Yüksek Temsilci/Başkan Yardımcısı Mogherini'nin konuşması

Teşekkür ederim ve Salam.

Tüm gazetecilere, özellikle kadınlara, şükran, teşekkür ederim. Onlarla gurur duyuyorum.

Benim ve bizim için Suriye ve Bölgenin geleceğine Destek" Üçüncü Brüksel Konferansı'nın belkemiği olan bu Diyalog günleri kapsamındaki panellere katılan herkese teşekkür ederim.

Yarın not ettiğimiz bu önerileri dünyanın dört bir yanından gelen Bakanlara ileteceğiz. 55 ülke ve toplamda bölgesel ve uluslararası örgütler de dahil 80 heyet katılacak.  

Bu yıl ve önceki iki yılın Brüksel Konferansının amacı sizlerin sesini duyurmak. Farklı alanlardan 500 sivil toplum örgütü, çoğunlukla siz Suriyelilerin sesi olacak ve sizlerin katkılarıyla, her Suriyelinin kendini evinde hissedebileceği yeni bir Suriye doğacağına inanıyorum.     

Konferansın ana sloganlarından bir tanesini kullanmak istiyorum; " Suriye sensin" işte bu nedenle çoğunuzun bu sürece katılmasından büyük onur duyuyorum, zira bütün bunlar sizler, Suriyeliler ve Suriye için.    

Bazıları Suriye'de barışın askeri güçler arasında ateşkes ilan edilmesiyle ilgili olduğuna inanıyor ve şüphesiz bu da gerekli. Nitekim önümüzdeki günlerde bir insani felaket yaşamamak için İdlib'de ateşkesin güvence altına alınması gerekiyor.

Ancak her ne kadar Suriye'ye barışın getirilmesi için askeri müdahale ve müdahalenin durması gerekli olsa da bundan daha fazlasına ihtiyaç var. Hepinizin çeşitli şekillerde ifade ettiği başka bir şeyler gerekli. Uzlaşma, kapsayıcılık, demokrasi ancak sizler gibi seslerin masa etrafında toplanarak yalnızca Suriye'nin geleceğini değil aynı zamanda ülkenizin bugününü de şekillendirmesiyle gerçekleşebilir.

Neredeyse on yıldır devam eden savaşla yıkıma uğrayan bir ülkede, sizler, sivil toplum örgütleri, özellikle kadınlar, barış için, adalet için, ulusal uzlaşı ve çeşitlilikte birlik için umut olduğunu gösteriyorsunuz. Bu yaptığınız her zaman yapılması en güç olan şey, nitekim biz bunu AB'de her gün yaşıyoruz, ama şüphesiz yıllar süren savaşın ardından bunu başarmak daha da zorlaşıyor. Suriye yalnızca güzel bir ülke değil aynı zamanda halkının eşsiz çeşitliliğinden de güç alabilecek bir ülke. Zira bu, halen korunması ya da yeniden tesis edilmesi gereken ülkenin bir zenginliğidir. 

Sizler ağabeylerinizi, ablalarınızı, arkadaşlarınızı, anne-babalarınızı ve çocuklarınızı öldüren savaşın yalnızca tanıkları değil aynı zamanda her gün yaptığınız işlerle yeni Suriye'nin tohumlarını yeşertenlersiniz.

Savaş boyunca, dünyanın dört bir yanında Suriye, Halep, Humus, Hama, İdlib, Şam ve ayrıca Lübnan,  Ürdün ve Avrupalı sivil toplum aktivistleri ve örgütlerinde tanıştığım çoğunuzla çok basit bir şey için birlikte çalışıyorduk. Bunun bazen göstermekten neredeyse utandığımız, ancak günün sonunda hayatlarımızın ve işimizin temelini oluşturan bir şey, ortak insanlığımız olduğunu düşünüyorum.

Mücadelemiz insanlık için merhamet için. Ayrıca ülkenizi geri alma mücadelesi ancak aynı zamanda siyasi ve haklar mücadelesi de.  Baskı altında olmayan, terör tehdidinden uzak ve tam anlamıyla kapsayıcı ve demokratik bir Suriye toplumu için bir mücadele.

Bu nedenle BM ve AB olarak Konferansa birlikte başkanlık ediyor olmaktan büyük gurur duyuyorum. 

 BM Güvenlik Konseyi'ni bilgilendirmek üzere kısa süre önce New York'taydım.  AB ve BM'nin son zamanlarda, daha önce hiç olmadığı kadar yoğun ve sağlam bir işbirliği içerisinde olduğunu söyledim orada. Belki de buna artık daha çok ihtiyaç olduğu için böyle, yine de birlikte yürüttüğümüz çalışmalarla gurur duyuyoruz.

Karar vericilerin toplandıkları masada sizlerin de seslerinin duyulmasını istiyoruz. Bir hususu daha eklemek isterim. Karar verme sürecinin parçası olmanızı istiyoruz. Bu nedenle barış görüşmelerinin parçası olmanızı, Suriye'nin bugünü ve geleceğini şekillendirenler arasında olmasınız için mücadele vermeye devam edeceğiz. Yalnızca silah ve yıkıma yatırım yapanlar değil aynı zamanda bu zor yıllarda barışı tesis etmeye, insani yardım sağlanmasına, insanların korunmasına, uzlaşının temelini atacak köprüler kurulmasına yatırım yapanlar. 

Yıllarca sivil toplum ve Kadın Danışma Kurulu, BM öncülüğünde yürütülen Cenevre sürecinin parçası oldular.  AB bu çalışmayı, hem siyasi hem de mali açıdan, örgütsel bir bakış açısıyla daima destekledi. Kadınların güçlendirilmesi, insan hakları alanında çalışan küçük ölçekli örgütlere, temel hizmet ve eğitim vermek için çalışan Suriye içerisindeki yerel toplumlara destek verdik. Bunun doğru yol olduğunu biliyorum ve seçilmesi gereken yolun bu olduğu konusunda hiç bir zaman şüphe duymadım. 

Size şunu söylemek istiyorum: bu sebepten dolayı bize idealist ya da saf dediler ve bizi halen öyle görmeye devam ediyorlar, zira savaşın ortasında anca bir askeri aktör olmanız gerektiğini düşünüyorlar. Ben savaş zamanında silahla savaşmayanlara, yani dayanıklılığın arttırılmasına, korumaya, güvenliğe, insani yardıma ve çoğu durumda insanların hayatta kalmasına yönelik çabalara yatırım yapmanın özel bir katma değeri olduğuna inanıyorum.

Bunun idealist ya da saf olmakla bir ilgisi olduğunu düşünmüyorum. Bence bu işimizin özünü ve tam kalbini oluşturuyor. Bunun doğru olmakla kalmadığını, aynı zamanda ilerlemenin de tek yolu olduğunu net olarak biliyorum. Suriye'de barış ancak adil, kapsayıcı ve demokratik ise sürdürülebilir olabilir. Suriye'de barış ancak, bu toplumun vatandaşları olarak sizlerin sesiyle, güçlü ve uzlaşmış bir toplum temeli üzerine inşa edilirse sürdürülebilir olabilir.

Biz Avrupa deneyimine sahibiz. Binlerce yıllık savaştan geçtik. Uzlaşma ve sürdürülebilir barışın yalnızca köprüleri, otoyolları, hastaneleri ve okulları değil, aynı zamanda ülkenin sosyal dokusunu da yeniden kurduğunuzda mümkün olduğunu biliyoruz. Bu da, insanlar birbirlerine potansiyel düşman olarak değil, komşu ve arkadaş olarak gördüklerinde mümkün olabilir- illa da arkadaş olması da gerekmez çünkü biri arkadaşınız olmasa bile gayet iyi bir şekilde birlikte yaşayabilirsiniz. Birbirinize saygı göstererek ve ortak kimlik temelinde yan yana yaşayabilirsiniz. Biliyorum ki bu ortak kimlik salt kimlikten ibaret değil, yanı zamanda hangi zümreye mensup olursanız olun, içinde Suriyeli olma gururunu da barındırıyor.


Sadece adalet talep ettikleri için pek çok arkadaşınızın, meslektaşınızın ve akrabanızın hapiste olduğunu biliyorum. Pek çoğunun da halen kayıp olduğunun farkındayım. Uzlaşmanın adalet gerektirdiğini hepimiz biliyoruz, hesap verebilirlik yolunda çalışılması konusunda da bize güvenebilirsiniz. Yine Avrupa deneyiminden yola çıkarak, uzlaşma ve barışın adalet gerektirdiğini biliyoruz.

Her Suriyelinin ülkesine geri dönme hakkına sahip olabilmesi için çaba sarf edilmesi noktasında bize güvenebilirsiniz. Suriye dışında tanıştığım her Suriyeli bana "Geri dönmek istiyoruz"  dedi – onlar ülkeyi yeniden inşa etmek isteyen gururlu Suriyeliler. Ancak, [BM İnsani İşler Genel Sekreteri ve Acil Yardım Koordinatörü] Mark Lowcock'un haklı olarak söylediği üzere, her şeyden önce seçmelerine izin vermeliyiz, gönüllülüğe dayalı olarak seçme hakkı korunmalıdır. Keyfi tutuklamaya, askere alınmaya maruz kalmayacaklardan,  mülklerine, çocuklarına ve özgürlüklerine saygı gösterileceğinden emin olmalıdırlar.

Sürdürülebilir barış asla askeri yollardan sağlanamaz. Hizmete, iyileşmeye, önceden ifade ettiğim üzere insanların birbirinden korkmadan birlikte yaşamayı kabul etmesine ve mezhepçilik ve intikam duygularını aşmalarına ihtiyaç var.


Barış ayrıca, mültecilerin evlerine gönüllü ve onurlu bir şekilde geri dönüşlerinin desteklenmesi için güvenlik hizmetlerini ve konut ve mülk belgelerine erişimi gerektirecektir. Raporlarınızda bunun altını çizdiğiniz için minnettarım, bu sürecin 2254 tarihli BM Güvenlik Konseyi Kararı uyarınca gerçek bir siyasi geçiş süreci üzerine inşa edilmesi gerekecektir. Suriye'de ve bölgede kalıcı barışı ve güvenliği tesis etmemizin tek yolu budur.

 

Sözlerime son vermeden önce şunu belirtmek istiyorum; hepimiz için ortak sınama Suriye içindeki ve bölgedeki Suriyelilere destek olmak ve yardım etmek için elimizden gelenin en iyisini yapmaktır. Ama daha da önemlisi, günün sonunda bu insanların tamamının içtenlikle ve güvenli bir şekilde yurdum diyebilecekleri bir ülkede yaşayabilmeleridir.

 

Suriye'nin etkileyici sivil toplumu için güvenli bir alan olabilmesi için, sizlerle birlikte sizler için çalışmak istiyoruz. Bence bu bir tür göstergedir, bir ülke aktif sivil toplum için güvenli bir yer ise, bu doğru yere ulaştığınızın kanıtıdır. Bu da ancak, Cenevre’de Suriyeliler arasında BM liderliğinde yürütülen diyaloga hepimiz katkıda bulunursak mümkün olabilir.
 

Bu formatın, hem uluslararası meşruiyeti temin edecek hem de krize Suriye'nin sahipleneceği bir çözüm bulunması sürecinde rejim ve muhalefet temsilcilerinin katılımını sağlayacak yegâne format olduğuna inanıyorum. Aynı zamanda Suriye'nin olağanüstü çeşitliliğinin, sivil toplumunun ve kadınlarının yüzlerinin görülmesini ve seslerinin duyulmasını da sağlayacaktır.

Suriye sizsiniz. Brüksel’de bulunduğunuz ve Brüksel Konferansı sesinizi duyurduğu için gurur duyuyorum.

 

Fikirlerinizi, önerilerinizi bizimle paylaştığınız ve en önemlisi bir araya geldiğiniz için teşekkür ederim, zira bunun ne kadar zor olduğunu biliyorum. Bu şekilde saygı, uzlaşma ve barış tohumlarını ekiyorsunuz. Burada sizlerle çalışmaktan hepimiz gurur duyuyoruz ve önümüzdeki dönemde her gün, sizlerle el ele çalışmaya devam edeceğimize güvenebilirsiniz.

 

Çok teşekkür ederim.

  

Video: https://ec.europa.eu/avservices/video/player.cfm?ref=I169031