fbpx Türkiye: Yüksek Temsilci/Başkan Yardımcısı Josep Borrell’in muhalefetin durumuna ilişkin AP Genel Kurul oturumunda yaptığı konuşma | AB Türkiye
High Representative/Vice-President Josep Borrell

Türkiye: Yüksek Temsilci/Başkan Yardımcısı Josep Borrell’in muhalefetin durumuna ilişkin AP Genel Kurul oturumunda yaptığı konuşma

06.07.2021 Sa - 21:38

Teşekkür ederim Sayın Başkan,

Şimdi Nikaragua’dan Türkiye’ye geçiyoruz. Aynı şey değil tabi ancak Türkiye’deki muhalefetin karşı karşıya bulunduğu güçlüklerin ele alınması bakımından bu güzel bir fırsat. Yoksa şüphesiz Türkiye ve Nikaragua’daki durum karşılaştırılamaz.

Öte yandan Halkların Demokratik Partisi HDP’nin içinde bulunduğu durumdan, ve eş başkanı Selahattin Demirtaş’ın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin tahliye edilmesi yönünde verdiği iki karara rağmen 2016 yılından bu yana cezaevinde bulunmasından endişe duyuyoruz.

TC Anayasa Mahkemesi’nin Halkların Demokratik Partisi’nin kapatılması, 451 HDP’li siyasetçiye siyasi yasak getirilmesi ve partinin banka hesaplarına el konulması talebiyle sunulan ikinci iddianameyi kabul etme kararını şüphesiz endişeyle karşılıyoruz.

Türkiye’nin en büyük ikinci muhalefet partisinin kapatılması, seçimlerde bu partinin adaylarını destekleyen milyonlarca seçmenin iradesinin yok sayılması anlamına gelecektir. Bu durum, Türkiye’de temel haklar alanında yaşanan geriye gidişe dair defaatle dile getirmiş olduğumuz endişeleri arttıracak ve Türkiye’deki resmi makamların Avrupa perspektifi doğrultusunda dile getirdikleri reform taahhütleriyle çelişecektir.

Bunların yanı sıra, kısa süre önce İzmir’de HDP binasına yapılan ve bir çalışanın ölümüyle sonuçlanan saldırıya da değinmek durumundayım. Yetkili makamların olaya ilişkin kapsamlı bir soruşturma yürüterek sorumluları adalete teslim etmesi gereklidir. Muhalif seslere yönelik kampanyaların ciddiye alınmaması nihayetinde insan hayatına mal olan bu tür kabul edilemez saldırılara yol açmıştır.

Türkiye, Avrupa Birliği’ne aday bir ülkedir ve aynı zamanda uzun süredir Avrupa Konseyi’nin bir üyesidir, ne var ki siyasi sistemimizin merkezinde yer alan temel demokratik değerler olan hukukun üstünlüğü ve siyasi örgütlenme hakkına tam anlamıyla riayet edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu, Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinin geleceği bakımından önemli olacaktır.

Bu ilişkileri gündemimizin üst sıralarında tutma yönündeki iyi niyetimizle, Türkiye’nin bir aday ülke olarak görülmesi ve Türkiye ile en iyi ilişkilerin yürütülmesi yönündeki beklentilerimizle, bu demokratik platformda seslenerek Türkiye’de siyasi örgütlenme özgürlüğüne tam anlamıyla riayet edilmesini istiyorum.

Bugünkü oturumun Türkiye’deki durumdan endişe duyan Avrupa Parlamentosu üyelerinin seslerini duyurmalarına katkıda bulunacağına inanıyorum.

Teşekkür ederim. Video bağlantısı: https://audiovisual.ec.europa.eu/en/video/I-208727

Kapanış Konuşması

Señora presidenta, muchas gracias a todos los intervinientes por sus palabras.

Bakın, terörle mücadele kesinlikle muhalif sesleri susturmak için kullanılamaz. Bu konuda Türkiye'de de, başka her yerde de mutabık kalabiliriz. Ancak aynı zamanda Türkiye'nin çok partili sisteme, seçilmiş bir Parlamentoya ve seçilmiş bir Cumhurbaşkanına sahip olan bir devlet olduğunu da kabul etmek durumundayız. Ve bunun gerektirdiği tüm yükümlülüklere sahip [AB'ye] aday bir ülke olduğunu.

Türkiye'nin uluslararası insan hakları taahhütlerini yerine getirmesini, Avrupa perspektifine bağlı kalmasını ve hukukun üstünlüğüne, temel haklara ve çok partili demokrasinin temel ilkelerine somut eylemlerle saygı göstermesini umuyoruz.

Bu konuda anlaşabileceğimizi ve Türkiye'deki duruma yönelik dengeli bir yaklaşım sergileyebileceğimizi düşünüyorum. Endişelerimiz varsa sesimizi yükseltmek, talepkar olmak, talep etmek, ancak diğer ülkelerde meydana gelen –ve ne yazık ki onlar açısından- kıyaslanamaz olan durumlarla benzerlikler kurmamak.

[Parlamentonun] birkaç Üyesi tarafından dile getirilen spesifik bir husus var: “Halen Türkiye'yi nasıl finanse etmeye devam edebiliyorsunuz? Halen Türkiye'ye nasıl daha fazla fon vermeye hazır olabiliyorsunuz?” dediler. Zannediyorum mülteciler için sağlanan fondan bahsediyorlar, kesinlikle Türkiye topraklarında ağırlanan mültecilere destek olmaya devam etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu mültecilere olan desteğimiz bir dayanışma işaretidir ve aynı zamanda istikrarımıza yapılan bir yatırımdır. Türkiye'de milyonlarca mülteci var ve İdlib'de [Suriye ile olan] sınır kapatılırsa daha fazla mülteci de olabilir. Umarız bu olmaz. Bu mültecilerin daha bir süre boyunca desteğe ihtiyacı, gereksinimi olacak. COVID-19 ve onun ekonomik etkisi ile birlikte bu ihtiyaçlar daha da belirgin hale geldi.

Burada, Brüksel'de, Suriye’ye ilişkin V. Brüksel Konferansı'nı düzenlediğimizi ve uluslararası toplumun da Suriyeli mültecilerle dayanışma sergilediğini hatırlıyorsunuzdur. Bölgesel kapsama sahip bir paket sunarak bu dayanışmayı göstermeye devam etmeliyiz. Sadece Türkiye ile değil, aynı zamanda Lübnan ve Ürdün ile de, çünkü eğitim ve sağlık alanında öncelik olmaya devam eden pek çok temel ihtiyaç var ve Avrupa fonları da bu insanlara daha iyi fırsatlar sunmak üzere yönlendirilmeye devam edecek.

Türkiye'de meydana gelen ve bizi endişelendiren bazı meselelerle ilgili kaygıları dile getirmek ile aynı zamanda milyonlarca mültecinin Türk yetkililerine ve Türkiye halkına getirdiği yüke nasıl destek olabileceğimiz konusunda Türkiye ile diyaloğa devam etmek arasında bir çelişki olduğunu düşünmüyorum. Bu nedenle, Komisyon Başkanı [Ursula von der Leyen], Konsey Başkanı [Charles Michel] ve ben, AB Konseyi'nin verdiği bir yetki ile bu desteği nasıl geliştirebileceğimize dair bir değerlendirme yapıyoruz. Doğu Akdeniz'de istikrar ve güvenlikle

ilgili farklı konuları Türkiye ile nasıl görüşebiliriz? Bir husus pek ala başka bir konuya paralel ilerleyebilir.

Teşekkür ederim.

Video bağlantısı: https://audiovisual.ec.europa.eu/en/video/I-208729