Role of Turkey in the Eastern Mediterranean: Opening remarks by the High Representative / Vice-President Josep Borrell at the EP plenary

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki Rolü: Yüksek Temsilci/Başkan Yardımcısı Josep Borrell’in AP Genel Kurulunda yaptığı konuşma

15.09.2020 Sa - 15:16

Brüksel, 15/09/2020 

 

Señor Presidente, Sayın Başkan, sevgili dostum, Avrupa Parlamentosu’nun Saygıdeğer Üyeleri,

Bugünkü oturumumuzda Avrupa Birliği Konseyi Özel toplantısına yönelik hazırlıkları ele alacak ancak özellikle Doğu Akdeniz’de tırmanmakta olan tehlikeli gerilim ve bu bölgede Türkiye’nin rolüne ağırlık vereceğiz. Konsey Başkanlığının da ifade ettiği gibi her ne kadar başka birçok mesele olsa da ben bu konulara odaklanmamızı sağlamaya çalışacağım. Dün Çin ile yüksek düzeyli önemli görüşmelerde  bulunduk ve genel olarak Avrupa’nın, Rusya, Çin ve Türkiye olmak üzere en azından üç eski imparatorluğun geri gelmekte olduğu koşullarla karşı karşıya bulunduğunu söyleyebiliriz. Geçmişin büyük imparatorluklarının kendi yakın komşuluk bölgelerinde, küresel ölçekte bir yaklaşımla geri geldiği bu koşullar bizim için yeni bir ortamı temsil etmektedir. Türkiye de ortamımızı değiştirmekte olan bu unsurlardan bir tanesidir.

Bu son derece doğru zamanda yapılmış bir toplantıdır zira yaz ayları boyunca gerginliğin tırmanmaya devam ettiğini belirtmeliyim. Yaz ayları dahil son bir kaç ayı, gerginliğin azaltılması çalışmalarına yönelik çabalarla geçirdim. Ancak durumun iyiye gitmediğini daha yumuşak bir dille ifade etmek gerekirse en azından daha fazla çabaya ihtiyaç olduğunu söyleyebilirim.

Türkiye’nin, Yunanistan’ın kıta sahanlığında sismik araştırmalarına son vermesi doğru yönde atılmış bir adımdır ve diyaloğun başlatılmasına dönük yeni adımlara zemin hazırlayacağı yönünde bizleri umutlandırmıştır. Zira Başkanlığın ifade ettiği gibi bu meseleyi askeri yollardan değil diyalog ve müzakerelerle çözeceğiz.

AB ve Türkiye  ilişkileri Dışişleri Bakanlarının 14 Ağustos’taki olağanüstü toplantısında ve Eylül ayı başında yaptığımız Gymnich toplantısında gündemin üst sırasında yer aldı. Pazartesi günü yapılacak Dışişleri Konseyi toplantısında ve ay sonunda toplanacak Avrupa Bilriği Konseyi’nde bu konuları görüşmeye devam edeceğiz.

Bunların hepsi olumlu ve ihtiyaç duyulan adımlardır zira Doğu Akdeniz’deki durum acilen ve kolektif biçimde hareket edilmesini gerektirmektedir. Yaz boyunca yaşanmakta olanlar kabul edilemez hadiselerdir. Türkiye’nin tek taraflı eylemlerden kaçınması gereklidir. Bu, diyaloğun ilerletilmesi, daha doğrusu başlatılması için temel unsurdur.

Dışişleri Bakanlarının pozisyonu her zaman çok net olmuştur: Avrupa Birliği'nin çıkarlarını savunmak ve Yunanistan ve Kıbrıs ile tam dayanışma içerisinde olmak. İstikrar ve kalıcı çözümlere giden tek yol olan diyalog ve müzakerelerin yeniden başlamasına imkân vermek için tansiyonun bir an önce düşürülmesi şarttır.

Meslektaşlarım, Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları, Türkiye ile ilişkilerde ilerleme kaydedilmemesinin muhtemel sonuçları konusunda çok netti. Avrupa Birliği Konseyi, görüştüğü zaman bu hususları en son gelişmeler ışığında değerlendirecektir.

Önümüzde halen zaman var, AB Konseyi'nin Türkiye ile olan ilişkilerimizde --ki bu ilişkilerde tarihi bir dönüm noktası yaşandığını net olarak söyleyebilirim-- yapıcı bir yaklaşım geliştirmesinin mümkün olması ümidiyle onlara ulaşma çabalarımız devam ediyor. Önümüzdeki günlerde ne olacağına bağlı olarak dünya bir yöne gidecek.

Bu nedenle, benim ve Konsey'in, Türk liderlerle birlikte çalışmak için acilen ihtiyaç duyulan alanı yaratma ve bugünkü krizin altında yatan sorunlara kalıcı çözümler bulunmasına imkân verecek gerilimi azaltma çabalarına destek olmanızı rica ediyorum.

Bunun dışında atılacak her adım, Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümü için görüşmelerin yeniden başlatılması perspektifini de zayıflatabilir. Birleşmiş Milletler, Ekim ayında Kıbrıs'ta Türk toplumu nezdinde yapılacak seçimlerden sonra yeniden başlamaya hazırdır. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ile bu mevzuyu ele alıyoruz ve bu görüşmelerin yeniden başlatılması için ısrar etmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Avrupa Birliği -ve Yüksek Temsilci olarak ben- Birleşmiş Milletler himayesinde kapsamlı bir çözüme varma çabalarını desteklemek için, ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları ve müktesebatımız için temel alınan ilkelerimiz doğrultusunda, elimizden gelen her türlü çabayı göstermeye devam edeceğiz.

Türkiye’de meydana gelen iç gelişmelerle ilgili olarak, hukukun üstünlüğü ve temel haklar alanında bizlerin de duyduğu kaygıyı arttırmaya devam eder şekilde, endişe verici bir gerilemenin olduğunu görüyoruz. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının güçlendirilmesiyle ilgili olarak etkin tedbirler alınması doğrultusunda Türkiye’nin verdiği sözleri yerine getirdiğini halen göremiyoruz.  

Türkiye’nin Avrupa Birliği değerleri ve reformları anlamında gösterdiği ciddi gerileme ve bazı Üye Devletlerle ilişkilerindeki gerginlik, Konsey’in 2018’de katılım müzakerelerinin “durdurulması” ve Gümrük Birliği’nin modernizasyonu çalışmalarının askıya alınması doğrusunda bir karar almasına neden oldu. Bunlar, 2016’daki anlaşmada Türkiye ile el aldığımız taahhütlerdi ve 2018’de, Konsey bu müzakereleri durdurmaya ve Gümrük Birliği’nin modernizasyonu çalışmalarını askıya almaya karar verdi. Geçen sonbahardan bu yana Doğu Akdeniz'deki ciddi gelişmeler ve bölgede Türkiye’nin attığı dış politika adımlarıyla birlikte, işler daha da endişe verici ve daha da karmaşık bir hâl aldı. Az önce de ifade ettiğim gibi bu, Türkiye ile ilişkilerimiz açısından tarihi bir dönüm noktasıdır.

Sayın Başkan, Saygıdeğer Üyeler,

Şu nettir ki çözümlerin bulunması, giderek daha fazla zıtlaşılan ilişkilerle olmayacaktır. Biz bunu istemiyoruz; biz bunu arıyor da değiliz. Türkiye, Avrupa Birliği için önemli bir komşudur --coğrafyayı da değiştirecek değiliz, bu itibarla [komşuluk halimiz] aynı şekilde devam edecektir-- ve örneğin göç gibi birçok alanda da kilit bir ortağımızdır. Hem Doğu Akdeniz'de, hem de şimdi Libya kriziyle birlikte Orta Akdeniz'de Türkiye'nin yardımı olmaksızın göç akışını çözebileceğimize inanmak zor olacaktır.

[Türkiye] Katılım için aday bir ülkedir; nüfusunun büyük bir çoğunluğu değerlerimizi kucaklamakta ve Avrupa Birliği'ni toplumsal bir model olarak görmektedir. Ancak Türkiye’deki gelişmeler ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de ve ötesindeki adımları, ilişkilerimizin gelecekte nasıl gelişeceği hakkında soru işaretleri yaratmaktadır. Bu sorulara acilen bir yanıt aramalıyız.

Karşılıklı çıkarlara saygı gösteren ve değerler temelinde yükselen, paylaştığımız bir ortaklık gündemine kilitlenmiş sağlam bir ilişkiye ihtiyaç duyulduğuna şiddetle inanıyorum; ancak bu da, ilişkinin tamamına kapsamlı bir şekilde bakmamızı gerektiriyor.

Bu görüşmenin bu yönde ilerlenmesine yardımcı olacağını düşünüyorum.

Teşekkürler Sayın Başkan, teşekkürler [Avrupa Parlamentosu’nun] Sayın Üyeleri.

Video için link: https://audiovisual.ec.europa.eu/en/video/I-194723