Speech by Federica Mogherini at the European Parliament plenary debate on the situation in Israel and Palestine, including the settlements

Yerleşim alanları dahil İsrail ve Filistin'deki duruma ilişkin Avrupa Parlamentosu oturumunda Federica Mogherini'nin yaptığı konuşma

28.11.2019 Per - 07:56

Strazburg, 27/11/2019
 

Teşekkür ederim.

Öncelikle sizlerle kişisel bir anı, belki bir anekdot paylaşmak istiyorum. Beş yıl ve bir kaç hafta önce göreve geldiğim zaman AB dışındaki ilk ziyaretimi Gazze dahil İsrail ve Filistin'e yapmış, ve o zaman ben bu görevdeyken iki devletli bir çözümün hayata geçirilebileceğine inandığımı söylemiştim.      

Bütün bu yıllar içerisinde bu hedef tüm faaliyetlerimde hep aklımdaydı. Ve bir noktada bu hedefe yaklaştığımızı da düşündüğümü belirtmek isterim. Ancak bugün durumun nasıl olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu perspektifi korumadığımız, artık bunun geçerli olmadığı anlamına gelmiyor. Bu siyasi irade ve siyasi şartlar meselesi ve buna daha sonra değineceğim. Bugün aynı ziyareti gerçekleştirsem önümüzdeki ay ya da yıllarda bu meselenin çözülebileceğine inandığımı muhtemelen söyleyemezdim. Bugün iki devlet fikri daha önce olmadığı kadar her yönden saldırı altındadır.

Yine de iki devletli çözümün barışın tesisi ve Kutsal Yerlerin güvenliği için en iyi ve yegane fırsat olduğunu hepimiz bilmeliyiz. Ben buna yürekten inanıyorum.

Bu aynı zamanda ilkeli ve pragmatik bir duruştur. Kimse bugüne kadar iki Devlete alternatif olabilecek bir çözüm bulamadı. Birçok kişi buna karşı çıktı ancak kimse bu hedefin yerine geçebilecek gerçekçi bir öneride bulunamadı. Uluslararası hukukta sağlam bir temeli bulunmayan ve aynı zamanda, hem Filistin ve İsrail hem de bölge halkının yoğun beklenti ve ihtiyaçlarına cevap veremeyen her plan, başarısız olmaya mahkumdur. 

İki Devlete desteğimiz, bir uluslararası hukuk, adalet ve demokrasi aynı zamanda bir gerçekçilik meselesidir.

Bu yıllar içerisinde iki devlet perspektifinin ortadan kalkmaması için yoğun mesai harcadık. Bugün de bu çabalar, özellikle de zorlu koşullara rağmen devam ediyor. Zira zaman zaman, bizler, BM sistemindeki, Arap dünyasındaki ve biraz daha ötede Afrika ve Asya'daki bazı dostlarımız, özellikle çözüm perspektifinin canlı tutulmasının gayet zor olduğu mevcut şartlarda, akıl ve gerçekçilik seslerinin yükselmesi ve duyulması gerektiği görüşündeyiz.   

Bu nedenle, hedef gözden kaybolmak üzereyken pozisyonumuzu koruyarak tüm gücümüzle, tam gaz çalışmayı sürdürdük.

Bu da son gelişmelere ilişkin pozisyonumuzu açıklıyor.

Öncelikle yerleşim yerleriyle ilgili olarak… Sınır değişikliklerinin, 1967 öncesi sınırlar temel alınmak suretiyle tarafların doğrudan müzakereleriyle karara bağlanabileceğine her zaman inandık. İşgal altındaki Filistin topraklarında bulunan İsrail yerleşim yerleri uluslararası hukuk uyarınca yasadışıdır, barışın önünde engel teşkil etmeye ve iki devletli çözümü imkansız kılmaya devam etmektedir.  

Bunun yanısıra, Doğu Kudüs'teki yerleşim faaliyetleri, Kudüs'ün her iki Devletin gelecekteki başkenti olma ihtimalini ciddi bir şekilde tehlikeye atmaktadır.

Daha bir hafta önce, Avrupa'nın ortak yaklaşımı olan bu pozisyonu tekrar ifade etmekten asla kaçınmadık. Pek çok defa bizi tek sesle konuşmaya davet eden pek çok taraf oldu. Zor zamanlarda, zor yıllarda, bu,Avrupa Birliği'nin güçlü ortak pozisyonu olarak korundu ve bu şekilde de kalmaya devam etmektedir.

İsrail Devleti'nin güvenliği konusundaki tutumumuz da nettir ve değişmemiştir. İsrail'in sivil halkına roket atılması hiçbir şekilde kabul edilemez. Mısır'a, en son tırmanan gerilimin durdurulmasına yardımcı olan diplomatik çabalarından dolayı minnettarım. Bir kez daha tekrarlayacağım: İsrail ve İsrailliler güvenlik hakkına sahiptirler. Bununla birlikte, güvenliğin ancak barış ve iki devletli bir çözüm üzerine inşa edilmesi durumunda sürdürülebilir ve gerçek olacağına inanıyoruz.

Bildiğiniz üzere, geçtiğimiz yıllarda sürekli olarak Gazze halkının acısını dindirmek için çalıştık. Gazze tuzdan arındırma tesisi ile hastanelere, okullara, şirketlere ve Gazze'nin her vatandaşına fayda sağlayacak somut ve uzun süreli bir destek sağlıyoruz.

Ancak doğası gereği siyasi olan Gazze krizi,siyasi bir çözüm gerektirmektedir. Abluka sona ermeli ve kapılar tamamen açılmalıdır. Aynı zamanda, Gazze'nin gelecekteki Filistin Devletinin bir parçası olduğu ve Filistinlilerin kendi bölünmelerinin ötesinde birlikteliğe ulaşmaları gerektiği de açıktır.

Mevcut siyasi görünümün hem Filistin'de hem de İsrail'de belirsiz olduğunu biliyoruz. Filistinli kesimler arasındaki görüşmeler henüz kayda değer bir uzlaşmaya yol açmadı ve Başkan Abbas seçimler için tarih belirleme niyetini açıkladı. İsrail tarafında, siyasi çıkmaz devam ediyor ve sadece bir yıl içinde yapılacak üçüncü seçimlerle benzeri görülmemiş bir duruma yol açabilir.

Cesur bir liderlik ile müzakerelere geri dönüşün halen mümkün olduğuna hiç şüphem yok. Bugün, Filistin ve İsrail’e Yüksek Temsilci olarak gerçekleştirdiğim ilk ziyaretimden beş yıl sonra, hedefin bu olduğuna ve gerçekçi bir şekilde ulaşılabilir bir hedef olduğuna halen inanmaktayım. Bu, mevcut çatışmaya ulaşılabilir, sürdürülebilir ve gerçekçi bir çözümdür. Ayrıca, bölgenin, Orta Doğu’nun tüm kriz ve çatışmaları arasında bunun, taraflar ve bu sürece eşlik edecek uluslararası oyuncular arasında siyasi irade olması kaydıyla -ki bu sağlaması en güç olan husustur- somut olarak çözülmesi en kolay sorun olduğuna da inanıyorum.

Her iki tarafın ve uluslararası toplumun güçlü siyasi iradesi olmadan barış olmaz. Avrupa Birliği olarak barış ve güvenliği ve İsrail ve Filistin için müzakerelere dayalı iki devletli bir çözümü inşa etmeye yönelik tüm çabalara her zaman destek olduk ve yine destek olmaya, cesaretlendirmeye ve eşlik etmeye devam edeceğiz.

 

Video