Nearly ten years of war: Europe must continue to support the Syrian people: Op-ed

Yüksek Temsilci Josep Borrell: “Yaklaşık on yıldır süren savaş: Avrupa Suriye halkına destek olmaya devam etmelidir”

30.06.2020 Sa - 14:41

Suriye’deki çatışma onuncu yılına giriyor. On yıldır savaş, ıstırap, acı devam ediyor ve halen de bitmedi. Gelecekleri ipotek altına alınmış olan Suriyeliler, korku ve keder içinde yaşamaya devam ediyor. Savaş geçtiğimiz on yıl içerisinde nüfusun neredeyse yarısını evlerini terk etmeye mecbur bırakırken, geride kalanlar ise bugüne dek benzeri yaşanmamış bir ekonomik krizle ve korona virüs tehdidiyle karşı karşıya..

29-30 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilen “Suriye’nin ve bölgenin geleceğinin desteklenmesi” başlıklı dördüncü Brüksel Konferansı’nda, 80’ı aşkın ülke, bölgesel ve uluslararası örgütler ve BM kurumları sanal masa etrafında bir araya gelerek, siyasi, insani, mali ve bölgesel boyutları olmak üzere Suriye krizinin tüm temel unsurlarını ele alacak. Bizler de, BM’nin çatışmaya siyasi çözüm bulma çabalarına ve BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 Sayılı Kararına verdiğimiz güçlü desteği bir kez daha teyit edeceğiz.

Suriye’de sürdürülebilir barışa ancak, BM arabuluculuğunda yürütülen ve Suriye önderliğinde Suriye’nin sahiplendiği kapsayıcı bir diyalog ile varılacak, siyasi bir çözüm yoluyla ulaşılabilir. Bunun alternatifi ise çoktandır itibarını yitirmiş olan rejimin inadının sebep olduğu acıların daha da artmasıdır.

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşanan en vahim insani kriz olmanın yanı sıra, Suriye bu yıl bir de ekonomik çöküşün eşiğine gelmiştir. Rejimin kötü ekonomi yönetimi, yaygın yolsuzluk, komşusu Lübnan’daki mali kriz ve korona virüs pandemisi ülke ekonomisinin belini kırmıştır. Durum vahimdir. Suriye, milli parasında rekor düzeyde devalüasyonun yanı sıra bugüne kadarki en yüksek enflasyon oranı ile karşı karşıyadır. Her on Suriyeliden sekizinin yoksulluk içinde yaşadığı ve yüksek gelirlilerin bile reel alım gücünün çok düştüğü söylenmektedir. Temel malların bulunması zorlaşırken; sıradan halkın gıda ve ilaç masraflarını karşılaması da giderek imkânsız hale gelmektedir.
Suriyeliler aslında dünyanın her yerindeki insanlar ve ailelerle aynı şeyi istemektedir: kişisel güvenlik, iş ve çocukları için bir gelecek. Bir başka deyişle, gelecek için bir şans. AB ve Üye Devletleri çatışmanın başlangıcından bu yana Suriyelilere her yerde destek olmaktadır. İnsani duruma, istikrar ve dayanıklılığa destek olmak amacıyla 2011’den bu yana, Suriye’deki Suriyeliler ve komşu ülkeler için 20 milyar Avroyu aşkın bir yardım sağlanmıştır.
Bu çerçevede özellikle Ürdün, Lübnan ve Türkiye’nin sergilediği dayanışma için müteşekkiriz. Kendileri 5.6 milyonu aşkın Suriyeli mülteciye bakıyor. Bu ülkeler karmaşık yerel meselelerle mücadele ediyor; hem mültecilerin hem de kendi halklarının artan ihtiyaçlarına yanıt verebilmek için desteğe ihtiyaç duymaya devam ediyor. AB onlara da yardım etmektedir.  Suriye krizine müdahale amaçlı desteğimiz yalnızca Suriyeli mültecilere değil aynı zamanda Lübnan, Ürdün ve Türkiye’deki insanlara da faydalı olmakta, iş imkanları yaratılması, okullar dahil altyapı ve daha iyi sağlık ve su hizmetleri verilmesi sağlanmaktadır.   

AB Bölgesel Güven Fonu (MADAD) temel gelir desteği, sağlık ve eğitim hizmetlerine erişim ve daha birçok alanda Lübnan ve Ürdün’deki toplumlara yardım ederek Suriyeli mültecilerin ve aynı şekilde ev sahibi toplumların daha iyi bir gelecek inşa etmek için gereken temele sahip olmalarını sağlamıştır. AB Türkiye’de, Suriyeli mültecilerin Türkiye’deki nitelikli sağlık hizmetlerinden yararlanmalarını ve okullara kayıt olmalarını sağlayan sosyal uyum yardımı programına destek vermektedir.  

Suriye’de insanların geçimlerini sağlamalarına, toplumlara destek olmak ve ekonomik hayatın en temel unsurlarını canlandırmak amacıyla elimizden gelen her şeyi yapıyoruz.
2011 yılından bu yana AB, rejimin ve destekçilerinin faaliyetleri karşısında yaptırımları uygulamaya geçirmiştir. Bu tedbirlerin amacı, baskıyı sona erdirmesi için Suriye rejimini baskı altına almak ve BM himayesinde 2254 sayılı BM Güvenlik Konseyi Kararı uyarınca Suriye’deki krizin uzun soluklu siyasi bir çözüme kavuşturulmasına yönelik müzakerelerin yürütülmesidir.
Bu yaptırımlar halkı değil belirli kimse ve teşekkülleri hedef almaktadır. İnsani yardımların ulaştırılmasına engel teşkil etmez ya da gıda, ilaç veyahut tıbbi ekipman satın alımına yasak getirmez.
Bugün Suriye halkı ve mültecilere ev sahipliği yapan ülkelere, ne tür zorluklar yaşadıklarını bildiğimizi, onları önemsediğimizi ve onların yanında olmayı sürdüreceğimizi söylemek istiyoruz.  
Biliyoruz ki Suriyeli mültecilerin en büyük hayali evlerine dönmektir. Gerekli koşullar sağlandığında bunun gerçekleşmesine yardımcı olmaya hazırız. Ancak, hangi ev? Mültecilerin tutuklanma, işkence görme ya da kaçmak istedikleri bir savaşa katılmaya zorlanma riskiyle karşılaşacakları bir ortama geri dönmelerini beklemek gerçekçi değildir. Can ve mal güvenliklerinin güvence altına alınması gereklidir. Yine biliyoruz ki uzlaşı ve Suriye’nin yeniden inşası için gereken istikrar ancak rejimin zulme son vermesi ve Suriye’nin yaralarını saracak somut değişiklikler ve adımlarla desteklenmiş samimi bir siyasi diyalog sürecini başlatmasıyla mümkün olacaktır.   
Bu bizim hedefimiz olmuştur, halen de öyledir ve öyle kalacaktır. Suriye’nin geleceğine Suriye halkı karar vermelidir sloganını benimsemiş bulunuyoruz. Bunun gerçekleşmesi içi AB olarak onların yanında olacağız.