Remarks by High Representative/Vice-President Federica Mogherini at the college read-out to present the Western Balkans Strategy

Yüksek Temsilci/Başkan Yardımcısı Federica Mogherini'nin Batı Balkan Stratejisini sunduğu konuşması

Brüksel, 06/02/2018

 

Çok teşekkür ederim. 

Öncelikle herkesin bildiği bir hususa değinmek isterim; Batı Balkanlar coğrafi bakımdan Avrupa'nın bir parçasıdır, coğrafi bakımdan AB'ye Üye Devletler'in içerisinde yer alır. Batı Balkanlar AB üyeleriyle aynı tarihi, aynı kültürel mirası, aynı güçlükleri, aynı menfaatleri ve aynı fırsatları paylaşmaktadır. Ve bunun bugün açık olduğunu belirtmek isterim – ki mesajımız da budur – Avrupa Birliği içerisinde ortak bir geleceği paylaşacağız. Komisyon Üyeleri Heyetinde biraz evvel kabul ettiğimiz stratejinin ana siyasi mesajı budur. Batı Balkanlar Stratejisi, Batı Balkanlar'daki altı ortağımızın tamamının nihai olarak AB'ye katılımı için net bir yol çizmektedir.     

Geçen üç yıl içerisinde, bu altı ülkenin her biri ve bölgenin bütününde, göreve başladığımızda hayal etmesi bile imkansız olan sonuçlar elde ettik. Bölgedeki yatırımlarımız artıyor. Ticaretimiz sürekli artıyor. Güvenliğimiz daha da bağlantılı. Dış politikamız daha koordineli. Altı ülkenin ikisi – Arnavutluk ve Karadağ – AB'nin dış politikasına yüzde 100 uyum sağlamış durumdadır. 

Yalnızca karşılaşabileceğimiz ve birlikte önleyebileceğimiz sorunlara değil aynı zamanda, ancak birlikte hareket ettiğimiz taktirde yurttaşlarımızın faydalanacağı fırsatlara örnekleri çoğaltalabilirm. Nitekim bunları geçen yıllarda bir çok kez gördük. Örneğin Batı Balkanlar yoluyla mülteci krizini birlikte yönettiğimizde gördük. Radikalleşme ya da yabancı savaşçıların geri dönmelerine ilişkin güvenlik sorunlarını aştığımızda da gördük. Bunu ekonomik bağlantılılıkta gördük ve insanlarımızın birlikte çalışmamızdan ne kadar yararlandığını görüyoruz. 

Bugünkü strateji, altı ortağın her birine yönelik, şüphesiz son derece iyi bilinen liyakata dayalı süreçler çerçevesinde, AB entegrasyonu için ortak ve somut bir perspektif sunmaktadır. Zira insanların  AB vatandaşlarıyla aynı haklardan, aynı koruma önlemlerinden ve aynı standartlardan yararlanmaları için reformlara ihtiyaç olduğu ortadadır.

Bölgede kararlılıkla sürdürülmekte olan birçok reform süreci olduğunu görüyoruz ve bu da bize şunu gösteriyor;  Balkan halkları ve liderleri net bir seçim yaptılar, ülkelerini Birlik içerisinde görmeyi seçtiler. Her biri kendi hızıyla, kendi zamanlamasıyla olmakla birlikte yön net bir şekilde belirlenmiştir. Ve bugün bizlerin de aynı seçimi yaptığımızı bizler için de perspektifin gayet net olduğunu söylüyoruz kendilerine.   

2025 tarihiyle ilgili çok fazla şeyin konuşulduğunun farkındayım. O nedenle en baştan bu hususa değineceğim. Bizim için bunun hedeflenen bir tarih ya da son mühlet olmadığı ama bir perspektif ortaya koyduğu açıktır. Strateji metni son derece nettir. Bu halen müzakere sürecinde bulunan, ama aynı zamanda yakın gelecekte müzakerelere başlayabilecek ülkeler için de katılım sürecini bitirmek –tamamlamak için gerçekçi bir perspektiftir. Nitekim kişisel olarak önümüzdeki aylarda başka ülkelerin de müzakerelere başlamasını bekliyorum.

Şunu da söyleyerek sözlerimi toparlamak istiyorum: bugün sadece bir strateji kabul etmekle kalmadık; aynı zamanda, önümüzdeki aylarda yeni kararlar ve yeni adımlar atmamıza imkan verecek bir yol da açtık. Komisyonun Yıllık Raporları Nisan ayında yayımlanacak; Selanik’tekinden 15 yıl sonra Mayıs ayında Sofya’da AB Batı Balkanlar Zirvesini gerçekleştireceğiz ve son olarak da Haziran ayında olası Konsey kararları [takip edecek].

Strateji bu gündemi de çok somut inisiyatiflerle --6 insiyatifle-- desteklemektedir. İnanıyorum ki Komisyon Üyesi [Johannes] Hahn bunlar üzerinde daha ayrıntılı bir şekilde duracaktır; ama, şunu söylemeliyim ki bu inisiyatifler, ortak çalışmalarımızın tüm temel alanlarını --hukukun üstünlüğü, güvenlik, sosyal ve ekonomik kalkınma, bağlantısallık (connectivity) ve dijital gündem-- kapsamaktadır ve mesela dolaşım/roaming maliyetlerini düşürmek gibi özellikle bölgedeki dinamik, genç nüfus açısından oldukça önemli konuları ele almakta; uzlaşma ve iyi komşuluk ilişkilerini de desteklemektedir. 

Bu itibarla önümüzdeki aylar oldukça yoğun geçecek; iddialı bir dönem olacak; ve umut ederim ki Avrupa Birliğinin tarihinde dönüm noktası olarak hatırlanacak aylar olacak. Bunun bir sebebi de bu konunun aynı zamanda Avrupa Birliği’nin geleceğine dair bir seçenekle ilgili olması. Bunlar tıpkı Eylül ayında Başkanın [Jean-Claude Juncker] da ifade ettiği ve stratejide de yinelendiği üzere Avrupa’nın geleceğine dair çalışmalarımızın bir parçası: gelecekte potansiyel olarak Avrupa Birliği’nin yeni üyeleri olacak. AB’nin geleceği 27’de kalmak zorunda değil. Birliğin 27’den fazla [üyesi] de olabilir. Bunlar, [böylesi bir duruma] hazırlanmak adına bizim tarafımızda yapmakta olduğumuz bir hazırlık çalışması niteliğinde. Net olan şey bunların aynı zamanda bölgedeki ortaklarımız tarafında da aynı düzeyde br hazırlık ve kararlılık gerektirdiği...

Az önce de ifade ettiğim üzere önümüzdeki aylar yoğun ve iddialı bir dönem olacak. AB üyeliğine doğru ilerlemenin, herkes için geri dönülemez ve somut bir hal aldığı bir an olarak, özellikle ilk altı ay olmak üzere 2018 yılı, bir dönüm noktası olabilir. Vermek istediğimiz mesaj şudur: hepimiz bu işin bir parçasıyız ve haydi bunu gerçek kılalım. Bu da tutarlı olmayı, cesareti, kararlılığı gerekli kılmaktadır – ve biz de bunun için buradayız. Haydi; çok da sonra olmayan bir gelecekte, bizim kuşağımız içinde, devam ettireceğimiz tutarlı çalışmalarla Batı Balkanları Avrupa Birliğine dahil edelim.

Soru ve Cevaplar

Q. Je voudrais savoir si l'élargissement de l'Union européenne à la Serbie nécessitait que la Serbie reconnaisse le Kosovo. Et par rapport au Kosovo, cinq Etats membres ne reconnaissent toujours pas ce pays. Comment comptez-vous convaincre ces pays de reconnaître le Kosovo, puisque vous avez dit que les six pays avaient vocation à rentrer l'Union européenne.

Oui bien sûr le futur du dialogue entre la Serbie et le Kosovo est fondamental, premièrement pour la Serbie mais aussi pour le Kosovo, pour le futur de leurs relations, pour le futur de la région, et aussi pour leurs perspectives relatives vers l'Union européenne. Ils le savent très bien. Nous travaillons bien ensemble. Ils travaillent bien entre eux. Il y a toujours des cycles électoraux, politiques qui doivent être pris en considération, comme on le fait, comme on le fait aussi parfois en prenant en considération les cycles électoraux des Etats membres pour certaines des questions auxquelles nous faisons face à l'intérieur de l'Union européenne. C'est normal. Mais maintenant, je suis encouragé par le fait que les deux présidents ont lancé il y a quelques mois maintenant sous ma facilitation une nouvelle phase du dialogue qui vise à la normalisation des relations, ce que je pense personnellement peut être conclu avec succès, beaucoup de détermination et de leadership politique des deux côtés, et beaucoup d'efforts aussi de notre côté, d'ici à la fin de notre mandat.

Soru: Öncelikle, Komisyon  Üyesi Hahn olarak siz Balkan vatandaşlarının AB üyesi olmak istediklerini söylediniz. Bununla birlikte, sorun –en azından bu açıdan baktığınız zaman- Avrupa Birliği vatandaşlarının yaşadığı genişleme yorgunluğu. Komisyon Başkanı  beş yıllık görev süresi boyunca herhangi bir genişleme olmayacağını ifade etti. Peki bu sorun konusunda ne yapılabilir? Bir de, Rusya ve onun -AB dahil-  diğerleri üzerinde yarattığı negatif etki konusunda ne olacak?

İtalya gibi az sayıda ülke, Balkan ülkelerinin Avrupa Birliği'ne girme perspektifinin her şeyden önce AB üyesi devletlerin menfaatine olduğunun farkında. Entegrasyon perspektifini güvence altına almanın çok önemli olduğu üç alandan bahsedeceğim. Birincisi, ekonomi: ekonomik ilişkiler, yatırım, AB Üye Devletleri ile Batı Balkan ülkeleri arasında ticaretin ve KOBİ faaliyetlerinin geliştirilmesi, bu hayli gelişmiş ve potansiyel olarak çok ilginç bir alan. Balkanlar, Avrupa Birliği için ilgi çekici bir pazar. Dolayısıyla, bu perspektifin güvenilirliğini sağlamanın AB vatandaşlarının yararına olacağı ilk alan ekonomi, ticaret ve yatırım ilişkileri.

İkincisi: güvenlik yönetimi. Komisyon Üyesi Hahn da ben de Batı Balkan ülkelerinin AB Üye Devletleri tarafından kuşatıldığını hatırlattık. Bir ya da daha çok sayıda Batı Balkan ülkesinde cereyan eden bir güvenlik sorunu, otomatik olarak Avrupa Birliği ve vatandaşlarının güvenlik sorunu haline gelir. Batı Balkanlar'da güvenlik ve istikrarı garanti altına almanın en iyi, etkili ve tek yolu, onları güven veren bir AB entegrasyon perspektifine sağlam bir şekilde bağlamaktır. Bu bölge daha 20 yıl önce birkaç savaşa tanık olmuştur. Avrupa Birliği perspektifinin sağlayacağı sağduyu, uzlaşının ve barışçıl bir ortamda birlikte yaşamayı sağlayan ortak hafızanın yaratılması için denge ve bazı meşakkatli çalışmalar olmasını garanti eder. Bununla birlikte, ortak dış  zorluklarla da karşı karşıyayız. Örneğin, radikalleşme ve yabancı savaşçıların geri dönüşü. Bu hususlar güvenlik alanının, artan şekilde, işbirliği mekanizmaları ile beraber yönetilmesini gerektirecektir.

 

Yakın tarihimizde yaşanan üçüncü örnek iki yıl öncesine dayanmaktadır. Suriye'den gelen mülteci akını sorununu birlikte yönetmek için Üye Devletlerin ve AB üyesi olmayan Batı Balkan ülkelerinin katılımıyla aynı masanın etrafında bir araya gelerek, farklı düzeylerde (Devlet veya Hükümet Başkanları, Bakanlar) çeşitli zirveler düzenledik. Bence bu zirvelerde hepimiz aynı kıtada olduğumuz  hususunun gayet iyi bir şekilde bilincine vardık, pek çok kişi Batı Balkanlar için bir ''Avrupa perspektifi'nden'' bahsediyor. Ben bu ifadeyi kullanmayı reddediyorum zira Batı Balkanlar zaten Avrupa'dır. Farklı bir husus olarak AB'ye katılma perspektifi var - bu çerçevede bazı fırsatları ve zorlukları birlikte yönetmek hepimizin menfaatine. Bence AB vatandaşlarının çoğu –hukukun üstünlüğü, toplumun dönüşümü ve yolsuzluk, organize suç gibi bazı yaygın sorunlarla mücadele için- Batı Balkanları AB perspektifine bağlamanın bizim menfaatimize olduğunun farkında. Bölgenin ekonomik ve demokratik açıdan dönüşümünün güçlendirilmesi bizim menfaatimizedir. Bu hem bizim hem de Batı Balkan vatandaşlarının menfaatine olsa da, öncelikle bizim menfaatimizedir. Bundan üç, beş, on, yirmi yıl sonra Avrupa Birliği'ne girmeyi çok isteyen bir bölgenin beklentilerini boşa çıkararak netice itibariyle bölgede radikalleşme, artan organize suç ve çatışmayla karşılaştık demek istemem ki böyle bu durum her zaman olabilir.  Ayrıca bölgede sadece Avrupa Birliği'nin sahip olduğu istikrar, kalkınma, büyüme ve barış potansiyelinden faydalanmamış olmaktan dolayı pişmanlık duymak da istemem.

 

Bölgede başkalarının da etkisi var - Rusya'dan bahsettiniz ama ben bölgede farklı şekillerde mevcut olan başka ülkelerden de bahsedebilirim. Ancak Avrupa Birliği'nin Batı Balkan ülkelerindeki mevcudiyeti,  nüfuzu ve ağırlığı başka ülkelerinki ile hiçbir şekilde mukayese kabul etmez - bu strateji ile de tam olarak bu etkiden faydalanıyoruz. Diyoruz ki: AB burada, kapılar açık, siz AB'yi seçtiniz ve AB'de bu yolda sizi desteklemeyi seçti, bu süreç her iki tarafta da uyum ve tutarlılık gerektirir. Kanaatimce bu yolu katetmek kolay olmayacak ama mümkün.

 

Q. Deux questions. La première: vous avez mentionné des sommes concernant les six "flagship strategies". Est-ce que vous pourriez être plus spécifique ? Est-ce qu'il s'agit seulement de 700 millions d'euros dans le cadre du budget 2014-2020 ? Si oui, ça me paraît assez peu étant donné qu'on parle de stratégies assez ambitieuses et de gros besoins de connectivité dans ces pays-là. Deuxième question, puisqu'on parle de relance de la politique d'élargissement vis-à-vis des Balkans: est-ce que ça va être l'occasion pour la Commission de trancher sur la question du processus d'accession de la Turquie à l'UE ?

Je vais juste répondre à la deuxième question. Aujourd'hui on parle des Balkans. Il y aura le moment de parler d'autre chose, mais ce n'est pas aujourd'hui.