Remarks by High Representative/Vice-President Federica Mogherini at the press conference following the Foreign Affairs Council

Yüksek Temsilci/Başkan Yardımcısı Federica Mogherini'nin Dışişleri Konseyi sonrası basın toplantısında yaptığı açıklamalar

11.12.2018 Sa - 09:07

Brüksel, 10/12/2018

Yüksek Temsilci/Başkan Yardımcısı Federica Mogherini'nin Dışişleri Konseyi sonrası basın toplantısında yaptığı açıklamalar 

Zamanımız çok kısıtlı olduğundan ve Sırbistan'la Katılım Konferansına ilişkin de bir basın toplantısı olacağından yenilikçi bir yaklaşımda bulunacağım.  

Gündemde yer alan konuları biliyorsunuz, hatırlatmak gerekirse; Batı Balkanlar ve buradaki işbirliğimizi ele aldık, Avrupa Birliği ile Afrika Birliği arasındaki işbirliğimizi ve Ocak ayında yapılacak Bakanlar düzeyindeki toplantıyı görüştük, Ukrayna Dışişleri Bakanı [Pavlo] Klimkin'in de katılımıyla Ukrayna'daki durumu ele aldık. Ayrıca İran ve Venezuela'yı da görüştük. 

Bu konulara sorularınız çerçevesinde değineceğim böylece zaman kazanıp sorularınıza daha fazla zaman ayırabiliriz. 

Q. İran'la ilgili neler konuşuldu? İleriki zamanlarda atılacak adımlara ilişkin somut bir gelişme oldu mu?  Ocak'ta karar alınacak mı? Ukrayna'yla ilgili olarak, [Pavlo] Klimkin dört meseleyi ve Azov Denizi'nde bir tür uluslararası izleme [mekanizması] dahil çeşitli önerileri masaya koyduğunu belirtti. Bu hususlardan herhangi biri üzerinde AB bir mutabakata vardı mı? Bu konuda, Donbas seçimlerinden sorumlu dokuz kişiye uygulanan yaptırımın ötesinde, ne zaman yeni bir gelişme olacak?  

JCPOA [Ortak Kapsamlı Eylem Planı- İran nükleer anlaşması]'nın korunmasının hepimizin yararına olduğu hususundan başlamak üzere, genel İran politikamızı sürdürme konusunda Üye Devletler arasında bir uzlaşı vardı. IAEA [Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu]'nun yayımladığı 13 raporda belirtildiği üzere İran nükleer taahhütlerinin tümüne riayet ediyor.  

Kısa süre önce İran Dışişleri Bakanı [Muhammed Cevat] Zarif ve İran Cumhurbaşkanı Yardımcısı [Ali Akbar] Salehi ile bir araya gelerek, bölgenin güvenliği ve bölgenin nükleer silahlardan arındırılması ihtiyacından ötürü İran'ın JCPOA'ya tam riayet etmeyi sürdürmesi yönündeki beklentiyi kendilerine ilettim. ABD'nın, yaptırımların bir kısmının yeniden uygulanmasına ilişkin kararına rağmen, İran halkının yaptırımların kaldırılmasından yararlanmasının sağlanması yönündeki taahhüdümüz için de aynı durum geçerlidir.    

Özellikle bu konuyla ilgili olarak A3 [Fransa, Almanya, İngiltere] Bakanları Özel Amaç Aracının tesis edilmesine ilişkin son durum hakkında bilgi verdiler. Maliye Bakanlarıyla birlikte yürütmekte oldukları çalışmaları destekledik. Bu aracın, İran'la meşru iş ilişkisinin desteklenmesi ve korunmasının bir yolu olarak önümüzdeki haftalarda, yani yılsonundan önce tesis edilmesini bekliyorum.      

Ancak görüştüğümüz tek konu bu değildi. JCPOA'nın eksiksiz uygulanmasına verdiğimiz tam destek diğer hususları göz ardı ettiğimiz anlamına gelmez. Aksine, Fransa ve Danimarka örneğinde olduğu gibi, İran'ın bazı sektörlerinden yasadışı faaliyetleri tespit eden Avrupa Birliği'ne Üye Devletlere tam destek vermemiz ve bu devletlerle dayanışma içerisinde olmamız bizlere herhangi bir engel teşkil etmez. Bu destek yinelendi ve buna istinaden çalışma devam ediyor.      

En önemlisi, JCPOA'nın eksiksiz uygulanması İran'la bölgesel diyaloğumuzun temelini oluşturmaktadır. Yüksek düzeyli siyasi diyaloğumuz var ve bugün İran ve A4 ülkeleri [Fransa, Almanya, İtalya, İngiltere] ile, kısa süre önce bazı olumlu gelişmeler gözlemlediğimiz Yemen meselesi başta olmak üzere bölgesel konulara dair yeni bir tur Avrupa Birliği Diyaloğu yürütüyoruz. Bu konular bugüne dek ilk kez İran Dışişleri Bakanı tarafından onaylandı, böylece Birleşmiş Milletler [Yemen] Özel Temsilcisinin [ Martin Griffiths] çalışmalarına doğrudan destek ifade edilmiş oldu. 

Bu, bölgesel konulara ilişkin İran'la yürüttüğümüz diyaloğun sonucudur ve İran, BM himayesinde İsveç'te görüşmelere başlamaları için Husiler üzerindeki etkisini kullandı, ki bu bizlerin çok ısrarcı olduğu ve desteklediği bir konuydu. JCPOA'nın diyalog yoluyla, eksiksiz ve sürekli biçimde uygulanması temelinde, bizler için ciddi endişe kaynağı olan, balistik füzeler, Suriye ve istediğimiz ve halen İran'la görüşmekte olduğumuz diğer meseleleri de ele almayı sürdürebiliriz.       

JCPOA'nın eksiksiz uygulanması masadaki tek mesele değildir. Bizim için son derece ciddi endişe kaynağı olan bölgesel konuların çözüme kavuşturulması ya da en azından olumlu bir yönde ilerlemesi için diyaloğumuza yatırım yapmayı da sürdürüyoruz.   

S. İran’la ilgili olarak, önümüzdeki birkaç hafta içinde SPV’nin [Özel Amaçlı Araç] duyurulmasını beklediğinizi ifade ettiniz. Bu konuyla ilgili olarak nasıl bir düzenleme söz konusu olacak, [bu aracın] merkezi nerede yer alacak, aidiyet meselesi nasıl yapılandırılacak? Bir de Hollanda Dışişleri Bakanı [Stef Blok] "AB, küresel bir insan hakları müeyyideler rejimi için bir plan geliştirmeye de karar verdi" şeklinde bir Tweet attı. Bugün bu kararla ilgili olarak nasıl bir süreç yaşandı ve bundan sonra bu konuda neler olacak, bunlarla ilgili birkaç söz söyler misiniz?

SPV ile ilgili olarak devam eden çalışmaların ayrıntılarını paylaşmayacağım. E3 ülkeleri [Fransa, Almanya, Birleşik Krallık]uygun zaman geldiğinde gerekli açıklamayı yapacaktır; bu konuda onlar başı çekiyor. Ancak elbette ki bu araç, bilgi paylaşacağımız bir [araç] olacak ve yalnızca üyemiz olan devletlerle değil; aynı zamanda, onu gelecekte kullanabilecek olan üçüncü ülkelere de açmayı sabırsızlıkla bekliyoruz

Çalışmalar iyi ilerliyor; bu konuda olumlu neticelere varılması doğrultusunda sürekli ve kararlılıkla çalışan E3 dışişleri ve maliye bakanları ile hükümet ve devlet başkanlarına da teşekkür etmek istiyorum. 

Bahsettiğiniz mekanizmanın kurulmasına dair Hollanda’nın dile getirdiği teklife gelince: bu konu [Hollanda] dışişleri bakanı [Stef Blok] tarafından bugün dillendirildi. Genel tepkiler olumlu yönde oldu; şimdi yapmamız gereken ise özellikle de hâlihazırda uygulamada olan rejimlerle çakışmalar konusunda bir süre daha kafa yormak ve uzmanlar düzeyinde çalışmalar yapmak olacak.

Bu teklifin uygulanabilirliğiyle ve genel müeyyide rejimi sistemimize uygunluğu konusunda teknik düzeyde çalışmalar yapılacak. Bildiğiniz gibi müeyyide getirilmesiyle ilgili olarak bir takım çerçevelerimiz var ve bunların çakışmamasını ve aynı zamanda da birbiriyle çelişmemesini sağlamamız gerekiyor.

Her halükarda, müeyyidelerin getirilmesi siyasi kararı her zaman oybirliğiyle siyasi düzeyde alınmaktadır ve hangi sistem uygulanırsa uygulansın bu değişmeyecektir.

S: Ukrayna'yla ilgili olarak: Kerç Boğazı'nda yaşanan gelişmeler sonrasında Rusya'ya karşı yeni tedbirler bekleyebilir miyiz? Evetse ne zaman? Donbas ve Güney Ukrayna'yı destekleyecek tedbirleri ne zaman bekleyebiliriz? Sözde seçimlere katılan dokuz ayrılıkçıya karşı bugün kabul edilen yaptırımlarla ilgili olarak listede hiç bir Rus'un olmaması bu sözde seçimlerde Rusya'nın bir rol oynamadığı izlenimi verebilir.        

Bildiğiniz gibi Avrupa Birliği yaptırımları her zaman hukuki temellere dayanır ve gerekli hukuki değerlendirmenin ve bilgilendirmenin yapılması Üye Devletlerin kontrolünde ilerler. Takip ettiğimiz süreç Üye Devletler'in paylaştığı bilgilere, son derece ciddi hukuki tarama ve sonrasında da siyasi düzeyde bir uzlaşıya dayanmaktadır. Bugün kabul ettiğimiz ilave yaptırımlar için de aynı süreç izlenmiştir zira uyguladığımız tüm yaptırımların hukuki bakımdan sağlam ve zamanın sınamasına karşı dayanıklı olduğundan emin olmak isteriz.   

Ukrayna ile yaptığımız çalışmalara ve özellikle geçen hafta Perşembe günü yine Milano'da büyük bir memnuniyet ile görüştüğüm [Ukrayna] Dışişleri Bakanı [Pavlo] Klimkin ile gerçekleştirdiğimiz fikir alış verişine değinecek olursam, bu öncelikle bizim tarafımızdan bir politik jesttir. Bugün kendisinin burada bizlerle, yani Avrupa Birliği ve tüm Üye Devletlerle birlikte bulunması, Avrupa Birliği'nin Ukrayna'nın egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve Kırım Yarımadasının yasadışı bir şekilde ilhakını tanımayan pozisyonumuza destek vermeye devam ettiğini tekrar teyit etmenin bir yoludur.

İkincisi, bildiğiniz gibi, Kerç Köprüsünün inşasına ve kısmi olarak açılmasına tepki gösterdik. Bu çerçevede, zaten yürürlükte olan kısıtlayıcı tedbirlere, Temmuz ayında, inşaatta yer alan altı teşekküllü ekledik ve 11 Kasım'da Donbass'ta gerçekleştirilen, yasadışı ve hukuka ayrı bulduğumuz, tanımayı da reddettiğimiz, sözde seçimlere karşı net bir pozisyon benimsedik. Sizin de ifade ettiğiniz üzere, listeye daha bu sabah dokuz kişiyi ekledik.

25 Kasım olayları ile ilgili olarak, geçen hafta Milano'da [Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey] Lavrov ile görüştüm ve 28 üye devletin net ortak tutumunu dile getirdim. Rusya'dan özellikle alıkonulan Ukrayna gemilerini ve mürettebatını, bilhassa da mürettebatı, bir an önce serbest bırakmasını beklediğimizi ifade ettim. Ayrıca Rusya'nın, uluslararası hukuka uygun olarak, Kerç Boğazı'ndan Azak Denizi'ne engelsiz ve serbest geçiş sağlamasını beklediğimizi ifade ettim. Bu mesajlar sadece benim tarafımdan değil, geçtiğimiz günlerde ve haftalarda tüm Üye Devletler tarafından tutarlı ve ortak bir şekilde açıkça dile getirilmiştir.

Üçüncü unsura değinecek olursam: Bizler, Üye Devletler ile birlikte, Azak Denizi yakınlarında kargo trafiğinin sınırlandırılmasından en çok etkilenen bölgelere yardımcı olabilmek için somut ek destek tedbirlerini değerlendiriyoruz. Bildiğiniz üzere, yaptırımlar, kısıtlayıcı tedbirler, bize göre baskının sadece bir parçasını oluşturuyor. Bizim için önemli olan Ukrayna'ya ve Ukrayna halkına verebileceğimiz pratik destektir. Hem ekonomik açıdan hem de ülkenin reform gündemi dâhil olmak üzere, çok fazla desteğe ihtiyaç olduğunu biliyoruz.

Önümüzdeki Pazartesi Ukrayna Başbakanı [Volodymyr] Groysman'ı burada ağırlamaktan büyük memnuniyet ve onur duyacağım. Kendisi ile birlikte Avrupa Birliği ile Ukrayna arasındaki Ortaklık Konseyine başkanlık yapacağız ve son derece önemli bir yılda ülkenin reform gündemine yönelik desteğimizi ele alacağız.

Azak Denizi yakınlarında kargo trafiğinin sınırlandırılmasından en çok etkilenen bölgeye verilecek özel desteğe gelecek olursak, Dışişleri Bakanı [Pavlo] Klimkin ve [Avrupa Birliği'nin Avrupa Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden sorumlu] Komisyon Üyesi [Johannes] Hahn ile bölgeye destek olabilmek için finanse edebileceğimiz başka projeleri ve destekleri görüştük. Öncelikle, yeni başlatılan 50 milyon Avroluk bir programımız var, onun yanı sıra Avrupa Yatırım Bankası'nın bu konuda yapabileceği çalışmalar da dâhil olmak üzere, başka araçlarımız da mevcut. Son derece somut, farklı seçenekleri değerlendirdik, bu seçenekler şimdi ilgili birimlerimiz nezdinde takip edilecek.

Ukrayna'ya yönelik desteğimizin, yeni onaylanan ve yakında ödemesi gerçekleştirilecek olan birinci 500 milyon Avro dilimlik makro-finansal yardım ile kısa süre önce tekrar teyit edildiğiniz ifade etmek isterim.