fbpx AB haklar ve eşitlikler ajansı başkanları: Haydi! Aile içi şiddete son vermek için çabalarımıza hız verelim! | AB Türkiye
EU rights and equality agency heads: Let’s step up our efforts to end domestic violence

AB haklar ve eşitlikler ajansı başkanları: Haydi! Aile içi şiddete son vermek için çabalarımıza hız verelim!

13.05.2020 Çar - 10:05

29 Nisan 2020

Koronavirüs dolayısıyla dışarıya çıkış kısıtlarının başlamasından bu yana polis, kadın sığınma evleri ve STÖ’ler, başta kadını hedef alan şiddet olmak üzere aile içi şiddet vakalarında bir artış olduğunu bildirmektedir. Yaşanmakta olan pandemi, bir insan hakkı ihlali olan bu ciddi meselenin ne kadar yaygın; mücadelede kullanılan tedbirlerinse halen ne kadar yetersiz olduğunu gözler önüne sermiştir. EIGE-Avrupa Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Enstitüsü ve FRA-AB Temel Haklar Ajansı, AB’ye ve Birlik üyesi devletlere, koronavirüs pandemisini kadın haklarının etkin şekilde korunmasına yönelik çabalara hız kazandırılması için bir fırsat olarak kullanmaları doğrusunda çağrıda bulunmaktadır.

Konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada EIGE Direktörü Carlien Scheele şunları söyledi: “Avrupa’da hiçbir ülke, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamış değil; aile içi şiddetin sürüyor olması bunu bizlere üzücü bir şekilde hatırlatıyor. Bir partnerin diğerine uyguladığı şiddetin kronik bir şekilde yeterince bildirilmeyişi, gerçeğin sadece bir bölümünü bildiğimizi gösteriyor. Hükümetler şiddetin özel hayata ait bir konu olmadığını net bir şekilde ortaya koymalı ve polisin, adalet birimlerinin ve sağlık sektörünün mağdurlara yardım için birlikte çalışabilmesini sağlamalıdır.”  

Koronavirüs pandemisi öncesinde bile AB’de yaşayan her beş kadından biri, aile içi şiddet mağduruydu. Bununla birlikte ayın sonunu getirmekte zorlanan hanelerde yaşayan kadınlar için risk daha da yüksek,” diye konuşan FRA Direktörü Michael O’Flaherty, daha önce yapılmış bir FRA araştırmasına (survey) atıfta bulunarak şunları ekledi: “Aile içi şiddet vakalarında şu anda görülen sert artış, AB’nin ve Birlik üyesi devletlerin bu kriz sırasında kadını korumak üzere harekete geçmesi; önümüzdeki dönemde kadına yönelik şiddeti tamamıyla ortadan kaldırmak üzere aldıkları tedbirleri daha da güçlendirmeleri gerektiğini göstermektedir.”

Tecrit ve karantinalar Avrupa’nın büyük bir kısmında devam ederken kadınların aile içi şiddete maruz kalma riski artmaktadır.

Tehlike gerçektir. Adam öldürme olaylarına ilişkin bir araştırmaya göre  tüm dünyada  öldürülen kadınların %64’ü eşi veya partnerleri ya da ailelerinden birisinin ellerinde can vermektedir.  

Birçok AB ülkesi, mağdurlara danışmanlık hizmetleri, otel odalarında barınma imkanı sağlayarak ve farkındalık yaratma kampanyaları ya da yardım hatları oluşturarak hızla bu konuda harekete geçmiştir.   

EIGE ve FRA bu tedbirleri memnuniyetle karşılamaktadır. Ancak mağdurların korunmasına yönelik yapılması gerekenlerin kapsamı normal zamanlarda dahi destek tedbirlerinin ne kadar yetersiz kaldığını göstermektedir. Örneğin kadın sığınaklarındaki yatak sayısı 21 Üye Ülkenin imza attığı ve AB’nin mutabık kaldığını taahhüt ettiği İstanbul Sözleşmesi uyarınca gerekenin yalnızca yaklaşık yarısı kadardır.  

Tecritlerin son erdirilmesi aynı zamanda yeni güçlükleri de beraberinde getirecektir. Gelir ve iş kaybına bağlı mali güvencesizliğin yanı sıra bizleri bekleyen ekonomik durgunluk şiddeti tetikleyen ilave unsurlar olarak ortaya çıkabilir dolayısıyla istismara dayalı bir ilişkiyi bitirmek mağdurlar bakımından daha zorlaşabilir.  FRA’nın daha önce yaptığı bir araştırmaya göre geçimini güçlükle sağlayan kadınların %30’u, geçim sıkıntısı çekmeyen kadınların ise %18’i eşlerinden ya da partnerlerinden şiddet görmektedir.  

Bu durum, AB’nin kadına yönelik şiddetin sona erdirilmesi amacıyla uzun soluklu yapıları devreye sokması gerektiğini vurgulamaktadır. Covid-19 krizi çabalarımızı hızlandırmamız için bir fırsat sunmaktadır bu fırsatı değerlendirmeliyiz.  

EIGE ve FRA, AB ve Üye Devletlerini aşağıda belirtilen adımları dikkate almaya çağırır:

  • İstanbul Sözleşmesini henüz onaylamamış ya da ulusal yasalarını Sözleşmenin gereklilikleri ile tam uyumlu hale getirmemiş AB ülkeleri bir an önce bu konuda adım atmalıdır. Böylelikle, örneğin acil engelleme tedbirlerinin kullanımı kolaylaştırılabilir. Mevzuatın buna zaten imkân verdiği ülkelerde, polis bu tedbirden daha sık faydalanmalıdır.
  •  Kadına yönelik şiddet riskinin yönetilebilmesi için AB Üye Devletlerindeki polis, adalet ve sağlık sektörleri birlikte çalışmalıdır. Bu sektörlerdeki profesyonellere gereken kaynaklar sağlanmalı ve bu tür durumlara müdahale konusunda eğitim verilmelidir.  
  • Kadına yönelik şiddet olgusunun yeterli şekilde ölçülebilmesi ve ele alınması için AB üye devletleri arasında, kadına yönelik şiddet konusundaki veri toplama sistemi uyumlulaştırılmalıdır.
  • Kadına yönelik şiddeti ortadan kaldırmak için ulusal düzeyde alınan pek çok olumlu tedbir ışığında, AB üye devletler arasında iyi uygulama örneklerinin paylaşımını koordine etmelidir.
  • Pek çok AB ülkesinde nefret suçunun hukuki bir tanımı bulunmaktadır (etnik ve cinsel azınlıklara karşı işlenen nefret suçları gibi). Toplumsal cinsiyetleri nedeniyle öldürülen kadın ve kız çocuklarını ortaya koyabilmek için kadın cinayetlerinin uygulanabilir bir hukuki tanımı düşünülmelidir.  
  • Kadına yönelik şiddetin AB Antlaşması’nda tanımlanan AB suçları listesine eklenmesi hususunda Avrupa Komisyonu tarafından yapılan öneriyi destekliyoruz.  Bu şekilde kadına yönelik şiddetin yapısal doğası tanınır ve bunu ortadan kaldırmaya yönelik ortak çabalar da ivme kazanmış olur.

Kadınlar şiddete maruz kaldığı sürece toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak mümkün olmayacaktır. Ve toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanmadığı sürece de, kadına yönelik şiddet devam edecektir.

Kadına yönelik şiddeti kati olarak sona erdirebilmek için hep birlikte çalışalım.


Carlien Scheele

Direktör
Avrupa Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Enstitüsü

Michael O’Flaherty
Direktör
AB Temel Haklar Ajansı