Daha İyi Bir Geleceğe Yelken Açmak

Daha İyi Bir Geleceğe Yelken Açmak

24.01.2020 Cu - 11:16

Fotoğraf ve yazı: Berna Çetin

Toplumlar birlikte çalışarak gelişir; böylelikle ilerleme kaydederek sorunları el ele çözerler. Bir ofis ne kadar küçük ya da bir toplum ne kadar büyük olursa olsun, etkileşim kilit öneme sahiptir. Bazen insanlar biraz motivasyona ya da azıcık dürtülmeye ihtiyaç duyarlar; işte Türkiye'deki Mülteciler için Mali Yardım Programı kapsamında uygulanan sosyo-ekonomik projeler de bu amaçla devreye giriyor.

Projeler, başta yoğun mülteci barındıran İstanbul gibi şehirlerde olmak üzere, dünyanın en büyük mülteci nüfusunu ağırlayan Türkiye'nin dört bir yanında uygulanıyor. Pek çok proje, ihtiyaçlarının karşılanması için Suriyelilerin yanı sıra eşit şekilde Türk halkına da hizmet ediyor. İhtiyaçlar özellikle okullarda olmak üzere, çok erken yaşlarda başlıyor. Genç öğrencilerin, ailelerini desteklemek için düşük gelirli işlerde çalışmak yerine, okula devam oranlarını arttırma çabaları meyvelerini veriyor.

Okullara yeni ekipman ve yenilenen atölyeler

 

2

AB tarafından sağlanan mali destekle KfW (Alman Kalkınma Bankası) , MEB (Milli Eğitim Bakanlığı) ile birlikte çalışarak meslek okullarının atölyeleri için ekipman temin ediyor; ulaşım, eğitim ve öğretim materyalleri ve öğle yemeği sağlayarak öğrencilerin eğitimini destekliyor; ve iletişim ve bilgilendirme faaliyetleri yoluyla Suriyeli ve Türk gençler, aileler ve iş insanları arasında mesleki eğitim ve öğretim konusunda farkındalık yaratıyor. Çoğunlukla karşılaştığımız soru "Bunlar sadece Suriyeli öğrenciler için mi?" sorusu. Yanıt ise, "Bu destek proje kapsamındaki okullarda okuyan her öğrenci için; ister Suriyeli ister Türk isterse başka milletten olsun, aslında bu kapsamda 40'dan fazla milliyet yer alıyor". Ali Kul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinden bir grup öğrenci elektronik, kuaförlük ve bilgisayar dâhil bazı atölyeleri yenilendiği için çok heyecanlı. Bu ekipmandan faydalanacak öğrencilerden birisi olan 16 yaşındaki Sidra 9 yıldır Türkiye'de. Türkiye'de kendisini evinde hissettiğini söylüyor. "Hayatımın çoğu Türkiye'de geçtiği için Suriye'ye dönsem yadırgarım. Kız kardeşim buraya geldiğinde 5 aylıktı." Sidra muhasebe ya da bilgi teknolojisi okuyup annesinin aileyi geçindirmesine destek olmak istiyor. 19 yaşındaki Mohammed muhasebe öğreniyor ve iktisat okumak istiyor. Mohammed ve ailesi Şam'dan gelmiş. İstanbul dışında gördüğü tek şehir Çanakkale ve Karadeniz Bölgesini ziyaret etmek istiyor; proje sayesinde okulların düzenleyeceği sosyal uyum faaliyetleri yoluyla bu hayali gerçek olabilir.

"Ürettiğim ceketler Avrupa'da giyiliyor"

3 

4 

AB özel sektöre de ulaşabilmek için TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) ile birlikte çalışıyor. Projeye katılan firmalardan birisi tanınmış deri firması DESA; proje sayesinde üretimde çalışan personel mesleki yeterlilik belgesi aldı. Bu belge bazı sektörlerde mecburi. Arife ve Maksud çalıştıkları sektörde yeterlilik belgesi alan yüzlerce insandan birkaçı. Maksud: "27 senedir deri kesme üzerinde çalışıyorum. Şimdi yaptığım iş sertifikalandırıldığı için mutluyum. Bu bana güven veriyor." derken, Arife de yurt dışına ihracat yapan DESA’da çalışmaktan gurur duyduğunu anlatıyor: "Deri ceketler, çanta ve ayakkabılar Avrupa’daki ve dünyanın dört bir yanındaki insanlar tarafından kullanılıyor. Yaptığım iş, dünyanın farklı köşelerinde takdir ediliyor; bu beni çok gururlandırıyor."

"Yasal olarak çalıştığım için güvendeyim"

5 

AB tarafından desteklenen projelerden sadece büyük şirketler değil; aynı zamanda küçük ve orta ölçekli işletmeler de faydalanabiliyor. Bu kapsamda Dünya Bankası bu tür işletmelere ulaşabilmek üzere İŞKUR ve KOSGEB ile birlikte çalışıyor. Boraq Group, Arap ülkeleriyle çalışan bir yazılım şirketi; bu nedenle Suriyeli yazılım uzmanları ve satış temsilcilerine ihtiyacı bulunuyor. Bu proje sayesinde şirket, İŞKUR aracılığıyla en uygun elemanları bulabildi. Çalışma izinleri çıkana kadar İŞKUR çalışanlara günlük ödemeler yapıyor ve 6 ay boyunca işbaşı eğitimleri veriyor. Bu eğitimlerin sonunda, şirketler eğitime katılanların %20’sini istihdam ediyor. Ailesini desteklemek için Yaman’ın bu işe ihtiyacı vardı.  "Sosyal güvenlik kapsamındayım ve çalışma iznim çıkacak. Bu arada almış olduğum eğitime uygun alanda işbaşı eğitiminden faydalanabiliyor ve maaş da alabiliyorum. Zaten bir şekilde çalışmam gerekiyor; ancak şimdi, yasal olarak çalışabileceğime olan inancım tam." Bu şekilde işçiler sisteme kaydoluyor ve şirketler de ihtiyaçlarına uygun çalışanları işe alabiliyor, mülteciler de mesleklerine uygun şekilde yasal olarak istihdam edilebiliyor. Bu herkes ve ekonomi için kazan-kazan durumu.

Şanlıurfa’dan Afrika’ya

7 

Bazı projeler kapsamında kendi işini kuranlar destekleniyor. Bir web sitesi geliştirmek, broşür basabilmek için 25 bin TL hibe alan ve işi için mentorluk hizmeti sağlanan Ayman 29 yaşında bir elektronik mühendisi. Şanlıurfa’da üretilen bebek bezlerini Çad ve Kamerun gibi Afrika ülkelerine ihraç ediyor. Ayrıca Fransa’dan kusurlu bebek bezlerini alarak bunları Suriye’de yaşayanlara onartıyor ve bu bezleri Afrika’ya satıyor. "İşimi genişletmede mentorluk hizmeti çok faydalı oldu. Eğitimler aldık ve mentorlarımız düzenli olarak ofislerimizi ziyaret ederek hedeflerimize ulaşmamızı sağladılar." Birçok Suriyeli iş insanının Türkiye’de iş kurduğunu söyleyen Ayman, bu kişilerin içinde çalıştıkları toplum mensupları için istihdam fırsatı yaratarak Türk ekonomisine de katıldıklarını ifade ediyor.

Mültecilere ve ev sahibi topluluklara fırsatlar sunmak üzere Türkiye’nin dört bir köşesinde toplum merkezlerini, meslek ve dil kurslarını destekleyen bunlar gibi birçok proje uygulanıyor. AB, Türkiye’deki Mülteciler için Mali Yardım Aracı (FRIT)’in sahip olduğu toplam 6 milyar Avroluk paketin 1 milyar avroluk kısmını daha iyi bir gelecek için sosyo-ekonomik sektöre tahsis etmiş bulunuyor.