Kopenhag Katılım Kriterleri: Avrupa’yı Değiştiren 20 yıl

16.05.2013 Per - 14:22


Štefan Füle
Genişleme ve Komşuluk Politikasından sorumlu Avrupa Komisyonu Üyesi

''Konferans: Avrupa’yı değiştiren 20 yıl”, Kopenhag

14 Mayıs 2013

Sayın Bakan Wammen, Değerli Konuklar, hanımefendiler ve beyefendiler,

Bugün, Avrupa Birliği’ne üye olmak isteyen her ülkenin yerine getirmesi gereken üyelik kriterlerinin “vatanı” Kopenhag’da bulunmaktan büyük memnuniyet duyuyorum.  

Yirmi yıl önce bu zamanlar, Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri için ekonomik ve demokratik bir geçiş süreci, bu ülkelerin vatandaşları içinse umut dolu bir dönem yaşanmaktaydı. Batı Balkanlardaki mevcut politikamıza benzer şekilde o zaman da genişleme politikamızın net hedefi reformları desteklemek ve Avrupa’da barış, uzlaşı, demokrasi ve insan haklarının güçlenmesine destek olmaktı.     

İşte bu durum geçen yıl Nobel barış ödülünün sahibini açıklayan Nobel Komitesi’nin de dikkatini çekmiş olacak ki, bizlere genişleme sürecinin Avrupa’nın bütünü için bir başarı öyküsü olduğunu ve olmaya devam ettiğini hatırlattılar.

Kopenhag kriterleri bu politikanın şekillenmesi ve uygulanmasında ciddi rol oynamıştır. Kriterlerin ortaya konulmasından bu yana geçen yirmi yılın ardından, başlıca üç özelliğine vurgu yaparak kriterlerin ne tür katkılar sağladığına yakından bakmak istiyorum;

Kriterlerin koşulluluğu, etkisi ve devam eden geçerlilikleri.

Koşullukla başlamak istiyorum.

Doksanlı yılların başında Avrupa ciddi bir jeo-politik değişim yaşamaktaydı. Yanı başımızda yeni demokrasiler yükseliyordu. Geçiş süreci muazzam bir takım güçlükleri de beraberinde getirmekteydi. Avrupa Birliği’nin üye sayısını iki katından fazla arttırma beklentisiyle birlikte Kopenhag kriterleri, katılım sürecinde koşulluluk ilkesini kararlılıkla tayin ederek oyunun kurallarını net bir şekilde belirlemişti.

Siyasi kriterler, yeni Üye Devletler’in demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, azınlıklara saygı ve azınlıkların korunmasını güvence altına alan kurumların istikrarını sağlamalarını gerektiriyordu. Ekonomik kriterler, işler durumda bir piyasa ekonomisi ve Birlik içerisindeki rekabet baskısı ve piyasa güçleri ile baş edebilme kapasitesi arıyordu. Üye olmak isteyen ülkeler Avrupa Birliği müktesebatını kabul edebilmeliydi. Avrupa Birliği’nin, bir yandan Avrupa entegrasyonunda yakalanan ivmeyi korurken diğer yandan yeni üyeleri kabul edebilme becerisi de önemli bir husustu.         

Koşulluluk yeni bir kavram değildi ancak burada Kopenhag’da resmi olarak kabul edilmesi, katılım sürecinin nesnel ve öngörülebilir olmasını sağlamıştır. Bu politikanın bir bütün olarak güvenilirliğini arttıran Kopenhag kriterleri, siyasi taahhütlerin nesnel bir tarafı olmuş ve olmaya da devam etmektedir.  
İkinci önemli özellik kriterlerin etkisidir.

Genişleme, reformların ilgili ülkeler tarafından sağlam ve sürdürülebilir biçimde uygulanmasına dayanan tedrici bir süreçtir. İşte bu noktada Kopenhag kriterlerini esas alan koşulluluk ilkesinin etkisi kendisini göstermektedir. Katılım perspektifi siyasi ve ekonomik reformlara öncülük ederek toplumları dönüştürmekte ve vatandaşlar ve iş çevreleri için yeni fırsatlar yaratmaktadır. Avrupa Birliği’nin siyasi ve ekonomik gücünü de pekiştirmektedir.      

2004 yılında Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin katılım süreci, yıllarca süren suni bir bölünmenin ardından Doğu ile Batı’yı birleştirmiş ve böylece genel anlamda istikrar ve güvenliğin sağlanmasına katkıda bulunmuştur. Bu süreç aynı zamanda;

- daha derin bir ticari entegrasyon;
- daha büyük bir iç pazar;
- ölçek ekonomileri; ve
- artan yatırım ve istihdam imkanları;

gibi somut ve karşılıklı yararlar sağlamıştır.

Mevcut genişleme dalgası, koşulluluk ilkesinin dönüştürücü gücü ve buna eşlik eden Avrupa perspektifinin muazzam bir delilidir. Yirmi yıldan daha kısa bir süre önce Batı Balkanlar yıkım ve ümitsizliğin hakim olduğu bir bölgeydi. Bugünse barış ve istikrarın pekiştirildiği bir bölge haline geldi. 

Çok da uzak olmayan bir zamana kadar çatışmalarla boğuşan Hırvatistan,  1 Temmuz itibariyle Avrupa Birliği'ne üye olacak;

Karadağ'la üyelik müzakereleri başladı;

Sırbistan ve Kosova, Avrupa perspektifleri doğrultusunda kararlı bir şekilde ilerlemelerinin önünü açacak olan tarihi bir anlaşmaya vardı;

Ve Avrupa Birliği, Türkiye'de demokratik modernizasyonun temel çıpası olmayı sürdürüyor.

İzninizle şimdi de Kopenhag kriterleriyle ilgili üçüncü hususa geçeyim… Kısa ve öz olması dolayısıyla Amerikan Anayasasının çok uzun senelerce geçerliğini koruduğu söylenir: bu anayasa en önemli noktalara odaklanırken, ardından yapılan değişikliklerle Amerika'nın kurucu atalarının doğal olarak ön görememiş olduğu yeni gerçeklikler ve yeni güçlükler karşısında metnin güncelliği korunur. Çok daha genç olmasına karşın Kopenhag kriterlerinin aynı ilkeyi izlemesinden dolayı mutluyum: bu kriterler de en önemli hususları belirlemekte…

Avrupa Birliği Antlaşması'nın 49. Maddesi ile tespit edilen kriterler tıpkı 1993'te olduğu gibi bugün de geçerliğini korumakta olup bugün izlediğimiz genişleme politikamızın temelini teşkil eden 2006 yenilenmiş genişleme konsensüsü açısından da merkezi bir role sahiptir.

Bugün bir taraftan genişlemenin koşulluluğu aynı şekilde devam ederken, uygulamamız önceki genişleme süreçlerinden çıkarttığımız dersler ışığında evrilmiş durumdadır. Odağımızı daha ziyade iyi yönetişim, yargı reformu da dahil hukukun üstünlüğü, kamu yönetimi reformu ile yolsuzluk ve organize suçlarla mücadele gibi konulara kaydırmış bulunuyoruz.

Yargı ve temel haklar ile adalet, özgürlük ve güvenlik gibi politika sahalarında müzakerelere yönelik yeni yaklaşımımız buna tipik bir örnek… Bu sorunların müzakerelerin erken aşamalarında ele alınması genişleme ülkelerine, müzakereler kapanmadan önce gerekli olan mevzuatı, kurumları ve sağlıklı uygulama karnelerini oluşturmaları açısından azami zamanı vermektedir. Bu sayede reformların geriye dönülmeyecek şekilde köklü olması sağlanmakta, istikrar kuvvetlendirilmekte ve yasadışı göç ile suç sızmalarının gerçekleşme riski de azaltılmaktadır.

Bu işi ne kadar ciddiye aldığımızla ilgili olarak Karadağ'da 23. ve 24. fasıllara ilişkin gerçekleştirdiğimiz peer review (istişari heyet) çalışmasını sizlere örnek olarak vermek istiyorum. İltica, göç, sınır yönetimi, yolsuzlukla mücadele, yargı reformu ve temel haklarla ilgili olarak şu ana kadar yaklaşık 100 toplantı düzenlemiş bulunuyoruz.

İşte bu, genişleme momentumunu koruyan çaba ve kararlılığın somut bir göstergesidir. Genişlemeye yönelik daha düşük desteğe rağmen üye devletlerin konuya yaklaşımları oldukça güvenilirdir. Aday ülkelerin üyelik kriterlerini aynı inandırıcılıkla yerine getirmeleri halinde Üye Devletler de harekete geçecektir. Bu itibarla belki bir "genişleme yorgunluğu"ndan bahsedebiliriz; ne var ki, genişlemeye dönük yaklaşımımıza bakıldığında, buna dair hiçbir emare görmek mümkün olmayacaktır. Bunun yerine reform yorgunluğu hakkında birşeyler yapmalıyız.

Sözlerime son vermeden önce ekonomi yönetimi ile ilgili olarak da birkaç söz söylemek istiyorum. Kopenhag kriterlerinden bahsedildiğinde birçok insanın aklına siyasi kriterler gelmektedir; ancak, sürecin erken aşamalarında ekonomiyle ilgili kriterlerin taşıdığı önemi vurgulamayı da unutmamalıyız. 

Avrupa Birliği, ekonomi yönetimiyle ilgili olarak kapsamlı değişiklikler yaşamaktadır; genişleme ülkelerinin de bu durumdan haberdar olmaları ve olabildiğince sürecin içinde ve sürecin bir parçası olmaları gerekmektedir. Böylelikle bu ülkeler, Birliğe katılmadan önce sağlıklı mali kurallara ve sağlıklı bir bütçeye kavuşabilir. Ayrıca bu sayede bu ülkeler sadece Avrupa Birliği'nin gerekliliklerini uygulayabilecek duruma gelmekle kalmayıp aynı zamanda önlerinde yatan güçlüklerle de yüzleşebilecektir. Bağımsız ekonomilerimizle birlikte bu, tüm Avrupa Birliği için faydalı olacaktır.

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Genişleme sürecinin etkinliği büyük ölçüde onun güçlü omurgasına --yani Kopenhag kriterlerine--  dayanmaktadır. Bu kriterler zamanla sınanmış olup her geçen gün daha iyi hale getirilen bir uygulamayla birlikte, bugün de genişleme politikamıza bir çerçeve sunmakta, kılavuzluk etmekte ve ilham kaynaklığı yapmaktadır.

Dikkatiniz için teşekkür ederim.