fbpx Basın özgürlüğüne her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var | AB Türkiye
Joseph Borell

Basın özgürlüğüne her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var

03.05.2021 Pt - 11:54

02/05/2021 - 18:56

Blogdan

 

02/05/2021 – YT/BY Blog – Dünya Basın Özgürlüğü günü arifesinde, ne yazık ki COVID-19 pandemisi döneminde birçok ülkede gerileme yaşanan basın özgürlüğüne, benim ve AB’nin bağlılığını bir kez daha teyit etmek isterim. Çocukluğu diktatörlük altında geçmiş birisi olarak bilgiye rahat erişimin ve ifade özgürlüğünün demokrasi bakımından ne kadar kırılgan ve değerli olduğunu biliyorum.  

Geçen hafta Burkina Faso’da iki gazeteci sadece işlerini yaptıkları için öldürüldü. Bu olay gazetecilerin ve aynı zamanda basın özgürlüğüne güvenen demokratik toplumlarımızın karşı karşıya bulundukları tehditlerin çarpıcı bir hatırlatıcısıdır. COVİD-19 pandemisi nedeniyle gazeteciler çoğunlukla tehlikeli şartlarda çalışmaya zorlanmaktadır. Kapanma tedbirleri de zaten güç durumdaki bağımsız medya sektörüne, mecburi işten çıkarmalar ve kapatmalar nedeniyle ciddi bir ekonomik darbeye olmuştur. Dünyanın birçok köşesinde demokrasi gerilerken basın özgürlüğü de giderek zayıflayan bir zeminde hayatta kalmaya çalışmaktadır.

O zamanlar basının özgür olmadığı bir ülkede büyüdüğüm için bunun kamusal tartışmalar ve yurttaş hakları bakımından nelere mal olduğunu oldukça iyi biliyorum. Sıkı bir medya kullanıcısıyım ve gazetecilerin sundukları bilgiler ve analizler her gün yapmam gereken işlerde bana büyük destek oluyor. Kariyerim boyunca çok geniş bir medya yelpazesinde çalışmalarına değer verdiğim çok sayıda gazeteci tanıdım. İnternetten dolayı değişen çalışma şekilleri ve tüm kıtalarda yükselen liberalleşmenin etkisiyle birçok ülkede gazetecilerin işlerinin pandemi öncesinde dahi zaten ne kadar zorlaşmış olduğunu biliyorum.

COVID-19 pandemisinde ikinci Dünya Basın Özgürlüğü Günü

Bu, COVID-19 pandemisinin ortasında kutladığımız ikinci Dünya Basın Özgürlüğü Günü. Yaşadığımız sağlık krizleri sırasında gazeteciler, zaman zaman büyük kişisel riskler de alarak, bizleri bilgilendirmek ve güvende olmamızı sağlamak üzere çalıştılar. Pandeminin basın özgürlüğü ve çoğulculuğun yıpranma sürecini hızlandırdığına dair bugün yeterince  verimiz var.    V-Dem Enstitüsü (harici bağlantı), verilerine göre dünyadaki, tüm ülkelerin üçte ikisi 2020 yılında medyaya yeni kısıtlamalar getirmiştir.  

Dünya virüsle mücadeleye odaklanmışken, birçok hükümet gazetecilere daha fazla sansür uygulamak, kötü muameleye göz yummak ya da izin vermek ve ifade özgürlüğüne kısıtlamalar getirmek için sağlık krizlerini istismar etmiştir. Geçtiğimiz yıl dünya genelinde gazeteciler işlerini yaptıkları için yıldırma, tehdit, para cezaları ve hapis cezalarıyla karşı karşıya kalmış, saldırıya uğramış hatta öldürülmüştür.

2020’de 272 Gazeteci Hapse Atıldı

Gazetecileri Koruma Komitesi’ne göre (harici link), 2020 yılında, korkunç bir rekor sayıya ulaşarak, dünya çapında 274 gazeteci çalışmaları nedeniyle hapsedilmiştir, çoğu kez bu gazeteciler karşı herhangi bir suçlama da ifşa edilmemiştir. En fazla sayıda gazeteci -üst üste iki yıl olmak üzere- Çin'de hapsedilmiştir, Çin’i Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan izlemektedir. 2021 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde (harici link), Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, medya özgürlüğünün "73 ülkede tamamen veya ciddi şekilde engellendiğini ve 59 ülkede de kısıtlandığını, iki grubun birlikte değerlendirmeye alınan ülkelerin %73’üne tekabül ettiğini" belirtmiştir. Bu son derece endişe verici bir eğilimdir.

COVID-19 pandemisine eşlik eden “infodemi”

COVID-19 pandemisine bir "infodemi" eşlik etmeye devam ediyor – yani virüs ve onunla mücadele çabaları hakkında büyük bir dezenformasyon yayılımı söz konusu. Devlet ve devlet dışı pek çok aktör politik ya da ekonomik gündemlerini hayata geçirmek amacıyla, pandemiye karşı yürütülen küresel mücadeleye zarar vermek pahasına, insanların korkularından yararlandı. Biz, AB'yi hedef aldıklarında, bu dezenformasyon kampanyalarını yakinen izliyor ve ifşa ediyoruz.

Bağımsız medyanın desteklenmesi ve korunması bugün, hiç olmadığı kadar büyük bir önem taşıyor. Farklı politika seçenekleri arasında bilinçli bir tercih yapabilmek için, vatandaşların seçimleri için temel alacakları gerçekleri tam olarak bilmeleri gerekiyor. Özgür ve doğru bilgi herkes için erişilebilir kılınmazsa, demokrasi işleyemez. Bu sebepten dolayı, basın özgürlüğü için dik durmalı ve dezenformasyona karşı savaşmalıyız.

Avrupa'da ve dünya çapında medya özgürlüğünü ve çoğulculuğu korumayı başaramazsak, demokrasilerimizi ve birliğimizi zayıflatmaya çalışan zararlı söylemlere karşı en iyi siperimizi kaybedebiliriz.
 

Basın özgürlüğüne olan bağlılığımızı yeniden teyit etmek için 2020'de üç AB eylem planı

 2020'de AB, üç farklı eylem planını [1] kabul ederek, açık ve özgür medyaya destek çalışmalarını artırma kararlılığını bir kez daha teyit etti. Bu eylem planları, sadece AB içinde değil aynı zamanda dünyanın geri kalan bölgelerinde, hem siyasi hem de mali açıdan güçlendirilmiş AB eylemleri çağrısında bulunuyor. Ayrıca geçtiğimiz Aralık ayında küresel insan hakları yaptırım rejimini kabul ettik, bu da bize, nerede meydana gelirse gelsin, dünya çapındaki ciddi insan hakları ihlallerini ve istismarlarını hedef alabilmemiz için ek bir araç sunuyor.

Birlikte, her türlü medya özgürlüğü ihlalini kınamalı; dünyanın her yerinde hapisteki gazetecilerin kayıtsız şartsız serbest bırakılması çağrısında bulunmalı; ve bağımsız medyanın ekonomik olarak ayakta kalmasını sağlamalıyız. Bu pandemiyi sona erdirmek ve iklim değişikliğiyle mücadele etmek için güç birliği yaparken, bir yandan da gelecek kuşakların özgür ve bağımsız bir medyaya sahip olma temel hakkından yararlanmaya devam etmelerini sağlamalıyız.

 


[1] 2020-24 insan hakları ve demokrasi eylem planı, Avrupa Demokrasi Eylem Planı  ve AB Medya Eylem Planı (harici link).