Türkiye’de Deniz Çevresinin Korunmasına AB Desteği

Türkiye’de Deniz Çevresinin Korunmasına AB Desteği

AB’nin desteklediği bir proje ile, Türkiye’nin deniz ve kıyı ekosistemlerinin korunmasına destek sağlanıyor. Proje ortakları bu hafta Ankara’da toplanarak projenin başarılı sonuçlarını ve deniz çevresinin korunması ve sürdürülebilirliği konusunda izlenecek yolu değerlendirdi.

T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Genel Müdür Yardımcısı vekili Sayın Recep Akdeniz ve AB Türkiye Delegasyonu Bölüm Başkan Yardımcısı Sayın Tibor Sztaricskai, proje kapsamında elde edilen başarıları gözden geçirdi.

Proje, Avrupa’da deniz çevresinin daha etkin bir şekilde korunmasını hedefleyen AB Deniz Stratejisi Çerçeve Direktifinin Türkiye’de de uygulanmasına yönelik hazırlıklara destek oluyor. 

Bütçesi 2,5 milyon avro olan proje kapsamında, ilgili kuruşlarda görevli 200’den fazla uzmana yönelik olarak düzenlenen eğitimlerin ve çalışma ziyaretlerinin yanı sıra, direktifin Türkiye’de uygulanmasının yolunu açacak birçok rapor hazırlandı.  Ayrıca, Türkiye’deki denizlerin ve kıyı bölgelerinin sosyo-ekonomik analizi ilk defa bu projeyle gerçekleştirildi.

Deniz ve kıyı bölgeleri, sağladıkları faydalar ve iklim değişikliği ile kaynakların aşırı kullanımı gibi dış tehditlere olan hassasiyetleri sebebiyle çok büyük bir öneme de sahip..

AB perspektifinden bakıldığında, deniz ekosistemlerinin dirençli olmasını sağlamanın yanı sıra, gıda ve su teminine katkı ve iklim değişikliğinin hafifletilmesi gibi uzun vadeli ekosistem hizmetlerinin sunulmasını da sağlamak amacıyla, denizlerdeki beşeri faaliyetlerin yönetiminde entegre ve bütünsel bir yaklaşıma ihtiyaç var.

Arka plan

Türkiye’ye Katılım Öncesi Yardım Aracının Çevre Bileşeni:
 

Avrupa Birliği, Çevre ve İklim Eylemi dahil olmak üzere birçok sektörde Türkiye’ye Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) vasıtasıyla destek olmaktadır.  Bu alandaki AB yardımı; su kaynaklarının korunmasına ve su teminine ilişkin yatırımların yanı sıra; suların, atıkların, kimyasalların, hava kalitesinin ve doğal kaynakların yönetilmesine yönelik kapasite geliştirme çalışmaları ve iklim değişikliğiyle ve afetlerle başa çıkma çabaları da dahil olmak üzere pek çok farklı alanı kapsamaktadır.

2002’den bu yana çevresel konularda Türkiye’ye yapılan AB yardımı 1 milyar avroyu geçmiştir.

Sürekli iyileştirilen ve geliştirilen 300’den fazla mevzuatı içeren AB çevre müktesebatı, katılım sürecinin en karmaşık zorlukları arasında yer almaktadır. 
 
Deniz ve kıyı bölgeleri, sağladıkları faydalar ve iklim değişikliği ile kaynakların aşırı kullanımı gibi dış tehditlere olan hassasiyetleri sebebiyle çok büyük bir öneme sahiptir.

 

2008 yılında kabul edilen Deniz Stratejisi Çerçeve Direktifi, biyoçeşitliliği korumak, sağlıklı, temiz, verimli, çeşitliliği bol ve dinamik okyanus ve denizler sağlamayı amaçlayan ana yasama aracıdır. Direktif, balıkçılık örneğinde olduğu gibi Avrupa’daki denizlerde kaynakların tüketilmesinden kaynaklanan birçok farklı zorlukla başa çıkmada AB (Entegre Denizcilik) Politika müdahalesinin esas bileşenlerinden biridir.
 
2016 yılı ortasından bu yana AB Üye Devletleri, 2020 yılına kadar tüm deniz sularında “İyi Çevresel Durum”a ulaşılmasını amaçlayan direktife göre belirledikleri önlemler programını uygulamaya başlamıştır. Direktif, İyi Çevresel Durumdaki (İÇD) deniz ve kıyı ekosistemlerinin korunmasına ve sürdürülebilirliğine yönelik olarak, Üye Devletlerin Bölgesel Deniz Sözleşmeleri ile yakın iş birliği içerisinde olmasını şart koşmaktadır.
 
Daha fazla bilgi için:
http://marinturkproject.com/